Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Silah Dünyası Ltd. Şti. | BN. 2022/10471

Karar Bülteni

AYM Silah Dünyası Ltd. Şti. BN. 2022/10471

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/10471
Karar Tarihi 21.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İçtihadı birleştirme kararlarına uyulması adil yargılanmanın gereğidir.
  • Defter ve belgeler mahkeme aşamasında sunulabilir.
  • Vergi uyuşmazlıklarında hukuki belirsizlik hakkaniyeti zedeler.
  • İçtihat farklılıklarının giderilmesi hukuki güvenliği sağlar.

Bu karar, vergi uyuşmazlıklarında mahkemelerin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu (İBK) kararlarına uygun hareket etme zorunluluğunu anayasal bir güvenceye bağlaması bakımından büyük önem taşımaktadır. Mükelleflerin idari inceleme aşamasında sunamadıkları yasal defter ve belgeleri dava aşamasında mahkemeye ibraz edebilmelerine olanak tanıyan İBK kararına rağmen, derece mahkemelerinin bu belgeleri incelemekten imtina etmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Karar, idari yargıdaki içtihat farklılıklarının giderilmesinin ve bu birliğe riayet edilmesinin hukuki güvenlik ilkesinin temel bir unsuru olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça güçlüdür. Özellikle katma değer vergisi tarhiyatlarına karşı açılan iptal davalarında, mahkemelerin salt idari inceleme aşamasında defter sunulmadığı gerekçesiyle şekilci yaklaşımlar sergilemesini engelleyen bu karar, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkemeye sunulan belgelerin incelenmesini anayasal bir zorunluluk hâline getirmiştir. Uygulamada, otuz yılı aşkın süredir devam eden içtihat karmaşasını çözen İBK kararlarının derece mahkemelerince göz ardı edilmesi, vatandaşların adalete olan inancını zedeleyen ağır bir durum olarak saptanmıştır. Bu ihlal kararı, idari yargı mercilerinin en üst düzey içtihat metinlerine uyum sağlamasının bireylerin hukuki belirsizlik içinde bırakılmasını önlemedeki kritik rolünü ortaya koymakta ve vergi davalarındaki iddia ve savunma haklarını son derece güçlendirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Silah Dünyası Savunma Sanayi Güvenlik Sistemleri Danışmanlık Hizmetleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti., vergi idaresine karşı bir iptal davası açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, şirketin 2008 ile 2011 yılları arasındaki vergi dönemlerine ait defter ve belgelerini vergi müfettişine inceleme aşamasında ibraz etmemesi yatmaktadır. Bu durum üzerine idare tarafından şirket adına resen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmış ve özel usulsüzlük cezası kesilmiştir.

Şirket, vergi denetimi aşamasında mücbir sebep bildirmeksizin sunamadığı söz konusu defter ve yasal belgeleri mahkeme aşamasında sunabileceğini ve bu belgelerin incelenerek gerçeğin ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek, kesilen yüksek miktarlı cezaların ve yapılan vergi tarhiyatının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ile vergi hukukunun katı usul prensipleri arasındaki dengeyi dikkate almıştır. Uyuşmazlığın kanuni temelini 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 341 ve aynı Kanun'un 359. maddesi oluşturmaktadır. Bu yasal düzenlemeler kapsamında, yasal defter ve belgelerin haklı bir mücbir sebep olmaksızın inceleme elemanına ibraz edilmemesi hâlinde verginin ziyaa uğratıldığı kabul edilmekte ve ağırlaştırılmış vergi ziyaı cezası kesilmektedir.

Ancak bu noktada asıl hukuki kural ve emsal norm, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun (İBK) 8/2/2019 tarihli kararı ile şekillenmiştir. İBK kararı uyarınca, defter ve belgelerini inceleme elemanlarına ibraz etmeyen katma değer vergisi mükellefleri adına yapılan cezalı tarhiyatlara karşı açılan davalarda; davacıların yasal defter ve belgeleri mahkemeye sunabileceklerini ileri sürmeleri hâlinde, bu belgelerin bizzat mahkemece istenip incelenmesi zorunlu kılınmıştır. Mahkeme, bu kayıtlar hakkında davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşünü ve saptamalarını da alarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar vermelidir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, yargı kollarının en üst mercileri tarafından verilen içtihadı birleştirme kararları, hukuki belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve kanunların yorumunda yeknesaklığı sağlamak amacıyla alınır. Otuz yılı aşkın süredir devam eden köklü içtihat farklılıklarını gideren böyle bir kararın mahkemelerce uygulanmaması, doğrudan anayasal hakların ihlali anlamına gelmektedir. Bireylerin böylesine uzun bir süre belirsiz bir hukuki duruma maruz bırakılmaları, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi önüne gelen somut olayda, başvurucu şirketin 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait defter ve belgelerini mücbir bir neden bulunmaksızın inceleme elemanına ibraz etmediği ve bu nedenle adına üç kat vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatı yapıldığı sabittir. İlk derece mahkemesi olan İstanbul 10. Vergi Mahkemesi, söz konusu belgelerin mahkemede incelenmesi talebini reddetmiş ve Danıştay Dördüncü Dairesi de önce temyiz talebini, sonrasında ise karar düzeltme talebini reddederek ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

Ancak somut uyuşmazlığa dair Danıştay Dördüncü Dairesinin onama kararı ile karar düzeltme talebinin reddi kararı, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 8/2/2019 tarihli içtihat birliği sağlayan kararından sonraki bir tarihte verilmiştir. İBK kararı, defter ve belgelerin dava aşamasında mahkemeye sunulması hâlinde idari yargı makamlarınca mutlaka incelenmesi ve idarenin de görüşü alınarak bir sonuca varılması gerektiğine dair bağlayıcı ve net bir hukuki çözüm getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, inceleme aşamasında verilmeyen belgelerin sonradan mahkemede incelenip incelenemeyeceği hususunda tam otuz yılı aşkın bir süre boyunca Danıştay daireleri arasında süregelen derin içtihat farklılıkları bulunduğunu saptamıştır.

İçtihadı birleştirme kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte on yıllardır süren bu hukuki karmaşa çözülmüş olmasına rağmen, somut olayda derece mahkemelerinin bu bağlayıcı kuralı dikkate almadan davanın reddi yönünde karar vermesi, başvurucu şirketi telafisi güç bir hukuki belirsizlikle karşı karşıya bırakmıştır. Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecinde açık ve bağlayıcı olan bir içtihadı birleştirme kararının göz ardı edilmesinin, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedelediğini vurgulamıştır. Kişilerin bu denli uzun süre belirsiz bir hukuka maruz kalmaları ve mevcut içtihat birliğinin somut uyuşmazlıkta bilfiil uygulanmaması adil yargılanma hakkının zedelenmesi sonucunu doğurmuştur. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: