Karar Bülteni
AYM Daham Mutlu ve Diğerleri BN. 2022/75498
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/75498 |
| Karar Tarihi | 18.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Tazminatın enflasyon karşısında erimesi ölçüsüz külfettir.
- Mülkiyet hakkına müdahale kanunilik ilkesine uymalıdır.
Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara fiilen el atması ve bu haksız eylem sonrasında ödenen tazminatların enflasyon karşısında erimesi sorununu hukuken çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Kamulaştırmasız el atma, idarenin anayasal ve yasal sınırları aşarak mülkiyet hakkına ölçüsüz ve kanunsuz bir şekilde müdahale etmesi anlamına gelmektedir. Üstelik bu haksız el atma neticesinde vatandaşın lehine hükmedilen tazminatın enflasyonist ortamda güncel değerini yitirerek ödenmesi, kişiye yüklenen külfeti tahammül edilemez boyutlara taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu çifte mağduriyetin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının özüne dokunduğunu ve hukuk devleti ilkesini zedelediğini açıkça teyit etmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idarenin mülkiyet hakkına müdahalelerinde Anayasa ve yasalardaki kamulaştırma usullerine sıkı sıkıya uyması gerektiğine dair güçlü bir uyarı niteliğindedir. Mahkeme, idarelerin eylemsel müdahalelerinin kanunsuzluğunu vurgularken, aynı zamanda yargı mercilerine de hükmedilen tazminatların reel alım gücünün korunması hususunda açık bir mesaj vermektedir. Tazminatların güncel değerinin korunmaması durumunda, yeniden yargılama ve manevi tazminat yükümlülüklerinin kaçınılmaz olarak doğacağı gerçeği, yerel mahkemelerin mülkiyet uyuşmazlıklarında tazminat hesaplamalarını yaparken ekonomik dalgalanmaları ve enflasyon etkisini çok daha dikkatli bir şekilde değerlendirmelerini zorunlu kılacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Daham Mutlu ve diğer mülk sahipleri, kendilerine ait olan taşınmaza ilgili kamu idaresi tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmaksızın ve yasal prosedürler işletilmeksizin fiilen el atıldığını belirterek idareye karşı yargı yoluna başvurmuşlardır. Açtıkları kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda idarenin haksız fiili tespit edilmiş ve başvurucular lehine belirli bir miktar tazminata hükmedilmiştir. Ancak yargılama sürecinin uzun sürmesi, kararların kesinleşmesi ve ödemelerin fiilen yapılmasına kadar geçen uzun zaman dilimi nedeniyle, yerel mahkemelerce hükmedilen tazminat bedelleri yüksek enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybetmiştir. Başvurucular, hem idarenin taşınmazlarına kanunsuz bir şekilde el koymasından hem de onca hukuk mücadelesi neticesinde aldıkları tazminatın reel alım gücünü tamamen yitirmesinden dolayı mağdur olduklarını iddia etmişlerdir. Temel talepleri, mülkiyet haklarının ihlal edildiğinin tespiti ile uğradıkları ciddi boyutlardaki maddi ve manevi zararların hakkaniyete uygun olarak giderilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13, m. 35 ve m. 46 ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine dayanmaktadır. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca herkes mülkiyet hakkına sahiptir ve bu hak ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. İdarenin kamu hizmetlerini yürütürken özel mülkiyete konu bir taşınmaza ihtiyaç duyması hâlinde başvuracağı tek meşru ve yasal yol 2942 sayılı Kanun ile ayrıntılı biçimde düzenlenen kamulaştırma usulüdür.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, idarenin yasal kamulaştırma usullerini işletmeksizin özel mülkiyete konu taşınmaza fiilen veya hukuken el atması, kanunsuz bir müdahale olup anayasal mülkiyet güvencelerinin açık ve doğrudan bir ihlalidir. Anayasa Mahkemesinin daha önce vermiş olduğu Şevket Karataş emsal kararında da net bir biçimde belirtildiği üzere, kamulaştırmasız el atma işlemleri, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin en temel unsuru olan kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
Bunun yanı sıra, idarenin haksız el atması nedeniyle açılan tazminat davalarında hükmedilen bedellerin ödenmesi sürecinde geçen uzun zaman, enflasyonist baskılar altında paranın alım gücünde telafisi güç düşüşlere yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesinin Ali Şimşek ve diğerleri kararında vurgulanan yerleşik içtihadına göre, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, mülk sahibine şahsi olarak tahammül edilemez, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Mülkiyet hakkının gerçek anlamda ve fiilen korunabilmesi için, kişinin elinden haksızca alınan mülkün değerinin, ödendiği tarihteki gerçek ekonomik karşılığıyla, yani alım gücü korunarak telafi edilmesi anayasal bir zorunluluktur. Paranın değer kaybına uğratılarak eksik bir tatmin sağlanması, kamu gücü ile birey arasındaki dengede ölçülülük ilkesini zedeleyerek mülkiyet hakkının ihlaline neden olmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olaydaki ihlal iddialarını incelerken mülkiyet hakkına yönelik gerçekleşen iki farklı müdahaleyi ayrı başlıklar altında ele alıp değerlendirmiştir. İlk olarak, başvuruculara ait taşınmaza idare tarafından yasal bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması durumu titizlikle incelenmiştir. Mahkeme, idarenin anayasal ve yasal sınırları net olarak çizilen kamulaştırma usullerine uymaksızın özel mülkiyete müdahale etmesini, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki emredici kurallarla tamamen bağdaşmaz bulmuştur. İdarenin gerçekleştirdiği bu eylemli el atma, kanunilik unsurundan bütünüyle yoksun olup mülkiyet hakkının çekirdeğine yönelik açık bir ihlali oluşturmuştur.
İkinci olarak, başvurucular lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatının geçen zaman içinde enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması sorunu detaylıca incelenmiştir. Mahkeme, yerel mahkemelerce hükmedilen bedellerin tahsil edildiği tarihe kadar geçen yargılama ve icra süreçlerinde yaşanan enflasyon nedeniyle, tazminat miktarının reel alım gücünde telafisi imkansız ve ciddi bir düşüş meydana geldiğini açıkça saptamıştır. Bu büyük orandaki değer kaybı, idarenin haksız eylemi sonucunda zaten mülkünden mahrum kalarak mağdur olan başvurucuların üzerine ekstra, haksız ve olağan dışı bir ekonomik külfet yüklemiştir. Hakkı teslim eden tazminatın güncel ekonomik değerinin enflasyon karşısında erimesine göz yumulması, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine ağır bir şekilde bozmuş ve anayasal ölçülülük ilkesini onarılamaz biçimde zedelemiştir.
Ayrıca, başvurucuların makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ileri sürdükleri şikâyetler yönünden yapılan usulü değerlendirmede, 6384 ve 7445 sayılı Kanunlar uyarınca oluşturulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun henüz tüketilmediği anlaşılmıştır. Bu sebeple başvurunun yargılamanın uzun sürmesine ilişkin kısmı, başvuru yollarının tüketilmemesi kuralı gereğince kabul edilemez bulunmuştur. Ancak mülkiyet hakkına ilişkin esastan verilen ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerektiği ve yaşanan çifte mağduriyet sebebiyle manevi zararların tazmini için de ayrıca karar verilmesi gerektiği karara bağlanmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma ve tazminat bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.