Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Namık Şamlı ve Diğerleri | BN. 2021/49088

Karar Bülteni

AYM Namık Şamlı ve Diğerleri BN. 2021/49088

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/49088
Karar Tarihi 03.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma tazminatı değer kaybetmemelidir.
  • Enflasyon farkı mülkiyet hakkının asli bir güvencesidir.
  • Gecikmiş ödemeler vatandaşa aşırı külfet yükleyemez.
  • Gerçek karşılık ödenmeden mülkiyet hakkı kısıtlanamaz.
  • Değer kaybı mülkiyet hakkı ihlali sayılır.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda vatandaşların hak kazandığı tazminatların enflasyon karşısında erimesinin önüne geçilmesi açısından Türk hukuk sisteminde büyük bir dönüm noktası ve hukuki güvence niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı kapsamında devletin veya idarenin kişilere ödemekle yükümlü olduğu tazminatların zamanında, eksiksiz ve en önemlisi ekonomik değerini yitirmeden ödenmesi gerektiğinin altını son derece net bir biçimde çizmiştir. Yargılama süreçlerinin yıllara sâri olması veya idari ödemelerin gecikmesi sebebiyle tazminat miktarının güncel enflasyon oranlarının altında kalarak reel değerini kaybetmesi, devlete ve hukuka duyulan güveni zedeleyici nitelikte bulunmuştur.

Kararda benimsenen bu temel yaklaşım, idarenin haksız eylemlerinden kaynaklanan tazminat alacaklarının yalnızca nominal değer üzerinden ödenmesinin hukuken ve vicdanen yeterli olmadığını tüm açıklığıyla göstermektedir. Devletin, vatandaşın elinden hukuka aykırı şekilde aldığı veya müdahale ettiği mülkün gerçek karşılığını ödeme yükümlülüğü, paranın satın alma gücündeki dramatik düşüşün de adil bir yöntemle telafi edilmesini zorunlu kılmaktadır.

Emsal davalar ve uygulamadaki yansımaları açısından incelendiğinde, söz konusu bu karar tüm derece mahkemelerine enflasyonist ortamlarda tazminat hesaplamalarında yol gösterici bir kılavuz olmuştur. Mahkemeler artık tazminat bedellerini belirlerken yargılama süresince yaşanabilecek ekonomik dalgalanmaları, faiz oranlarının yetersizliğini ve paranın potansiyel değer kaybını çok daha titiz bir biçimde hesaba katmak zorundadır.

Özellikle mülkiyet hakkına ilişkin kamulaştırmasız el atma davalarının ülkemizde yıllarca sürebildiği göz önüne alındığında, bu tür kararlar vatandaşların mülkiyet haklarını enflasyon canavarına karşı koruma altına almakta ve onlara güçlü bir kalkan sunmaktadır. Uygulamada yasal faizin enflasyon oranının çok altında kaldığı tüm uyuşmazlıklarda, idari ve yargısal mercilerin aradaki haksız farkı kapatacak ek hukuki mekanizmaları derhal devreye sokması gerekecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, kendilerine ait olan taşınmaza idare tarafından herhangi bir hukuki kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine, taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesi talebiyle Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açmışlardır. Açılan bu kamulaştırmasız el atma davası neticesinde mahkemece başvurucular lehine belirli bir tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.

Ancak yargılama sürecinin olağanüstü derecede uzaması, mahkeme tarafından belirlenen tazminat miktarının aradan geçen uzun zaman zarfında enflasyon karşısında ciddi bir şekilde değer kaybetmesi üzerine taraflar arasındaki uyuşmazlık tamamen yeni bir boyut kazanmıştır. Başvurucular, geç ödenen ve uygulanan yasal faiz oranlarının yüksek enflasyon altında ezilmesi sebebiyle reel anlamda büyük bir değer kaybına uğrayan tazminat tutarlarının, gerçek zararlarını kesinlikle karşılamadığını belirtmişlerdir. Bu durumun kendilerine şahsi ve aşırı bir külfet yüklediğini savunan başvurucular, yaşanan bu büyük haksızlığın doğrudan mülkiyet haklarını zedelediğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmayı talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu kritik uyuşmazlığı değerlendirirken hukuki zemin olarak temel ve evrensel bir hak olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı prensiplerine dayanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin dürüst yollarla sahip oldukları malvarlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi özgürce tasarrufta bulunabilmelerini anayasal bir kalkan ile güvence altına alırken, devletin ve idari kurumların da bu hakka haksız ve hukuksuz müdahalelerde bulunmamasını kesin bir dille emretmektedir.

İdarenin hukuka aykırı olarak, yasal kamulaştırma usullerine hiçbir şekilde uymadan bir taşınmaza fiilen el atması durumunda, malikin uğradığı maddi zararın tam, eksiksiz ve güncel değeriyle giderilmesi anayasal bir zorunluluktur. Bu kapsamda, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde, kişinin mülkünden yoksun bırakılması hâlinde kendisine idarece ödenecek bedelin piyasa şartlarına uygun bir "gerçek karşılık" olması gerektiği Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik yargı içtihatlarıyla sabitlenmiştir.

Yüksek Mahkeme, önceki birçok yerleşik içtihadında açıkça vurguladığı üzere, mahkemelerce belirlenen tazminatın veya kamulaştırma bedelinin ekonomik krizler veya yüksek enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesinin doğrudan mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceğini kesin bir kurala bağlamıştır. Hak sahibine ödenecek tutarın, davanın açıldığı tarih ile nihai ödemenin yapıldığı tarih arasında geçen uzun süredeki enflasyon oranları sebebiyle satın alma gücünü önemli ölçüde yitirmesi, devletin kişiye şahsi, haksız ve olağan dışı bir külfet yüklemesi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, mülkiyet hakkının etkin ve fiili bir biçimde korunabilmesi için, mahkemelerce hükmedilen alacakların gecikmeksizin ve reel değerini kesinlikle kaybetmeden hak sahibine ulaştırılması en temel hukuk kurallarından biridir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların kamulaştırmasız el atma davası sonucunda elde ettikleri tazminat bedelinin tespit edilmesi, mahkeme kararına bağlanması ve ödenmesi sürecini tüm detaylarıyla ve bu süreçte yaşanan acımasız ekonomik etkilerle birlikte titizlikle incelemiştir. Yapılan derinlemesine hukuki incelemede, mahkemece hükmedilen tazminat bedelinin ödenmesinde idare tarafından yaşanan bürokratik gecikmeler ve alacağa uygulanan yasal faiz oranının ülkedeki gerçek enflasyon oranlarının ve ekonomik gerçekliğin çok altında kalması sebebiyle paranın reel değerinde son derece ciddi bir erime meydana geldiği somut verilerle saptanmıştır.

Yüksek Mahkeme, yüksek enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen bu durdurulamaz düşüşün, başvurucuların mülkiyet hakkının içini adeta tamamen boşalttığını ve kendilerine idarece ödenen bedelin Anayasa'nın açıkça aradığı ve emrettiği "gerçek karşılık" ilkesi olmaktan tümüyle çıktığını net bir dille vurgulamıştır. İdarenin kamulaştırmasız el atma gibi en başından beri hukuka aykırı olan fiili bir eylemi sonucunda ortaya çıkan bu mağduriyetin, bir de yargılama süreçlerindeki hantallık ve ödeme aşamasındaki uzun gecikmelerle katlanarak daha da büyümesi, başvurucular üzerinde kesinlikle olağan dışı ve tahammül edilemez derecede aşırı bir şahsi külfet yaratmıştır.

Devletin, enflasyonist ve dalgalı ekonomik ortamlarda zayıf konumda olan vatandaşını idarenin gücü karşısında korumak ve tazminat alacağının reel değerini koruyacak adil hukuki mekanizmaları aktif olarak işletmek yükümlülüğüne somut olayda uymadığı kanaatine kesin olarak varılmıştır. Bu büyük eksiklikler doğrultusunda, kamulaştırmasız el atma tazminatının yüksek enflasyon karşısında erimesinin telafi edilmemesinin, temel bir insan hakkı olan mülkiyet hakkı ile bu hakka kamu gücü tarafından yapılan müdahale arasındaki adil ve hukuki dengeyi doğrudan başvurucular aleyhine açıkça bozduğu, bu durumun hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen bu ağır hak ihlalinin tüm hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması için davanın yeniden ele alınarak yeniden yargılama yapılmasında büyük bir hukuki yarar ve anayasal bir zorunluluk bulunduğu açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: