Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/6037 E. | 2023/4908 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/6037 E. 2023/4908 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/6037
Karar No 2023/4908
Karar Tarihi 24.10.2023
Dava Türü İptal Davası
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • İptal edilen kanun hükmü davada uygulanamaz.
  • Disiplin suçlarında kanunilik ilkesi esastır.
  • İfade özgürlüğü demokratik toplumun temelidir.
  • Dayanaksız kalan disiplin cezası hukuka aykırıdır.

Bu karar, idari işlemlerin ve özellikle disiplin cezalarının yasal dayanağını yitirmesi durumunda hukuki denetimin nasıl şekilleneceğini göstermesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Karara konu olayda, kolluk personeli ve amirleri arasındaki hiyerarşik ilişkileri düzenleyen kural, ifade özgürlüğüne yönelik orantısız bir kısıtlama teşkil ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları kural olarak geriye yürümez nitelikte olsa da, henüz kesinleşmemiş ve derdest olan yargılamalarda iptal edilen hükmün artık uygulanamayacağı evrensel bir anayasa prensibidir. Danıştay, tam da bu prensibe işaret ederek dayanaksız kalan idari bir işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur.

Benzer davalarda bu içtihadın yaratacağı emsal etkisi, bilhassa ifade özgürlüğünü kısıtlayan disiplin kurallarının anayasaya aykırılık teşkil etmesi durumunda memurların temel haklarının korunmasını temin edecektir. Kolluk kuvvetleri gibi hiyerarşinin çok katı uygulandığı kurumlarda dahi eleştiri hakkının memuriyet vakarını zedeleyen bir fiil olarak doğrudan ve mutlak surette cezalandırılamayacağı vurgulanmıştır. Uygulamada, idari yargı mercilerinin devam eden davalarda Anayasa Mahkemesi iptal kararlarını doğrudan gözetmek ve yasal dayanağı ortadan kalkan idari yaptırımları iptal etmekle yükümlü olduğunu göstermesi açısından yol gösterici niteliktedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Aksaray İl Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak görev yapan bir personel, kendisine tebliğ edilen görevin şartlarını sorgulayıp idarenin bu yöndeki işlemlerini eleştirdiği gerekçesiyle disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Kurul, personelin beyanlarını "amir veya üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek" disiplin suçu kapsamında değerlendirmiştir. İlgili personele normal şartlarda yirmi dört ay uzun süreli durdurma cezası verilmesi öngörülmüş; ancak öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği son kademede olduğu için bu yaptırım, brüt maaşının dörtte birinin kesilmesi şeklinde uygulanmıştır. Davacı personel, amirine yönelik sözlerinin eleştiri ve emir sorgulama niteliği taşımadığını, görev hakkında detaylı bilgi edinme amacı güttüğünü ve kendisine idarece haksız yere psikolojik baskı (mobbing) yapıldığını savunarak uygulanan maaş kesimi cezasının iptali talebiyle dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, disiplin cezalarının dayandığı kanunilik ilkesi ile Anayasa'nın üstünlüğü ve ifade özgürlüğü prensiplerinin birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır. İşlemin tesis edildiği tarihte idare tarafından uygulanan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün ilgili fıkrasının dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu m.83 hükmü, suç ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce bütünüyle iptal edilmiştir.

Bu iptal kararının ardından yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun'un 8. maddesi kapsamında da "görev içinde veya dışında amir ya da üstlerinin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiili altı ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren haller arasında düzenlenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu maddenin de ifade özgürlüğüne yönelik orantısız ve makul olmayan bir müdahale oluşturduğuna, otoriteyi zedeleyip zedelemediğine bakılmaksızın her türlü eleştiriyi peşinen suç saydığına hükmederek söz konusu kuralı iptal etmiştir.

İdare hukukunun yerleşik kaideleri ve Anayasa'nın üstünlüğü prensibi uyarınca, bir yaptırımın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi halinde, henüz karara bağlanmamış ve derdest olan davalarda bu iptal kararının sonuçları doğrudan etkili olur. Anayasa'nın 153. maddesindeki iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi, kesinleşmiş hukuki durumları korumak amacıyla getirilmiş olup, sürmekte olan bir uyuşmazlıkta hukuka aykırılığı kesinleşen kuralın idare lehine uygulanmasını meşru kılmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay İkinci Dairesi tarafından yapılan incelemede, davacı komiser yardımcısına verilen disiplin cezasının yasal arka planı ve işlemin gerçekleştiği andan yargılama aşamasına kadar geçen süreçte yaşanan anayasal değişiklikler hukuki boyutlarıyla ele alınmıştır. İlk Derece İdare Mahkemesi, davacının eleştirel ifadelerini amirin emirlerini sorgulama kapsamında değerlendirerek maaş kesim cezasını yerinde bulmuş ve davanın reddine karar vermiş olsa da, Danıştay bu değerlendirmenin dayanaktan yoksun olduğuna dikkat çekmiştir.

Olayda, davacıya disiplin cezası verilmesine imkan tanıyan yasa kuralı, yargılama süreci devam ederken Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğünü demokratik bir toplumda ölçüsüz şekilde sınırladığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçesinde, idarenin işleyişine zarar verip vermediğine, hizmet anlayışı içinde makul karşılanıp karşılanamayacağına bakılmaksızın her türlü olumsuz eleştirinin doğrudan disiplin suçu sayılamayacağı açıkça vurgulanmıştır.

Danıştay heyeti, Anayasa Mahkemesince iptal edilerek hukuk sisteminden bütünüyle çıkarılmış bir kurala dayanılarak hüküm tesis edilmesinin hukuk devleti ilkesine ve anayasanın üstünlüğüne aykırı düşeceğinin altını çizmiştir. Disiplin işleminin tesisinden sonra o işlemin kanuni dayanağının ortadan kalkması, idari işlemin hukuki sebebini sakatlamıştır. İfade özgürlüğüne orantısız müdahale oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilen bir normda tanımlanan fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğinin somut olayda artık denetlenmesine hukuken imkân kalmamıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, yasal dayanaktan yoksun hale gelen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönündeki yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: