Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2023/19951 BN.

Karar Bülteni

AYM 2023/19951 BN.

Anayasa Mahkemesi | Osman Ekinci ve Diğerleri | 2023/19951 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2023/19951
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal ve Kabul Edilemezlik
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Enflasyon karşısında eriyen tazminat aşırı külfet oluşturur.
  • Süresinde yapılmayan bireysel başvurular süre aşımından reddedilir.
  • Makul süre şikayetlerinde idari başvuru yolu tüketilmelidir.

Bu karar, idare tarafından kamulaştırma usullerine uyulmaksızın fiilen el atılan taşınmazlar için vatandaşlara ödenen veya hükmedilen tazminatların, yargı sürecindeki enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkını açıkça ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin kamu gücünü kullanarak mülkiyet hakkına müdahale ederken malik üzerinde orantısız ve olağan dışı bir külfet bırakmaması gerektiğini, aksi takdirde kâğıt üzerinde ödenen bedelin adil ve gerçek bir karşılık olmaktan çıkacağını somut bir şekilde vurgulamıştır. Paranın satın alma gücündeki dramatik düşüşün vatandaşın omuzlarına yüklenemeyeceği bu kararla bir kez daha güvence altına alınmıştır.

Diğer yandan bu karar, hak arama hürriyetinin kullanımında usul kurallarının ne derece kritik olduğunu da meslektaşlara ve vatandaşlara hatırlatmaktadır. Özellikle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden kararların vekil tarafından okunması ile başlayan başvuru sürelerine katı bir şekilde riayet edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, makul sürede yargılanma iddiaları için kanunla özel olarak oluşturulan Tazminat Komisyonu gibi idari başvuru yollarının, Anayasa Mahkemesine gelmeden önce mutlak surette tüketilmesi gerektiği yönündeki yerleşik içtihat sürdürülmüştür. Bu durum, bireysel başvurunun ikincil niteliğini pekiştiren güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, mülkiyeti kendilerine ait olan taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el konulması üzerine, idareye karşı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmışlardır. Açılan davalar sonucunda mahkemece başvurucular lehine belirli bir tazminat bedeline hükmedilmiştir. Ancak yargılama sürecinin oldukça uzun sürmesi ve bu zaman zarfında yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle, mahkemece hükmedilen tazminat miktarı reel olarak ciddi bir değer kaybına uğramıştır.

Bu durum üzerine başvurucular, idarenin haksız ve hukuksuz el atması nedeniyle mülkiyet haklarının zedelendiğini, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında erimesi sonucu gerçek bir tazminat alamadıklarını ve yargılamanın yıllarca sürerek makul sürede tamamlanmadığını belirtmişlerdir. Uğradıkları bu mağduriyetlerin giderilmesi, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespiti ile yeniden yargılama ve manevi tazminat talepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35. maddesi ile adil yargılanma hakkını düzenleyen 36. maddesini temel hukuki dayanak olarak ele almıştır. Mülkiyet hakkına ilişkin müdahalelerde temel kural, müdahalenin mutlaka kanuni bir dayanağının bulunması, kamu yararı amacı taşıması ve müdahalenin ölçülü olmasıdır. İdarenin, vatandaşın taşınmazına fiilen el koyması işlemi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usullere riayet edilmeksizin gerçekleştirildiğinde, bu eylem hukuki dayanaktan yoksun kalmakta ve doğrudan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.

Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, tazminat davalarında hükmedilen bedellerin yargılama sürecindeki enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, müdahalenin ölçülülük ilkesini zedelemektedir. Gecikme nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen aşınma, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemekte, bu da mülkiyet hakkının özüne dokunan bir ihlal olarak kabul edilmektedir.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiaları yönünden ise yargı sistemimizdeki usul kuralları devreye girmektedir. 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu kanunda 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler dikkate alınmıştır. Söz konusu mevzuat uyarınca, makul süre şikâyetleri için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması yasal bir zorunluluktur. Son olarak, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun uyarınca, hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi için bireysel başvuruların olağan kanun yollarının tüketilmesinden itibaren otuz günlük kesin süre içinde yapılması zorunludur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını üç ayrı hukuki başlık altında titizlikle incelemiştir. İlk olarak, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik doğrudan yapılan şikâyet usul yönünden denetime tabi tutulmuştur. İncelemede, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) evrak işlem kütüğü kayıtlarına bakılmış ve başvurucular vekilinin nihai mahkeme kararlarını 27.06.2022 ve 02.03.2023 tarihlerinde sistem üzerinden açarak okuduğu tespit edilmiştir. İlgili mevzuat gereği kararın öğrenildiği bu tarihlerden itibaren başlayan otuz günlük yasal bireysel başvuru süresinin aşılarak başvuruların aylar sonra yapıldığı belirlenmiştir. Bu nedenle, başvurunun bu kısmı süre aşımı sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

İkinci olarak, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ele alınmıştır. Yüksek Mahkeme, sistemdeki yapısal gecikmelerin telafisi için kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının mevcut olduğunu hatırlatmıştır. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, olağan idari ve yargısal yollar tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelinemeyeceğinden, komisyon yolu tüketilmediği için bu iddia da başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Üçüncü ve başvurunun esasına girilen en önemli tespit ise kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması şikâyetine ilişkindir. Mahkeme, idarenin haksız el atması sonrasında derece mahkemelerince belirlenen tazminatın, geçen uzun dava süreci ve ülkedeki enflasyonist ortam nedeniyle reel değerini yitirdiğini tespit etmiştir. Mahkeme kararıyla hükmedilen bedelin enflasyon oranının çok altında kalması, başvurucular üzerinde olağan dışı ve aşırı bir ekonomik külfet yaratmıştır. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil dengeyi açıkça başvurucular aleyhine bozmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiş, tespit edilen bu ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: