Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/7151 E. 2019/17070 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/7151 |
| Karar No | 2019/17070 |
| Karar Tarihi | 01.10.2019 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İmzalı bordrolar sahteliği kanıtlanana kadar kesin delildir.
- Satış temsilcilerinin fazla mesaisi prim sistemiyle değerlendirilir.
- Primli çalışmada fazla mesai katsayısı yarımdır.
- Ödenen primler fazla çalışma ücretinden mahsup edilemez.
Bu karar, özellikle satış temsilcisi statüsünde çalışan ve garanti edilen temel maaşının yanı sıra doğrudan satış hedeflerine bağlı olarak prim elde eden işçilerin, fazla çalışma ücretlerinin nasıl hesaplanması gerektiği konusunda son derece kritik bir hukuki çerçeve çizmektedir. Yargıtay, primli çalışma sistemini bir nevi yüzde usulü çalışma modeli olarak değerlendirmekte ve işçinin daha fazla mesai yapmasıyla gerçekleştirdiği satışların ve dolayısıyla kazandığı primin de kendiliğinden arttığı gerçeğini esas almaktadır. Bu doğrultuda, satışları oranında prim alan işçilerin normal mesai ücretlerinin zaten ödenen bu primle karşılandığı kabul edilerek, fazla mesai ücretlerinin geleneksel 1,5 katsayısı üzerinden değil, sadece zamlı kısmı ifade eden 0,5 katsayısı üzerinden hesaplanması gerektiğine hükmedilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi göz önüne alındığında, bu içtihat iş mahkemelerinin hesaplama yöntemlerini ve bilirkişi pratiklerini doğrudan değiştirecek emsal niteliğindedir. Uygulamada sıkça yapılan hukuki hatalardan biri olan prim ödemelerinin fazla mesai alacağından sonradan mahsup edilmesi işlemi de bu kararla açıkça ve kesin bir dille reddedilmiş, çarpan katsayısı üzerinden baştan farklı bir hesaplama sistematiği getirilmiştir. Böylece işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda, performansa veya satışa dayalı prim alan personelin fazla çalışma iddialarının çözümünde çok daha hakkaniyetli, pratik ve işin doğasına uygun bir hukuki formül yerleşik içtihat haline gelmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde yaklaşık dokuz yıl boyunca lens satış uzmanı olarak görev yapmıştır. İşçi, haftanın altı günü uzun saatler boyunca kesintisiz çalıştığını, hak ettiği fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Ayrıca sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığını ve kendisine işveren tarafından çeşitli şekillerde mobbing uygulandığını belirterek, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini öne sürmüş ve bir kısım alacakları ile tazminat taleplerinin tahsili amacıyla dava açmıştır.
Buna karşılık davalı işveren, işçinin işyerinde haksız yere devamsızlık yaptığını, iddialarının tümüyle gerçeği yansıtmadığını ve sözleşmeyi haksız yere sonlandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir. Aynı zamanda işveren, ihbar önellerine uyulmadan işin bırakıldığı gerekçesiyle karşı dava açarak eski çalışanından ihbar tazminatı talep etmiştir. Yerel mahkemenin ağırlıklı olarak işçi lehine karar vermesi sonucunda uyuşmazlık temyiz edilerek Yargıtay incelemesine taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Fazla çalışma ücreti iddialarına ilişkin hukuki uyuşmazlıklarda ispat yükü kural olarak bu iddiayı öne süren işçinin üzerindedir. İş hukukunun temel ispat kurallarına göre, işçinin imzasını taşıyan ihtirazi kayıtsız ücret bordroları, sahteliği kesin olarak ispat edilinceye kadar yasal bir kesin delil niteliği taşımaktadır. İmzalı bordrolarda fazla çalışma ücretinin ödendiği görülüyorsa, işçinin gerçekte bordroda belirtilenden daha fazla çalışma yaptığını ileri sürmesi ancak belge düzeyinde geçerli bir itiraz (ihtirazi kayıt) bulunması halinde mümkündür.
4857 sayılı İş Kanunu uyarınca genel kural olarak fazla mesai, yasal haftalık 45 saati aşan çalışmaları ifade eder. Bu yasa çerçevesinde her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli oranında yükseltilmesiyle, yani 1,5 katsayısıyla hesaplanarak ödenmektedir.
Ancak satış temsilcileri gibi belirli bir temel ücretin üzerine ek olarak prim usulüyle çalışan kişilerin durumu, doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında farklı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Prim ödemesi, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ek ücret ödemesidir. İşyerinde veya sahada aktif satış yapan temsilcinin mesaisi arttıkça, buna paralel olarak satış hedefi ve prim alacağı da doğrudan artış göstermektedir. Bu ikili gelir sistemi, hukuk uygulamasında bir nevi yüzde usulü çalışma şekli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, prim usulü ile çalışan bir işçinin fazla mesai yapması halinde, çalıştığı o fazla saatlerin zamsız normal kısmının zaten kazanılan primlerle dolaylı olarak ödendiği kabul edilir. Bu nedenle, işçinin fazla mesai hesabı normal çalışma ücreti üzerinden 1,5 katsayısıyla değil, sadece zamlı kısmı temsil eden 0,5 katsayısı kullanılarak yapılmalıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dosya kapsamı ve tarafların iddiaları incelendiğinde, davacı işçinin davalı işyerinde lens satış uzmanı olarak görev yaptığı ve yaptığı satışlar üzerinden prim usulü ile gelir elde eden bir çalışan olduğu sabittir. Yerel mahkeme tarafından uyuşmazlığın çözümü için alınan bilirkişi hesap raporunda, davacının fazla çalışma ücreti normal, sabit ücretli bir çalışan gibi doğrudan 1,5 katsayısı üzerinden hesaplanmış ve davacıya çalışma dönemi boyunca ödenen primler de bu çıkan hesaptan ayrıca bir mahsup işlemine tabi tutulmuştur.
Yargıtay ilgili dairesi tarafından yapılan hukuki inceleme ve değerlendirmede, satış temsilcisi olan davacının fazla mesai yaptıkça doğal olarak satış hacminin ve dolayısıyla işverenden kazandığı primin de arttığı tespit edilmiştir. Yüksek Mahkemenin yerleşik kararları ışığında, bu tür bir çalışma sisteminde davacının yaptığı fazla mesainin zamsız kök ücret kısmının zaten prim ödemesi aracılığıyla telafi edilerek ödendiği hukuken kabul edilmelidir. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu olayda, işçiye mesaisinin sadece yüzde ellilik zamlı kısmının ödenmediği varsayılarak bilirkişi hesaplamasının 1,5 katsayısı yerine yalnızca 0,5 katsayısı üzerinden yapılması gerekmektedir. Dahası, bu düzeltilmiş katsayı yöntemi uygulandığında, işçiye daha önceden ödenmiş olan primlerin ortaya çıkan alacak miktarından bir kez daha mahsup edilmesi yoluna kesinlikle gidilmemesi icap eder.
Yerel mahkemenin, satış temsilcisinin kendisine has çalışma sisteminin doğasını dikkate almadan standart bir katsayı üzerinden hesaplama yapması ve primleri mahsup ederek adaletsiz bir sonuç doğurması hukuka aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, bilirkişi raporundaki bu katsayı ve mahsup hatasının giderilmesi gerektiğini tespit ederek yerel mahkeme hükmüne müdahale etme gereği duymuştur.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı fazla mesai hesabı yapıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.