Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2022/88728 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/88728 BN.

Anayasa Mahkemesi | Ökkaş Özoğlu | 2022/88728 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/88728
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İhtiyati tedbir kararları makul sürede tamamlanmalıdır.
  • Uzun süren tedbirler mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tedbirin süresi ve kapsamı orantılı olmalıdır.
  • Mülkiyet hakkının belirsizce ötelenmesi ölçüsüzdür.
  • Üçüncü kişilerin cezalandırılması talebi incelenemez.

Bu karar, mülkiyet hakkı bağlamında ihtiyati tedbir kararlarının süresi ve kapsamı ile ilgili çok önemli hukuki sınırlar çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, özel hukuk uyuşmazlıklarında taşınmazlar üzerine konulan ihtiyati tedbirlerin makul olmayan bir süre boyunca devam etmesinin, mülk sahibinin tasarruf yetkisini belirsiz bir şekilde kısıtladığını ve bu durumun mülkiyet hakkının özüne ölçüsüz bir müdahale oluşturduğunu açıkça ortaya koymuştur. Yedi yıl gibi çok uzun bir süre boyunca devam eden bir ihtiyati tedbirin, mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanılmasını fiilen askıya aldığı ve mülk sahibine orantısız bir külfet yüklediği vurgulanmıştır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, hukuk mahkemelerince verilen geçici hukuki koruma önlemlerinin süresiz veya belirsiz bir şekilde uzatılamayacağını meslektaşlarımıza ve vatandaşlarımıza hatırlatmaktadır. Özellikle tapu iptali ve tescili davalarında uygulanan ihtiyati tedbirlerin, yargılamanın uzamasıyla birlikte geçici bir koruma olmaktan çıkıp kalıcı bir hak mahrumiyetine dönüşmemesi gerektiği prensibi pekiştirilmiştir. Uygulamada, yargı makamlarının ihtiyati tedbir kararlarını belirli aralıklarla gözden geçirmeleri ve tedbirin devamında hukuki bir zorunluluk bulunup bulunmadığını ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirmeleri gerekecektir. Aksi takdirde, uzayan tedbir kararları doğrudan mülkiyet hakkı ihlallerine yol açabilecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, tarafı olduğu ve Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan bir tapu iptali ve tescil davası sürecinde, sahip olduğu taşınmaz üzerine 4 Mayıs 2018 tarihinde ihtiyati tedbir konulması üzerine uyuşmazlığı Anayasa Mahkemesine taşımıştır. Başvurucu, uyuşmazlık konusu taşınmazı üzerindeki ihtiyati tedbirin yaklaşık yedi yıl boyunca devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu, mal varlığına ihtiyati tedbir konulmasına neden olduğunu ileri sürdüğü kişiler hakkında ceza soruşturması yürütülmesini ve bu kişilerin de mal varlıklarına tedbir uygulanmasını talep etmiştir. Uyuşmazlığın temelini, yargılama boyunca devam eden bu geçici hukuki koruma önleminin makul süreyi aşıp aşmadığı ve kişinin mülkiyet hakkını ihlal edecek boyuta ulaşıp ulaşmadığı sorunu oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleleri değerlendirirken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünü dikkate almaktadır. Bu maddeye göre herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Ayrıca bu sınırlandırmaların ölçülü olması zorunludur. Mülkiyet hakkını sınırlandıran geçici hukuki koruma önlemlerinin, özellikle ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz gibi kararların ölçülü olabilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekmektedir. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir ihtiyati tedbirin makul olmayan bir süre boyunca devam etmesi, mülkiyet hakkının sahibine tanıdığı kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerinin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi anlamına gelir. Bu durum, mülk sahibine katlanılması zor ve orantısız bir külfet yüklemektedir. Mahkemeler, geçici koruma tedbirlerini uygularken hukuki güvenlik ilkesini zedelememelidir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru inceleme yetkisi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 kapsamında korunan adil yargılanma hakkı ile sınırlıdır. Sözleşme'nin adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkeleri, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerlidir. Doktrin ve yerleşik içtihat uyarınca, bir ceza davasında üçüncü kişilerin cezalandırılmasını talep eden mağdur veya şikâyetçi sıfatını haiz kişilerin iddiaları, kural olarak adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında kalmaktadır. Başvurucuların suç isnadı altında bulunmadığı bir uyuşmazlıkta, salt üçüncü kişilerin cezalandırılmasına yönelik talepler Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanına girmediğinden bireysel başvuruya konu edilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde iki ayrı başlık altında incelemiştir.

Öncelikle mülkiyet hakkı yönünden yapılan incelemede, Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan tapu iptali ve tescili davası kapsamında başvurucunun taşınmazı üzerine 4 Mayıs 2018 tarihinde ihtiyati tedbir konulduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bu ihtiyati tedbirin bireysel başvurunun incelendiği tarihe kadar, yani yaklaşık yedi yıl boyunca kesintisiz olarak devam ettiğini belirlemiştir. Mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin ölçülülük ilkesi bağlamında değerlendirilmesi sonucunda, tedbirin süresi itibarıyla orantılı olmadığı kanaatine varılmıştır. Yaklaşık yedi yıl süren bir ihtiyati tedbirin, başvurucunun mülkiyet hakkından doğan yetkilerini belirsiz bir şekilde ötelediği ve başvurucuya şahsi olarak aşırı ve orantısız bir külfet yüklediği anlaşılmıştır.

İkinci olarak, başvurucunun mal varlığına tedbir konulmasına neden olan üçüncü kişiler hakkında ceza soruşturması açılması ve bu kişilerin mal varlıklarına tedbir uygulanması talebi adil yargılanma hakkı bağlamında ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yolunda yalnızca Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanına giren hakların incelenebileceğini hatırlatmıştır. Başvurucunun kendisi hakkında bir suç isnadı bulunmadığı, uyuşmazlığın salt üçüncü kişilerin cezalandırılması talebine yönelik olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü kişilerin cezalandırılmasını talep etme hakkı, adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında kaldığından bu iddialar konu bakımından yetkisizlik nedeniyle reddedilmiştir. Giderim bağlamında ise uzun süren ihtiyati tedbirin niteliği göz önüne alındığında, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı değerlendirilmiş ve yalnızca ihlalin tespitiyle yetinilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, ihtiyati tedbirin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: