Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2023/62122 BN.

Karar Bülteni

AYM 2023/62122 BN.

Anayasa Mahkemesi | Aziz Öztürk Ve Diğerleri | 2023/62122 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/62122
Karar Tarihi 04.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma kanunilik ilkesini ihlal eder.
  • Enflasyona ezdirilen tazminat mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • İdarenin hukuka aykırı eylemi ağır mülkiyet ihlalidir.
  • Değer kaybı şahsi ve olağandışı külfet oluşturur.

Bu karar, idarelerin bireylerin mülkiyetinde olan taşınmazlara hukuki bir dayanak olmaksızın, yani yasal kamulaştırma prosedürlerini tamamlamaksızın fiilen el atmasının anayasal mülkiyet hakkının özüne yönelik çok ağır bir müdahale olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Vatandaşların taşınmazlarına idarece fiili yollarla el konulması ve bu durumun kanuni bir çerçeveye oturtulmaması, çağdaş hukuk devleti ilkesiyle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Mülkiyet hakkının korunması, demokratik bir toplumun temel direklerinden biridir. Ayrıca, bu haksız ihlalin ardından mahkemeler tarafından vatandaşlara ödenmesine hükmedilen tazminat tutarlarının uzun yargılama ve infaz süreçleri neticesinde enflasyon karşısında erimesi, mülkiyet hakkının ekonomik boyutta ikinci kez ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, mülkiyet hakkı ihlallerinin sadece idarenin haksız el atması eylemiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda yargılama neticesinde elde edilecek tazminatın da gerçek değerini her koşulda koruması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Uygulamadaki önemi ise idarelerin bütçe yetersizliği veya idari gecikmeleri bahane ederek kamulaştırmasız el atma alışkanlıklarından derhal vazgeçmeleri gerektiği yönünde kesin bir uyarı niteliği taşımasıdır. Mahkemelerin, hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesini önleyecek hukuki mekanizmaları etkin olarak işletmeleri elzemdir. Bu içtihat, mülkiyet sahiplerinin idare karşısında yalnız bırakılmayacağını, mülklerinin gasp edilemeyeceğini ve ülkede yaşanan makroekonomik dalgalanmalar ile yüksek enflasyonun faturasının hakkını arayan vatandaşa kesilemeyeceğini garanti altına alan son derece önemli bir adımdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, başvurucuların mülkiyetinde olan ve yasal olarak kendilerine ait olan çeşitli taşınmazlara, idari makamlar tarafından usulüne uygun herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması ve sonrasında açılan davalarda hükmedilen tazminatların zaman içinde enflasyon karşısında erimesi üzerine ortaya çıkmıştır. Başvurucular, kamu gücünü kullanan idarenin taşınmazlarına hukuka aykırı bir şekilde fiilen el koyduğunu, mülkiyet haklarından mahrum bırakıldıklarını ve bu haksızlığı gidermek amacıyla mahkemelerde haklarını aramak için açtıkları davalarda kendilerine ödenecek tutarların yargılama ile ödeme süreçlerinde yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle büyük ölçüde değer kaybettiğini, alım güçlerinin tamamen düştüğünü belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucuların temel talebi, taşınmazlarına haksız şekilde el atılması ve bağlanan tazminatlarının enflasyona ezdirilmesi neticesinde ihlal edilen mülkiyet haklarının tespit edilmesi, manevi tazminat ödenmesi ve yeniden yargılama yapılmasıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı esastan incelerken temel olarak Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan ve koruyan katı hükümlerine ve kamulaştırma mevzuatının emredici kurallarına dayanmıştır. İdarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza hukuka uygun olarak el atabilmesi için öncelikle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine harfiyen uygun, önceden bütçesi ayrılmış ve usulüne göre tesis edilmiş bir yasal kamulaştırma işlemi bulunmalıdır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarınca özel mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin mutlaka kanuni bir dayanağının bulunması, meşru bir kamu yararı gütmesi ve hedeflenen amaca ulaşmak için ölçülü olması gerekmektedir. İdarenin bu sıkı usullere ve kanuni prosedürlere uymaksızın vatandaşın özel mülkiyetine fiilen el atması, kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelmekte ve dolayısıyla mülkiyet hakkını en ağır biçimde zedelemektedir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin önceki yerleşik ve istikrarlı içtihatlarına göre, kamulaştırmasız el atma nedeniyle yargı mercilerince hükmedilen tazminatların ödenmesi sürecinde yaşanan idari gecikmeler ve ülkedeki güncel ekonomik dalgalanmalar titizlikle göz önüne alınmalıdır. Hükmedilen kamulaştırma bedellerinin veya fiili el atma tazminatlarının, enflasyon ve paranın alım gücündeki düşüş karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, mülk sahibine şahsi olarak beklenen sınırları aşan ve olağan dışı bir mali külfet yüklemektedir. Anayasal düzende mülkiyet hakkının korunması ile hedeflenen kamu yararı arasındaki adil dengenin bozulmaması için, mağdur olan kişilere ödenecek tazminat tutarlarının aradan geçen zaman zarfındaki enflasyon etkisinden tamamen arındırılması, reel alım gücünü ve gerçek değerini koruyacak şekilde faiz veya güncellemelerle ödenmesi mutlak bir anayasal zorunluluk olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen somut uyuşmazlık dosyasında başvurucuların mülkiyetinde bulunan ve tapuda adlarına kayıtlı olan taşınmazlara idare tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca hiçbir kamulaştırma işlemi tesis edilmeksizin doğrudan fiilen el atıldığını ve taşınmazların idarenin kullanımına tahsis edildiğini tespit etmiştir. Bu idari eylemin, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde temel hak olarak belirtilen mülkiyet güvencelerine ve idari işlemlerdeki kanunilik ilkesine açıkça aykırı olduğu kuvvetle vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesinin daha önceki yerleşik emsal kararlarında (Şevket Karataş ve diğerleri kararları) da detaylıca belirtildiği üzere, anayasal ve yasal usullere uyulmadan yapılan her türlü fiili el atmalar mülkiyet hakkının son derece açık ve ağır bir ihlalidir. Mahkeme, incelenen somut dosyada bu temel ve evrensel ilkelerden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir istisnai, zorunlu veya haklı durum bulunmadığı kanaatine varmıştır.

Bunun ötesinde, başvurucular tarafından açılan kamulaştırmasız el atma davası sonucunda mahkemelerce hükmedilen tazminat bedellerinin, kararın kesinleştiği tarihten fiili ödeme tarihine kadar geçen uzun süre içinde enflasyon oranları karşısında ciddi anlamda değer kaybına uğratıldığı saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, ödenen tazminatların aradan geçen zaman dilimindeki enflasyon karşısında önemli ölçüde erimesinin veya bu şekilde reel değer kaybına uğratılarak aylar veya yıllar sonra ödenmesinin, idarenin kusurundan kaynaklanan zararın bedelini başvuruculara yüklediğini belirtmiştir. Bu durum, mülk sahiplerine şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklemekte, zararın adil bir şekilde giderilmesini engellemektedir. Mülkiyet hakkının etkin korunması ile genel kamu yararı arasında yargı eliyle kurulması gereken adil denge, tazminatın enflasyon karşısında erimesi nedeniyle başvurucular aleyhine açıkça bozulmuştur. Anayasa Mahkemesi, idari pratiğin bir sonucu olan hem haksız fiili el atmanın bizzat kendisini hem de geç ve değersizleşmiş tazminat ödemesini mülkiyet hakkının ağır ve telafi edilmesi gereken bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: