Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2024/4923 E. 2024/6045 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2024/4923 |
| Karar No | 2024/6045 |
| Karar Tarihi | 28.03.2024 |
| Dava Türü | İşyeri/Görev Değişikliği İptali Tespiti |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İşyeri sendika temsilcisinin yeri rızasız değiştirilemez.
- Temsilcinin güvencesi sendikal faaliyetlerle sınırlı tutulmuştur.
- Yazılı rıza olmadan yapılan esaslı değişiklik geçersizdir.
- Sendika temsilcisi davalarında iş mahkemeleri görevlidir.
Bu karar, işyeri sendika temsilcilerinin güvencesi bağlamında açılan davalarda yargı yolunun belirlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Kararda, belediye veya benzeri kamu kurumlarında çalışan bir işçinin aynı zamanda işyeri sendika temsilcisi olması durumunda, işverenin tek taraflı görevlendirme işlemine karşı açılacak iptal davasının idari yargıda değil, adli yargıda (iş mahkemelerinde) görülmesi gerektiği net bir biçimde ifade edilmiştir. Yargıtay, uyuşmazlığın salt bir idari işlem iptali olmadığına, aksine sendika temsilcisinin kanundan doğan güvencesinin ihlali iddiasına dayandığına dikkat çekerek hukuki nitelemeyi somutlaştırmıştır.
Emsal nitelikteki bu içtihat, kamu kurumlarında işçi statüsünde görev yapan sendika temsilcilerinin karşılaştıkları haksız görev değişikliklerinde başvuracakları hukuki yolu kesin olarak netleştirmektedir. Uygulamada sıkça rastlanan görev uyuşmazlıkları ve adli yargı-idari yargı ayrımı bakımından, sendika temsilciliğinden kaynaklı iddialarda tek adresin doğrudan iş mahkemeleri olduğu teyit edilmiştir. Bu yönüyle karar, meslektaşların yanlış yargı kolunda dava açarak zaman ve hak kaybı yaşamalarını önleyecek, alt derece mahkemelerinin görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı vermelerinin önüne geçerek usul ekonomisine ve adil yargılanma hakkına büyük bir katkı sağlayacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, uzun yıllardır davalı belediye bünyesinde zabıta görevlisi ve araç garaj sorumlusu olarak çalışmaktadır. Aynı zamanda işyerinde yetkili sendikanın işyeri temsilcisi sıfatını da taşımaktadır. Davacı, işverenin hiçbir haklı nedene dayanmadan, sırf siyasi sebeplerle ve kötüniyetli olarak görev yerini değiştirdiğini, kendisini vasıfsız işçi olarak araç şoförü pozisyonunda görevlendirdiğini iddia ederek davalı belediyeye dava açmıştır. İşçi, bu değişikliğin yazılı rızası olmadan yapıldığını ve sendika temsilcisi olduğu için kanuni güvencesinin ihlal edildiğini belirterek söz konusu işlemin hukuka aykırılığının tespiti ile iptalini talep etmiştir.
Davalı belediye ise davacının zabıta memuru değil, vasıfsız işçi olduğunu, kurum içindeki ihtiyaçlara göre farklı birimlerde görevlendirilmesinin işin doğası gereği olduğunu ve ortada sendikal bir husumet veya psikolojik taciz (mobbing) bulunmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, işlemin belediye tarafından yapılan bir idari işlem olduğunu düşünerek davanın idari yargıda açılması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir. Uyuşmazlığın temel konusu, sendika temsilcisinin güvencesine dayanan bu davanın hangi yargı kolunda (adli mi idari mi) görüleceğidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay, uyuşmazlığı çözerken özellikle sendika temsilcilerinin sahip olduğu kanuni güvenceleri ve yargı yolu belirleme kurallarını dikkate almıştır. İş hukukunda işyeri sendika temsilcilerinin, sendikal görevlerini işverenin baskısı veya misillemesi altında kalmadan, özgürce yerine getirebilmeleri için özel bir koruma kalkanı oluşturulmuştur. Bu korumanın yasal dayanağı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.24 hükmüdür. İlgili madde uyarınca, işveren, işyeri sendika temsilcilerinin iş sözleşmelerini haklı bir neden olmadıkça ve bu nedeni yazılı olarak açık ve kesin şekilde belirtmedikçe feshedemez.
Aynı maddenin dördüncü fıkrasında, görev veya işyeri değişikliği de çok kesin kurallara bağlanmıştır. Kanun, "İşveren, yazılı rızası olmadıkça işyeri sendika temsilcisinin işyerini değiştiremez veya işinde esaslı tarzda değişiklik yapamaz. Aksi hâlde değişiklik geçersiz sayılır." şeklinde emredici bir düzenleme getirerek, temsilcilerin rızası dışında yapılacak keyfi görev değişikliklerini hukuken geçersiz kılmıştır.
Bu kapsamda doğacak uyuşmazlıkların çözüm yeri ise yine aynı Kanun ile açıkça belirlenmiştir. 6356 sayılı Kanun m.79 ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 uyarınca, bu kanunların uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemeleridir. İşçinin bir kamu kurumu veya belediye bünyesinde çalışıyor olması ve yapılan görev değişikliğinin kamu kurumu tarafından alınmış idari bir karar şeklini taşıması, işlemin salt bir "idari işlem" olarak değerlendirilip idari yargıya taşınmasını gerektirmez. Ortada idare hukuku prensiplerinden ziyade, doğrudan doğruya sendikal hakların ve iş hukuku mevzuatının ihlali iddiası bulunmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, somut olayı incelerken öncelikle davanın hukuki nitelendirmesini yapmış ve görevli yargı yolunu irdelemiştir. Dosya kapsamındaki delillerden, davacının yetkili sendika tarafından işyeri sendika temsilcisi olarak atandığı ve koruma kalkanı altındayken dava konusu işlem ile görevinin değiştirildiği tereddütsüz biçimde anlaşılmıştır. Davacı işçi, işverenin yapmış olduğu bu yer ve görev değişikliğinin, bizzat sendika temsilcisi sıfatıyla sahip olduğu emredici kanuni güvencelere aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
İlk Derece Mahkemesi, uyuşmazlığın doğrudan belediye tarafından kamu gücü kullanılarak yapılan bir idari işleme yönelik olduğunu ve iş sözleşmesinin feshi veya bir alacak davası mahiyeti taşımadığını değerlendirerek davanın çözüm yerinin idari yargı olduğuna hükmetmiş, bu nedenle görevsizlik (usulden ret) kararı vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de İlk Derece Mahkemesinin bu usuli yaklaşımını isabetli bularak davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Ancak Yargıtay, uyuşmazlığın temelinde yatan iddiaları ve yasal düzenlemeleri dikkate alarak alt derece mahkemelerinin bu değerlendirmesini isabetsiz bulmuştur. Yargıtay'ın tespitine göre, eldeki dava doğrudan doğruya 6356 sayılı Kanun m.24 kapsamında düzenlenen "işyeri sendika temsilcisinin güvencesi" maddesine dayanmaktadır. Sendika temsilcisinin yazılı rızası hilafına yapılan yer ve görev değişikliğinin geçersizliğinin tespiti istenmektedir. Kanun koyucu, sendikal haklar ve güvenceler kapsamındaki bu tür ihlal iddialarının çözümü için 6356 sayılı Kanun m.79 hükmü gereğince açıkça iş mahkemelerini görevlendirmiştir. Dolayısıyla davaya bakma görevi idari yargıya değil, mutlak surette adli yargıya aittir.
Yüksek Mahkeme, İlk Derece Mahkemesinin hatalı nitelendirme yaparak görevsizlik kararı vermesini ve davanın esasına girmemesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. İş mahkemesince yapılması gereken, idari yargı işaret edilerek davanın usulden reddedilmesi değil; görevli mahkeme sıfatıyla uyuşmazlığın esasına girilip, yapılan görev değişikliğinin sendikal güvence kapsamında hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi ve tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre esas hakkında bir karar verilmesidir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlıkta görevli yargı kolunun idari yargı değil iş mahkemeleri olduğu ve davanın esasına girilerek karar verilmesi gerektiği yönünde karar vererek İlk Derece Mahkemesi kararını usulden bozmuştur.