Karar Bülteni
AYM Neriman Demirbağ BN. 2022/61000
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/61000 |
| Karar Tarihi | 11.06.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Haksız gözaltı için tatminkar tazminat ödenmelidir.
- Tazminat tutarı anayasal standartlardan düşük olamaz.
- Manevi tazminat miktarı sembolik düzeyde kalamaz.
- Beraat sonrası uğranılan zararlar devletçe giderilmelidir.
Bu karar, haksız yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında hükmedilecek miktarların anayasal standartlarını net olarak belirlemesi açısından uygulamada büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, beraatle sonuçlanan ceza yargılamalarının ardından haksız koruma tedbirleri için devlete karşı açılan davalarda ödenen manevi tazminatların sembolik düzeyde kalamayacağını güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Mahkemelerin miktar belirlerken takdir yetkisi bulunsa da, tayin edilen tutarların hakkaniyete uygun ve mağduriyeti giderici nitelikte olması gerektiği hukuken tescillenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu ihlal kararı ağır ceza mahkemelerinin haksız tutuklama ve gözaltı tazminatı hesaplamalarında doğrudan dikkate alması gereken emredici bir rehber niteliği taşımaktadır. Mahkemeler artık Anayasa Mahkemesinin benzer hak ihlalleri için belirlediği asgari tazminat tarifelerini ve güncel ekonomik koşulları mutlaka gözetmek zorundadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan ve kamuoyunda eleştirilen çok düşük miktarlı tazminat kararlarının önüne geçecek olan bu içtihat, vatandaşların devletten talep ettikleri meşru tazminat haklarının içinin boşaltılmasını engelleyecek ve idari mercileri koruma tedbirlerini uygularken çok daha hassas davranmaya sevk edecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Neriman Demirbağ, silahlı terör örgütüne üye olma iddiasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında 14 Ağustos 2017 tarihinde gözaltına alınmış ve üç gün gözaltında kaldıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Hakkında açılan ceza davası sonucunda suçsuz bulunarak beraat etmiştir. Beraat kararının kesinleşmesinin ardından, haksız yere gözaltında tutulduğu günlerin telafisi için devlete karşı tazminat davası açmıştır. Başvurucu, haksız gözaltı işlemi nedeniyle yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için 5 bin lira maddi ve 15 bin lira manevi tazminat talep etmiştir. Ancak yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesi, üç günlük gözaltı süresi için yalnızca 140 lira maddi ve 750 lira manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucu, devlet tarafından kendisine ödenmesine karar verilen bu tutarların yaşadığı mağduriyeti gidermekten çok uzak ve adaletsiz olduğunu belirterek hakkını aramak üzere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bireylerin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalelerin değerlendirilmesinde Anayasa m. 19 hükümlerini esas almaktadır. Özellikle anılan maddenin dokuzuncu fıkrası, haksız yakalama veya tutuklama mağdurlarının devletten doğrudan tazminat talep etme hakkını anayasal güvence altına almaktadır. İlgili uyuşmazlıkların çözümünde asli yasal dayanak ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 olarak karşımıza çıkmaktadır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kimselerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerini açıkça düzenlemektedir.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, bu bent kapsamında açılan tazminat davalarında hukuka aykırılık kanun gereğince peşinen kabul edilmektedir. Ağır ceza mahkemelerince bu maddeye dayanılarak tazminat ödenmesine karar verilmesi durumunda, Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme yalnızca hükmedilen tazminat miktarının yeterli ve orantılı olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Derece mahkemelerinin tazminat miktarını belirlerken somut olayın şartlarına göre takdir yetkisi bulunsa da, meydana gelen ihlalle orantılı olmayan, son derece düşük ve önemsiz miktarda bir tazminat tayin edilmesi Anayasa'nın ruhuna kesinlikle aykırı düşmektedir. Manevi tazminat miktarının yeterliliği ölçülürken; kişinin sosyal ve ekonomik durumu, mesleki konumu, üzerine atılı suçun niteliği, koruma tedbirinin kişi üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve ihlalin ağırlığı mutlaka dikkate alınmalıdır. Ayrıca, hükmedilen tutar, Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda verilmesine hükmettiği tazminat miktarlarına kıyasla kayda değer ölçüde düşük kalmamalıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvuru dosyasını incelediğinde derece mahkemesi tarafından verilen tazminat miktarlarının adil olup olmadığını maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı ve detaylı bir biçimde ele almıştır. Maddi tazminat yönünden yapılan incelemede, derece mahkemesinin başvurucunun Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını dikkate alarak, gözaltına alındığı tarihteki asgari ücret üzerinden hesaplama yaptığı görülmüştür. Üç günlük gözaltı süresinin karşılığı olarak hesaplanan 140,40 TL maddi tazminat tutarının, o günün koşullarında asgari ücretin günlük bedeline tekabül ettiği ve bu yönüyle davanın şartları çerçevesinde orantısız veya hakkaniyete aykırı olmadığı tespit edilmiştir.
Ancak manevi tazminat yönünden yapılan hukuki değerlendirmede tamamen farklı bir sonuca ulaşılmıştır. Derece mahkemesi, başvurucunun üç gün boyunca haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılması karşılığında yalnızca 750 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin gözaltının hukukiliğine ilişkin benzer ihlal kararlarında, mahkemenin karar tarihi olan 2021 yılı için bir günlük gözaltı süresi karşılığında asgari 600 TL manevi tazminata hükmettiği dikkate alındığında, üç günlük hürriyetten yoksun kalma durumu için belirlenen 750 TL'nin son derece yetersiz kaldığı ortadadır. Derece mahkemelerince hükmedilecek tazminatın Anayasa Mahkemesi standartlarıyla birebir aynı olması zorunlu olmasa da, takdir edilen miktarın bireyin mağduriyetini telafi etmekten çok uzak, tamamen sembolik bir bedel düzeyinde kalmaması gerekir. Olayın koşulları, başvurucunun maruz kaldığı ağır stres, hürriyetinden yoksun kaldığı süre ve üzerine atılı suçun ağırlığı göz önüne alındığında, ödenmesine karar verilen tazminatın başvurucunun manevi zararlarını karşılamaktan açıkça uzak olduğu görülmüştür. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltı tedbirleri dolayısıyla ödenen tazminatın yetersizliği nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.