Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | A.Ç. | BN. 2022/11785

Karar Bülteni

AYM A.Ç. BN. 2022/11785

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/11785
Karar Tarihi 09.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Hüküm kesinleştikten sonra şikayetten vazgeçme cezayı etkilemez.
  • Yeniden yargılamada delilleri değerlendirme yetkisi mahkemededir.
  • Derece mahkemesinin kararı açık keyfilik barındırmamalıdır.
  • Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı adil yargılanmanın parçasıdır.

Bu karar, ceza yargılamasında hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan şikayetten vazgeçme beyanlarının ve değişen müşteki ifadelerinin hukuki niteliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kanuni düzenlemeler ışığında, şikayete tabi suçlarda dahi mahkumiyet kararının kesinleşmesinin ardından yapılacak şikayetten vazgeçme işlemlerinin cezanın infazına engel olmayacağını teyit etmiştir. Ayrıca, müştekinin beyan değiştirmesi sebebiyle yeniden yargılama talebinin kabul edilip duruşma açılmasının, önceki mahkumiyet hükmünün tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmeyeceği, sadece yeni delillerin tartışılmasına olanak sağladığı vurgulanmıştır.

Uygulamada sıkça karşılaşılan, hükmün infazı aşamasında müştekinin beyanını değiştirmesi veya şikayetinden vazgeçmesi durumlarına ilişkin derece mahkemelerinin takdir yetkisi bu kararla pekiştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin yeniden yargılama sonucunda müştekinin sonradan değiştirdiği ifadelerine itibar etmeyerek ilk hükmü onaylamasını açık bir keyfilik veya bariz takdir hatası olarak görmemiştir. Bu durum, benzer davalarda mahkemelerin delil değerlendirme yetkisinin ne denli geniş olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin bu takdir yetkisine, davanın sonucunu adaletsiz kılacak açık bir keyfilik olmadığı sürece müdahale etmeyeceğini gösteren son derece önemli bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir cinsel saldırı iddiası etrafında şekillenmektedir. Olayda müşteki, başvuruya konu olan kişinin kendisini odasında öptüğünü, dokunduğunu ve mesajlar atarak taciz ettiğini belirterek şikayetçi olmuştur. Bu şikayet üzerine başlayan yargılamada mahkeme sanığa ceza vermiş, bu ceza istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

Ancak işler, cezanın infazı aşamasında değişmiştir. Müşteki, mahkemeye yeni bir dilekçe vererek yalan söylediğini, sanığın kendisine borç vermediği için sinirlenip iftira attığını ve şikayetinden vazgeçtiğini belirtmiştir. Bunun üzerine mahkeme yeniden yargılama sürecini başlatmış fakat müştekinin bu yeni beyanına ve pişmanlığına inanmayarak eski ceza kararını tekrar onaylamıştır. Başvurucu, müşteki şikayetinden vazgeçtiği ve yalan söylediğini itiraf ettiği halde ceza almasının haksızlık olduğunu, mahkemenin bariz bir takdir hatası yaptığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa ve usul kanunlarında yer alan temel prensiplere dayanmıştır. Temel kural olarak ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin hukuka uygun yöntemlerle ortaya çıkarılmasıdır. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesiyle paralel olarak hakkaniyete uygun yargılanma güvencesini de kapsamaktadır.

Kararda vurgulanan en kritik yasal düzenlemelerden biri şikayetten vazgeçmenin zaman sınırı ile ilgilidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.73 hükmünün dördüncü fıkrasında, hükmün kesinleşmesinden sonraki şikayetten vazgeçme eyleminin cezanın infazına engel olmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Bununla bağlantılı olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.2 uyarınca kovuşturma evresi, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreci ifade etmektedir. Hüküm kesinleştikten sonra artık teknik ve hukuki anlamda bir kovuşturma aşamasından söz edilemez.

Ayrıca, yeniden yargılama süreci 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.311 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilerek duruşma açılması, önceki hükmün otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.323 uyarınca mahkeme, yapacağı yeni duruşma sonucunda önceki hükmü aynen onaylayabilir veya iptal ederek dava hakkında yeniden hüküm kurabilir.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, derece mahkemelerinin maddi olayları saptaması, delilleri değerlendirmesi ve ulaştığı sonuçlar kural olarak bireysel başvuru incelemesine konu edilemez. Ancak mahkemenin tespitlerinin adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi durumu, bu kuralın tek istisnasını oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıkta öncelikle başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir. Somut olayda, başvurucu hakkındaki cinsel saldırı suçlaması neticesinde verilen mahkumiyet kararı istinaf denetiminden de geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Müşteki, mahkumiyet kararının kesinleştiği tarihten çok sonraki bir aşamada dosyaya yeni bir dilekçe sunarak önceki beyanlarının yalan olduğunu, sanığın kendisine borç vermemesine sinirlenerek kasten iftira attığını belirtmiş ve şikayetinden vazgeçtiğini açıklamıştır.

İlk derece mahkemesi, müştekinin sunduğu bu yeni dilekçeyi yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabule değer bulmuş ve yeniden duruşma açmıştır. Ancak gerçekleştirilen yeniden yargılama duruşması sonucunda mahkeme, müştekinin sonradan değiştirdiği ifadelerinin, ilk yargılamadaki diğer tanık beyanları, bilirkişi raporuyla sabit olan kamera kayıtları ve dosyadaki bütüncül delil durumuyla örtüşmediğini tespit etmiştir. Mahkeme, müştekinin sonradan ortaya koyduğu bu yeni anlatıma itibar etmeyerek eski mahkumiyet kararının onaylanmasına hükmetmiştir.

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde şikayetten vazgeçme kurumunun zaman bakımından sınırlarına dikkat çekmiştir. İlgili yasal mevzuata göre şikayetten vazgeçme işlemi ancak kovuşturma aşamasında, diğer bir deyişle hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilmektedir. Ceza kararının kesinleştiği tarihten sonra sunulan şikayetten vazgeçme beyanı, cezanın infazına yasal olarak engel teşkil etmemektedir. Mahkemece yeniden yargılama talebinin kabul edilip duruşma açılması da, önceki kesinleşmiş hükmü kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır. Derece mahkemesinin yeniden yargılamada yaptığı işlem, yeni sunulan şikayetten vazgeçme dilekçesi ile iddia edilen hususların ve delillerin inandırıcılığını araştırmaktan ibarettir.

Bu bağlamda derece mahkemesinin, müştekinin sonradan değiştirdiği ve dosyayla uyumsuz bulduğu ifadelerine itibar etmeyerek eski kararı onaylamasında adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan bariz bir takdir hatası veya keyfilik bulunmadığı saptanmıştır. Yargılama süreci bir bütün olarak ele alındığında, delillerin değerlendirilmesinde ve varılan hukuki sonuçta anayasal güvenceleri zedeleyen herhangi bir ihlal görülmemiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: