Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2017/547 E. | 2017/21907 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2017/547 E. 2017/21907 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/547
Karar No 2017/21907
Karar Tarihi 20.12.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İşe iade davasında husumet alt işverene yöneltilir.
  • Dahili dava yoluyla taraf eklenmesi kural olarak geçersizdir.
  • Asıl işverenin işe iade yükümlülüğü hukuken bulunmamaktadır.
  • Mali sonuçlardan asıl ve alt işveren birlikte sorumludur.

Bu karar, asıl işveren ve alt işveren (taşeron) ilişkisinin bulunduğu çalışma düzenlerinde işe iade davalarında husumetin kime yöneltileceği konusunda kritik bir çerçeve çizmektedir. Hukuken işe iade davasının muhatabı, iş sözleşmesinin doğrudan tarafı olan ve feshi gerçekleştiren gerçek işverendir. Davacının alt işveren işçisi olması durumunda, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü münhasıran alt işverene aittir. Asıl işverenin iş sözleşmesinde taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işveren kadrosuna işe iade kararı verilmesi hukuken mümkün değildir.

Bununla birlikte, alt işverenin işçiyi işe başlatmaması durumunda doğacak olan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işveren müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur. Karar, usul hukuku açısından da önemli bir emsal teşkil etmektedir; hukuk sistemimizde mecburi dava arkadaşlığı dışında "dahili dava" kurumu bulunmamasına rağmen, salt asıl işverene husumet yöneltilmesi halinde davanın reddedilmeyip alt işverene teşmil edilmesi, işçi lehine usul ekonomisinin istisnai bir yansıması olarak uygulanmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı belediyede şef kadrosunda yol bakım onarım şefi ve su kanalizasyon şefi olarak uzun yıllar çalışırken, yerel seçimlerin ardından pozisyonu değiştirilerek vasıfsız düz işçi statüsünde çevre müdürlüğüne gönderilmiştir. Bu süreçte ücreti düşürülen, kendisine hiçbir sosyal yardım ve yemek parası ödenmeyen işçi, yaşadığı haksızlıklar ve kendisine uygulandığını iddia ettiği mobbing nedeniyle mahkemeye başvurarak manevi tazminat davası açmıştır. İşçi, hakkını aramak amacıyla bu davayı açmasının hemen ardından işverenin haksız ve bildirimsiz olarak iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesi talebiyle dava açmıştır. Davalı belediye ise davacının kendi personeli olmadığını, ihale kapsamında alt işveren (taşeron şirket) personeli olarak çalıştığını belirterek husumet itirazında bulunmuş, uyuşmazlık asıl işveren-alt işveren denkleminde kimin işe iadeyle sorumlu olduğu noktasında toplanmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda asıl işveren ve alt işveren ilişkisi, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre şekillenmektedir. Kanun, alt işveren işçilerinin haklarını güvence altına almak amacıyla asıl işvereni, alt işveren ile birlikte işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmaktadır. Ancak işe iade davalarında durumun mahiyeti farklıdır. İş sözleşmesi fiilen alt işveren ile kurulduğundan, feshin geçersizliği ve işe iade davası sözleşmenin tarafı olan alt işverene karşı ileri sürülmelidir.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, asıl işveren ve alt işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Asıl işveren, işçinin tarafı olduğu iş sözleşmesinde doğrudan taraf statüsüne sahip olmadığından, işçinin asıl işveren nezdinde işe iade edilmesi kanunen mümkün değildir. Ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinden, 4857 sayılı İş Kanunu gereğince asıl işverenin de alt işverenle birlikte müteselsil sorumluluğu devam eder.

Usul hukuku bağlamında ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında kural olarak "dâhili dava" müessesesi bulunmamaktadır. Bir kimse hakkında usulüne uygun şekilde harçlandırılarak bir dava açılmaksızın, o kişinin sonradan bir dilekçe ile davaya dâhil edilip hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır. Ancak işe iade davalarının niteliği gereği, taraf teşkilinde yapılan husumet hataları (sadece asıl işverene dava açılması gibi) davanın usulden reddini gerektirmez; mahkemece alt işverene tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmalı ve yargılamaya asıl muhatap üzerinden devam edilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesinin feshin geçersiz olduğuna yönelik tespitini isabetli bulmuştur. İşçinin, mobbing iddiasıyla dava açmasının hemen ardından hiçbir haklı gerekçe gösterilmeksizin sistem üzerinden işten çıkarılması hukuka aykırıdır. Ancak mahkemenin hüküm kurarken husumet ve taraf teşkili konusunda ciddi hatalar yaptığı tespit edilmiştir.

İlk olarak, davacı alt işveren şirketin personeli olduğu halde, yerel mahkemenin davacıyı doğrudan asıl işveren konumundaki belediye bünyesinde işe iade etmesi hukuka aykırıdır. Muvazaa iddiasının bulunmadığı veya kanıtlanmadığı hallerde, işe iade yükümlülüğü yalnızca alt işverene aittir. Belediyenin, işçi ile doğrudan bir sözleşme bağı bulunmadığından onu tekrar kendi kadrosunda işe başlatma yetkisi veya hukuki yükümlülüğü yoktur.

İkinci olarak, alt işveren şirket hakkında usulüne uygun şekilde dava açılmamasına rağmen, şirketin yargılama sırasında "dâhili davalı" yapılarak aleyhine doğrudan hüküm kurulması usul kurallarına aykırıdır. Asıl işveren ile alt işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından, doğru uygulama davacının işe iadesinin alt işveren nezdinde yapılması, işe başlatılmama ihtimaline binaen doğacak mali tazminatlardan ise her iki işverenin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasıdır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının asıl işveren nezdinde işe iade edilmesinin hatalı olduğu yönünde karar vererek İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve alt işveren nezdinde işe iade ile mali haklardan müşterek sorumluluk tesis ederek kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: