Anasayfa Karar Bülteni AYM | Bedrettin Akyol | BN. 2023/40587

Karar Bülteni

AYM Bedrettin Akyol BN. 2023/40587

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2023/40587
Karar Tarihi 02.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını doğrudan ihlal eder.
  • Enflasyon kaynaklı değer kaybı mülkiyet hakkını zedeler.
  • Makul süre şikâyetlerinde idari komisyon yolu tüketilmelidir.

Bu karar hukuken, idarenin özel mülkiyete hukuki bir dayanak olmaksızın fiilen el atmasının ve sonrasında ödenmesi gereken bedelleri uzun yargılama süreçleri boyunca enflasyon karşısında eritmesinin anayasal mülkiyet güvencesine açık bir aykırılık teşkil ettiğini güçlü bir biçimde bir kez daha teyit etmesi anlamına gelmektedir. Vatandaşların mülkiyet hakkının, idarenin usulsüz işlemleri, uzun süren yargılama süreçleri veya ödeme prosedürleri sonucunda oluşan ekonomik dalgalanmalara ve paranın satın alma gücündeki kayıplara karşı korunması gerektiği altı çizilerek vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin bedelinin, hakkın özünü zedelemeyecek şekilde güncel ekonomik koşullara uygun olarak ve alım gücünü koruyacak biçimde ödenmesi gerektiğini kesin bir dille ortaya koymuştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür ve mülkiyet uyuşmazlıkları bakımından yol gösterici niteliktedir. Özellikle kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların ödenme süreçlerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle ortaya çıkan değer kayıplarının telafi edilmesi gerektiği yönündeki yerleşik içtihat bu karar ile sağlamlaştırılmış, idarenin vatandaşın sırtına enflasyon yükünü bırakamayacağı bir kez daha kesinleşmiştir. Öte yandan, yargılamaların uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik yaygın iddialarda, yeni kanuni düzenlemeler ışığında doğrudan bireysel başvuru yoluna gidilemeyeceği, öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması gerektiği net bir biçimde ifade edilmiştir. Bu durum, meslektaşlarımız ve vatandaşlar açısından makul sürede yargılanma şikâyetlerinde izlenecek usul rotasını doğrudan belirleyen, usul ekonomisi ve kanun yollarının tüketilmesi ilkesini güçlendiren çok kritik bir dönüm noktasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlıkta Bedrettin Akyol, mülkiyetinde olan taşınmaza idare tarafından herhangi bir resmi kamulaştırma kararı olmaksızın fiilen el atılması sebebiyle hukuki yollara başvurarak idareye karşı tazminat davası açmıştır. Başvurucu, idarenin taşınmazına haksız bir şekilde müdahale ettiğini, bu müdahale sonrasında açılan davanın mahkeme önünde uzun yıllar geçtiğini belirterek mağduriyetini dile getirmiştir.

İdarenin fiili el atması üzerine başlatılan hukuki sürecin gereğinden fazla uzadığı, bu süreç sonunda başvurucu lehine tazminata hükmedilmiş olsa dahi aradan geçen zaman ve gerçekleşen yüksek enflasyon nedeniyle hükmedilen bedelin reel olarak ciddi bir değer kaybına uğradığı görülmektedir.

Bu çerçevede başvurucu, taşınmazına kamulaştırmasız el atılması, kendisine ödenecek tazminat bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesi ve yargılama sürecinin makul süreyi aşarak çok uzun sürmesi nedenleriyle mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş; yargılamanın yenilenmesi ve tarafına maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bireylerin mülkiyet hakkına yönelik iddialarını değerlendirirken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerini temel hukuki dayanak kabul etmektedir. Bu ilkelere göre, hiç kimse üstün bir kamu yararı amacı ve kanuni bir dayanak olmaksızın mülkiyetinden yoksun bırakılamaz. İdarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen el atması, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinde belirtilen usullere ve mülkiyet güvencelerine aykırılık teşkil etmektedir. Mülkiyet hakkına yapılan bu tür fiili müdahaleler, kanunilik ilkesini ihlal eden eylemler olarak kabul edilir.

Bunun yanı sıra, mülkiyetten yoksun bırakılma durumlarında mülk sahibine ödenecek tazminatın taşınmazın gerçek değerini yansıtması yerleşik bir içtihat prensibidir. Kamulaştırma bedellerinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının ödenmesinde yaşanan gecikmeler nedeniyle, tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğraması, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu ekonomik değer kaybının idarece telafi edilmemesi, hakkın özünü zedeleyen orantısız bir müdahaledir.

Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde ise adil yargılanma hakkının usul kuralları devreye girmektedir. 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun içerisine 7499 sayılı Kanun ile eklenen düzenlemeler uyarınca, yargılamaların uzun sürmesi iddialarına karşı doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulmadan önce Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi zorunlu hâle getirilmiştir. Bu kural, bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereğince ulaşılabilir olan bu hukuki yolun tüketilmesini zorunlu kılan bir usul prensibidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, dosya kapsamındaki incelemelerinde başvurucunun mülkiyetinde olan taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı veya işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını ve bu eylemin kanunilik koşulunu taşımadığını tespit etmiştir. Taşınmaza hukuki dayanaktan yoksun şekilde fiilen el atılmasının mülkiyet hakkının doğrudan ihlali sonucunu doğurduğu şüpheye yer bırakmayacak biçimde teyit edilmiştir.

Bununla birlikte, haksız el atma nedeniyle idare aleyhine ödenmesine karar verilen tazminatın, aradan geçen yargılama süresi ve makroekonomik koşullar dikkate alındığında enflasyon karşısında önemli ölçüde eridiği belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, devletin sebep olduğu bu gecikmeler nedeniyle ortaya çıkan değer kaybının telafi edilmeyerek başvurucuya aşırı ve katlanılamaz bir ekonomik külfet yüklendiğini ortaya koymuştur. Enflasyon farkı ödenmeyerek taşınmaz bedelinin karşılıksız bırakılması suretiyle mülkiyet hakkına yönelik ayrı bir ihlalin daha gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Başvurucunun davasının yıllarca sürmesinden kaynaklanan adil yargılanma hakkı şikâyetine yönelik olarak ise esasa girilmeden usulden bir inceleme yapılmıştır. Yeni yürürlüğe giren yasal düzenlemeler ışığında, makul sürede yargılanma hakkı iddialarına karşı hızlı ve etkili bir yol olarak kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının mevcut olduğu, bu kanun yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların ikincillik ilkesine aykırı olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle makul süre şikâyeti, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Mülkiyet hakkı ihlallerinin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için Dargeçit Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde yeniden yargılama yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, mülkiyet hakkının zedelenmesi nedeniyle uğranılan haksızlığın manevi boyutu dikkate alınarak başvurucuya 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: