Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2025/603 E. | 2025/2909 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/603 E. 2025/2909 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/603
Karar No 2025/2909
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü Alacak (İşçi ile İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • Tanıkların dinlenmemesi ispat hakkının ihlali niteliğindedir.
  • İşverenle davası olan işçi tanık olarak dinlenebilir.
  • Tanık sınırlandırması hakkın özüne zarar veremez.

Yargıtay'ın bu kararı, iş yargılamasında tanık delilinin ve hukuki dinlenilme hakkının önemini bir kez daha çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle çalışma hayatında çok sayıda işçiyi ilgilendiren ve seri davalar şeklinde adliyelerde yer bulan uyuşmazlıklarda, mahkemelerin usul ekonomisini gerekçe göstererek tanık sınırlandırmasına gitmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ancak bu karar ile HMK m. 241 hükmünün dar yorumlanması gerektiği, "yeterli kanaat oluştuğu" şeklindeki soyut bir gerekçeyle, hele ki duruşma salonu önünde hazır edilen tanıkları dinlemekten kaçınmanın doğrudan doğruya bir bozma sebebi olacağı vurgulanmıştır. Yüksek Mahkeme, işverenle davası veya husumeti bulunan kişilerin tanık olamayacağına dair bir usul kuralı bulunmadığını teyit ederek, tarafın ispat hakkının kutsallığına işaret etmektedir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "işverene karşı davası olan tanığın beyanına itibar edilmez" veya "dinlenmesine gerek yoktur" şeklindeki hatalı yerel mahkeme pratiklerine karşı bu karar kesin bir sınır çizmektedir. Hâkimin tanık beyanlarını serbestçe takdir etme yetkisi bulunsa da, bu yetki delili hiç toplamama veya tanığı hiç dinlememe hakkı vermez. Özellikle EYT uygulamaları sonrasında işverenlerin belirli bir işçi grubunu işten çıkarmaya yönelik stratejileri, ihtiyari arabuluculuk süreçlerinde irade fesadı iddiaları ve işyerinde sistematik mobbing (psikolojik taciz) gibi ispatı son derece zor ve karmaşık konuların aydınlatılmasında, tanık beyanları hayati bir öneme sahiptir. Bu hususların aydınlatılabilmesi için mahkemelerin işçi lehine yorum ilkesi ile adil yargılanma hakkı gereği, gösterilen ve hazır edilen tüm tanıkları dinlemesi gerektiği yönünde bu karar güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen düzenleme sonrasında, işverenin emekliliğe hak kazanan personelle çalışmak istemediğini açıkça beyan ettiğini ve süreç içerisinde sistematik bir şekilde mobbing uygulandığını iddia ederek işverene karşı tazminat ve alacak davası açmıştır. İşçi, bu psikolojik baskılar sonucunda emeklilik dilekçesini vermek zorunda bırakıldığını, daha sonra işveren tarafından dayatılan ihtiyari arabuluculuk süreci ile iş sözleşmesinin sonlandırıldığını ve bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığını öne sürmüştür.

Uyuşmazlığın bir diğer temel noktasını, işverenin eşit davranma borcuna aykırı eylemleri oluşturmaktadır. Davacı, kendisiyle aynı durumda olup işten ayrılan bazı işçilere beş, yedi veya dokuz aylık ücretleri tutarında "ek menfaat" ödemesi yapıldığını, ancak kendisine bu yönde bir ödeme gerçekleştirilmediğini belirtmiştir. Ayrıca, arabuluculuk sürecinde mutabık kalınarak ödenen kıdem ve ihbar tazminatı tutarlarının da eksik hesaplandığını iddia etmiştir. Davacı bu gerekçelerle, imzalanan arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaat alacağı ile eksik ödenen kıdem ve ihbar tazminatı farklarının davalı işverenden tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise sürecin yasalara uygun yürütüldüğünü, arabuluculuk tutanağının kesinleştiğini ve ek menfaat uygulamasının genel bir işyeri kuralı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuk kurallarının en başında, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 ile güvence altına alınan "adil yargılanma hakkı" gelmektedir. Adil yargılanma hakkının en önemli ve ayrılmaz unsuru, davanın taraflarının iddia ve savunmalarını özgürce mahkemeye sunabilmelerini sağlayan hukuki dinlenilme hakkıdır. Bu evrensel hukuk ilkesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 düzenlemesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" başlığı altında usul hukukumuza detaylı biçimde yansıtılmıştır. İlgili madde uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak yargılamaya katılma, açıklama yapma ve iddialarını ispat etme hakkına mutlak surette sahiptir.

Yargılamada geçerli olan silahların eşitliği ilkesi gereği, her iki tarafın eşit şekilde bilgi ve belge sunma, tanık dinletme ve ispat araçlarını kullanma hakkı bulunmaktadır. İspat sürecinin yürütülmesi aşamasında mahkemenin yetkilerini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmü, hâkime "Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" imkânı tanımaktadır. Ancak bu yasa maddesinin gerekçesine ve yerleşik içtihatlara bakıldığında, asıl amacın davayı gereksiz yere uzatma niyetiyle hareket eden, yargılamayı sürüncemede bırakmaya çalışan tarafın kötü niyetli çabalarını önlemek olduğu açıkça görülmektedir.

İş yargılaması pratiğinde ve Yargıtay'ın yerleşik kararlarında kabul edildiği üzere, bir tanığın sırf işverenle derdest bir davası bulunması, işverenle husumetli olması veya aynı şirketten ayrılarak dava açmış bir işçi olması, onun tanık olarak dinlenmesine yasal bir engel teşkil etmez. Usul hukukumuzda davalı ile davası olan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair yasaklayıcı hiçbir usul kuralı bulunmamaktadır. Hâkim, tanık beyanlarını serbestçe takdir eder; şayet beyanların çelişkili olduğunu veya gerçeği yansıtmadığını diğer somut delillerle saptarsa buna göre bir sonuca varır, fakat bu durum peşinen tanığı dinlemekten imtina etme hakkını mahkemeye tanımaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi tarafından yürütülen yargılama aşamasında, davacı işçi tarafı mobbing, irade fesadı ve eşit davranma borcuna aykırılık iddialarını ispatlamak amacıyla mahkemeye on kişilik kapsamlı bir tanık listesi sunmuş, hatta duruşma günü bu tanıkların bir kısmını duruşma salonu kapısında bizzat hazır etmiştir. Ancak yerel mahkeme, listedeki tanıklardan sadece ikisini dinlemekle yetinerek, geri kalan tanıkları dinlememiş ve davayı reddetmiştir. Mahkemenin dinlememe gerekçesi olarak; dinlenmeyen tanıkların işverenle seri davalarının bulunması, işverenle aralarında husumet olması ve dinlenen iki tanığın mahkemede yeterli kanaati oluşturduğu iddiaları gösterilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin bu gerekçesini dosya kapsamına uygun bularak işçinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde ise, yerel mahkemenin sergilediği bu tutum açık bir hukuka aykırılık ve ciddi bir usul hatası olarak değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme kararında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmünün temel amacının davayı kötü niyetle uzatmayı engellemek olduğu hatırlatılmıştır. Oysa duruşma salonu önünde zaten hazır edilmiş bekleyen tanıkların dinlenmesinin, davayı uzatma veya sürüncemede bırakma amacı taşımadığı son derece belirgindir. Üstelik, dinlenen iki tanığın davacı işçi lehine beyanda bulunmasına rağmen mahkemenin "iddialar ispatlanamadı" sonucuna varması, ortada iddiaları aydınlatacak yeterli kanaatin aslında oluşmadığını ve kanunun aradığı şartların gerçekleşmediğini açıkça göstermektedir. Bu durumda, olay aydınlanıncaya ve mahkemede tam bir kanaat hasıl oluncaya kadar gösterilen diğer tanıkların da dinlenmesi hukuki bir mecburiyettir.

Yargıtay ayrıca, işverenle davası veya hukuki husumeti olan bir işçinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair usul hukukumuzda hiçbir yasaklayıcı hüküm bulunmadığının altını önemle çizmiştir. Hâkim, tanık beyanlarını serbestçe değerlendirme, çelişkileri giderme ve takdir etme yetkisine her zaman sahiptir; ancak bu takdir yetkisi, kanuni bir engel yokken tanığı en baştan reddetme yetkisi vermez. İşçinin yasal ispat hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının bu şekilde kısıtlanması, adil yargılanma ilkesini derinden zedelemiştir. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: