Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | İsmet Epaydın | BN. 2021/62669

Karar Bülteni

AYM İsmet Epaydın BN. 2021/62669

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/62669
Karar Tarihi 24.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İş sözleşmesi feshinde somut delillerin tartışılması zorunludur.
  • Terör örgütü iltisakı şüphesi somut gerekçelere dayanmalıdır.
  • Kesinleşmemiş HAGB kararları tek başına fesih sebebi yapılamaz.
  • Özel hayata saygı hakkına ölçüsüz olarak müdahale edilemez.

Bu karar, olağanüstü hâl (OHAL) döneminde uygulanan idari tedbirlerin ve kamuya bağlı taşeron işçi statüsünde gerçekleştirilen işten çıkarmaların yargısal denetimi açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, kamu güvenliği gerekçesiyle terör örgütü ile irtibat veya iltisak şüphesine dayalı olarak iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda dahi, derece mahkemelerinin yalnızca şeklî belgelere, idari raporlara veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarına doğrudan dayanarak hüküm kuramayacağını açıkça ifade etmiştir. Mahkemenin altını çizdiği temel nokta, feshe dayanak teşkil eden somut olguların mahkeme huzurunda derinlemesine tartışılması gerektiğidir. İşveren ile işçi arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği iddiası, soyut isnatlardan ziyade ikna edici gerekçelerle hukuki bir zemine oturtulmalıdır.

Benzer nitelikteki davalarda yaratacağı emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, iş mahkemelerinin OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri kapsamında yapılan işten çıkarmalarda daha titiz ve insan hakları odaklı bir inceleme yapması gerektiğine işaret etmektedir. İdare tarafından hazırlanan tek taraflı raporların veya kesin bir mahkûmiyet niteliği taşımayan cezai yaptırımların iş ilişkisine etkisinin objektif bir şekilde değerlendirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Uygulamadaki önemi, derece mahkemelerinin, vatandaşların temel haklarını kısıtlayan müdahalelerde "durumun gerektirdiği ölçüde" hareket edilip edilmediğini somut delillerle denetleme yükümlülüğünü pekiştirmesinden kaynaklanmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Batman Belediyesi bünyesinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında faaliyet gösteren özel bir şirkette taşeron işçi olarak çalışmakta olan başvurucu İsmet Epaydın'ın iş sözleşmesi, çalıştığı dönemde tek taraflı olarak feshedilmiştir. İşveren konumundaki özel şirket tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin gerekçesi olarak, başvurucunun yasa dışı bir terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu yönünde kamu kurumları tarafından yapılan bildirimler ve bunun neticesinde işçi ile işveren arasındaki karşılıklı güven ilişkisinin telafisi imkansız biçimde zedelenmesi gösterilmiştir. Söz konusu fesih işleminin temelinde, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve idareye sunulan bir tevdi raporu ile başvurucu hakkında geçmişte yürütülen bir yargılama neticesinde verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı yer almaktadır.

Başvurucu, hakkındaki iddiaların hiçbir şekilde somut bir tespite, delile veya haklı bir nedene dayanmadığını, iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak sonlandırıldığını, fesihten önce savunmasının dahi alınmadığını ve bildirim sürelerine riayet edilmediğini belirterek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade talebiyle hukuk mahkemelerinde dava açmıştır. Yerel mahkeme ve ardından istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesinin, fesih işleminin OHAL düzenlemelerine uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddetmesi üzerine, iç hukuk yollarını tüketen başvurucu süreci bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşımıştır. Başvurucu, somut delillere dayanmayan bu fesih nedeniyle adil yargılanma, çalışma hayatına saygı ve özel hayata saygı haklarının açıkça ihlal edildiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın hukuki çözümünde mahkemenin temel aldığı kuralların başında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20 ile güvence altına alınan "özel hayata saygı hakkı" ve olağanüstü dönemleri düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 15 hükmünde yer alan "olağanüstü hâllerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" rejimine ilişkin evrensel ilkeler gelmektedir. Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre, kişilerin mesleki hayatlarına yönelik olarak gerçekleştirilen işçi statüsünden çıkarma gibi ağır müdahaleler, kişinin sosyal çevresine ve özel hayatına ciddi şekilde olumsuz etki ettiğinde, bu müdahaleler özel hayata saygı hakkı şemsiyesi altında incelenmektedir.

Somut olaydaki idari işlemin ve yargısal sürecin yasal dayanaklarından birini, OHAL döneminde yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname m. 4 hükmü oluşturmaktadır. Anılan kural, terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilen personelin hızlı bir şekilde kamuya bağlı işkollarından çıkarılmasına olanak tanımaktadır. Öte yandan, işçi ve işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II uyarınca, işçinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması veya belirli ağırlıktaki suçları işlemesi, işverene haklı nedenle fesih imkânı sunmaktadır.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, olağanüstü yönetim usullerinde dahi bireylerin temel haklarına yapılan müdahalelerin mutlak surette "durumun gerektirdiği ölçüde" olması zorunludur. Bu bağlamda, mahkemelerden beklenen temel hukuki yükümlülük, terör örgütü ile irtibat şüphesinin somut delillere dayanıp dayanmadığını, elde edilen istihbari bilgilerin mevcut iş ilişkisine etkisini ve verilen HAGB kararlarının feshe ne şekilde hukuki temel oluşturduğunu ilgili, yeterli ve denetlenebilir gerekçelerle tartışarak hüküm metnine yansıtmalarıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle iş sözleşmesinin feshedilmesinin hukuki niteliğini saptamıştır. İşten çıkarma eyleminin doğrudan mesleki hayata yönelik olması ve birey üzerindeki sosyal etkilerinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaşması sebebiyle, söz konusu fesih işlemini özel hayata saygı hakkına yapılmış bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Mahkeme, müdahalenin yasal bir dayanağı bulunduğunu ve kamu düzeni ile millî güvenliğin sağlanması yönünde meşru bir amacı taşıdığını kabul etmekle birlikte, incelemesini esas olarak müdahalenin ölçülülük ve demokratik toplum düzeninde gereklilik koşulları açısından derinleştirmiştir.

İlk derece iş mahkemesi ve istinaf mercilerinin verdikleri ret kararlarının gerekçeleri incelendiğinde, iş akdinin feshine yegane temel olarak İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan istihbari rapor ile başvurucu hakkında geçmişte terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının gösterildiği tespit edilmiştir. Ancak derece mahkemeleri, idarenin ileri sürdüğü şüphenin ve isnatların hangi somut delillerle desteklendiğini, yasa dışı olaylara katılım iddialarının başvurucunun terör örgütü ile olan bağını veya fiili iltisakını hukuken nasıl ispat ettiğini hiçbir şekilde tartışmamış, sadece soyut bir kabul ile yetinmiştir.

Anayasa Mahkemesi, yargılamayı yürüten mahkemelerin, idare tarafından düzenlenen rapordaki bilgilerin iş akdinin feshini objektif olarak nasıl zorunlu kıldığını değerlendirmediğini saptamıştır. Bu eylemler neticesinde başvurucunun sadakat borcunun veya işverenle arasındaki karşılıklı güven ilişkisinin ne şekilde zedelendiği somutlaştırılamamıştır. Derece mahkemelerinin, yalnızca şeklî olarak ortada bir ceza soruşturması bulunmasını veya HAGB kararı olmasını fesih için yeterli gördüğü, yargısal denetim görevini tam olarak yerine getirmediği ve ilgili ve yeterli gerekçe gösterme yükümlülüklerini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Tüm bu hukuki eksiklikler, alınan fesih tedbirinin, OHAL koşulları altında dahi Anayasa'nın aradığı "durumun gerektirdiği ölçüde" olma kriterini karşılamadığını net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, yerel mahkemelerce yapılan yüzeysel inceleme ve eksik gerekçelendirme sebebiyle başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: