Karar Bülteni
AYM Nazmi Özcan ve Diğerleri BN. 2021/10145
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/10145 |
| Karar Tarihi | 30.04.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- İnfaz şikayetleri esasa girilerek incelenmelidir.
- Etkili başvuru hakkı pratik başarı şansı sunmalıdır.
- Yargı makamları temel hakları önceleyen yaklaşım sergilemelidir.
- Mevzuat yargıya başvuru imkanını daraltacak şekilde yorumlanamaz.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin hak ihlali iddialarına karşı idari ve yargısal yollara başvurma hakkının şeklî bir güvenceden ibaret olamayacağını, bu yolların fiilen de işlemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların infaz hâkimliklerine yaptıkları şikâyetlerin esasa girilmeksizin, matbu ve yetersiz gerekçelerle reddedilmesini Anayasa'ya aykırı bulmuştur. Özellikle haberleşme hürriyeti ve özel hayata saygı hakkına yönelik idarece alınan kısıtlayıcı tedbirlerin, yargı mercileri tarafından detaylıca irdelenmesi ve iddiaların özünün hukuki bir titizlikle incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargı makamlarının, idarenin yerine geçmeme gerekçesine sığınarak denetimden kaçınması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Karar, infaz hukuku uygulamaları açısından son derece önemli bir emsal teşkil etmektedir. İnfaz hâkimliklerinin, mahpusların ceza infaz kurumu uygulamalarına yönelik şikâyetlerini değerlendirirken yalnızca şeklî bir denetim yapmakla yetinemeyeceklerini, iddiaların esasını inceleyerek temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir yaklaşım benimsemek zorunda olduklarını net bir biçimde göstermektedir. Etkili başvuru hakkının pratikte de başarı şansı sunacak şekilde işletilmesi yükümlülüğü altı çizilerek pekiştirilmiştir. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesinin zorunlu olduğuna dair güncel yasal değişikliklerin bireysel başvurulardaki yansıması da bu kararla bir kez daha teyit edilmiştir. Bu durum, benzer davalarda avukatların ve başvurucuların izlemesi gereken hukuki yolu doğrudan etkileyecek niteliktedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Ceza infaz kurumlarında tutuklu veya hükümlü olarak bulunan Nazmi Özcan ve diğer başvurucular, idarenin cezaevindeki bazı uygulamalarından şikayetçi olmuştur. Başvurucular; açık görüş, kapalı görüş ve avukatla yapılan görüşmelerin dinlenerek kayıt altına alınması, telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve berber, sosyal, kültürel, sportif eğitim faaliyetlerinin kısıtlanması gibi uygulamaların kaldırılması veya yasa dışı kayıtların silinmesi talebiyle infaz hâkimliklerine şikayet yoluyla başvurmuşlardır.
Ancak infaz hâkimlikleri, bu talepleri başvurucuların şikayetlerini somut olarak ortaya koyamadıkları ve yargı makamlarının idarenin yerine geçerek işlem tesis edemeyeceği gibi çeşitli gerekçelerle esasa girmeden reddetmiştir. Verilen ret kararlarının itiraz aşamasında da kesinleşmesi üzerine başvurucular, şikayetlerinin esastan incelenmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti ile bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının, davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin temel aldığı hukuki kuralların başında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.22 ile korunan haberleşme hürriyeti gelmektedir. Bu hakların ihlal edildiği iddiasıyla yargı mercilerine başvurulabilmesi ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 uyarınca etkili başvuru hakkının temel bir gereğidir. Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese, iddialarını inceletebileceği, makul, erişilebilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan idari ve yargısal yollara başvurma imkanı sunulmasını zorunlu kılar.
Ceza infaz kurumlarındaki uygulamaların yargısal denetimi, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4 kapsamında infaz hâkimliklerinin görev ve yetkisindedir. İnfaz hâkimlikleri, hükümlü ve tutukluların kurum içindeki barınma, sağlık, dışarıyla ilişkiler, iletişim ve diğer faaliyetlerine ilişkin şikâyetlerini incelemek ve karara bağlamakla yükümlüdür. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, infaz hâkimliklerine şikâyet yoluyla başvurma imkânının sadece mevzuatta yer alması yeterli değildir; bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması ve iddiaların esasının incelenmesine olanak tanıması zorunludur.
Mevzuat hükümlerinin, yargı merciine başvurma imkânını ortadan kaldıracak ya da daraltacak şekilde dar yorumlanmaması gerekir. Yargı makamları, koşulların oluşmadığı kanaatine varırlarsa bu durumu mutlaka ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklamak zorundadırlar. Aksi takdirde, mahpusların şikayetlerinin esasa girilmeden reddedilmesi, temel hak ve hürriyetleri doğrudan ihlal eden bir pratik haline gelir. Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkı şikayetleri için ise 6384 sayılı Kanun ve bu kanunda 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca yeni bir mekanizma kurularak Tazminat Komisyonuna başvuru şartı getirilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucuların şikayetlerinin yargı makamları tarafından ele alınış biçimine odaklanmıştır. Başvurucular, açık görüş, kapalı görüş ve avukatla yapılan görüşmelerin dinlenerek kaydedilmesi ve çeşitli cezaevi kısıtlamalarına karşı infaz hakimliklerine başvurarak haklarını aramak istemişlerdir. Ancak derece mahkemeleri, bu şikayetleri esasa girmeden, iddiaların somutlaştırılmadığı ve idarenin takdir yetkisine müdahale edilemeyeceği gerekçesiyle reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, infaz hakimlikleri tarafından verilen ret kararlarının ilgili mevzuatı gözeten yeterli gerekçeler içermediğini, ayrıca başvurucuların iddialarının incelenmesine ve uyuşmazlığa uygun bir telafi şansı sunmaya elverişli olmadığını tespit etmiştir. İtiraz kanun yolunda da ağır ceza mahkemelerince bu eksikliği gidermeye yönelik herhangi bir karar verilmemesi, yargısal denetimin yetersiz kaldığını göstermiştir. Bu durum, başvuruculara özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti kapsamında maruz kaldıkları müdahalelerin ortadan kaldırılması talebiyle başvurabilecekleri, asgari güvenceleri içeren ve pratikte de işleyen etkili bir hukuk yolunun sunulmadığını açıkça ortaya koymuştur.
Öte yandan, başvuruculardan biri tarafından ileri sürülen yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia da ayrıca incelenmiştir. Yapılan son yasal değişikliklerle birlikte makul süre şikayetlerinin ilk etapta Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenemeyeceğine hükmederek bu talebi başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.