Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2016/17013 E. | 2016/15573 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/17013 E. 2016/15573 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/17013
Karar No 2016/15573
Karar Tarihi 29.06.2016
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Kanun dışı iş bırakma haklı fesih nedenidir.
  • Toplu eylemler ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır.
  • Barışçıl eylem işverene zarar verme kastı taşıyamaz.
  • Sendikal uyuşmazlıklarda işverenin tarafsız davranması esastır.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda toplu iş bırakma eylemlerinin yasal sınırlarını ve sonuçlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle, yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi bulunurken salt sendika içi çekişmeler veya emsal işyerlerindeki ücret artışı talepleriyle üretimin durdurulmasının kanun dışı grev niteliği taşıdığı vurgulanmıştır. İşçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan barışçıl eylem hakları bulunsa da, bu hakkın kullanımının kesinlikle ölçülülük ilkesine tabi olduğu ve eylemlerin işverene zarar verme amacı taşımaması gerektiği açıkça ifade edilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi değerlendirildiğinde bu karar, işverenin yasal prosedürlere uygun davrandığı ve işçilerin hukuken karşılanması imkânsız olan taleplerle işyerini işgal ettiği durumlarda, işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkının doğduğunu tescil etmektedir. Benzer davalar için kritik bir rehber olan bu içtihat, sendikal rekabetten kaynaklanan yasa dışı eylemlere katılan işçilerin iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, feshin son çare olması ilkesinin bu derece ölçüsüz ve üretime zarar veren eylemlerde işveren aleyhine katı bir biçimde yorumlanamayacağını netleştirmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı fabrikada yetkili olan sendikadan istifa etmesi sebebiyle işveren temsilcileri ve sendika yetkilileri tarafından kendisine psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını iddia ederek dava açmıştır. İşçinin temel hikayesi, sendikaya geri dönmesi için baskı gördüğü, işyerinde sürekli gözetim altında tutulduğu ve neticede iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğidir. Bu gerekçelerle feshin geçersiz sayılarak işe iadesini ve sendikal tazminat talep etmiştir.

Davalı işveren ise feshin sendikal bir baskıdan kaynaklanmadığını, metal sektöründe başlayan ve kendi fabrikalarına da sıçrayan yasa dışı bir iş bırakma eyleminin yaşandığını belirtmiştir. İşverene göre işçiler, yürürlükteki toplu iş sözleşmesine rağmen üretimi tamamen durdurmuş, yasal olarak karşılanması mümkün olmayan taleplerde bulunmuş ve uyarıları dikkate almayarak işyerini işgal etmişlerdir. Uyuşmazlık, işten çıkarmanın sendikal bir nedene mi dayandığı, yoksa yasa dışı eylemlere katılmaktan kaynaklı haklı bir fesih mi olduğu noktasındadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki metinlerin başında 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 gelmektedir. Bu maddeye göre, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmaları grev olarak tanımlanır. Kanuni şartlar gerçekleşmeden yapılan grev ise "kanun dışı grev" statüsündedir ve işveren açısından haklı fesih sebebi oluşturur.

Kararda işçilerin demokratik hak arama özgürlükleri bağlamında 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasa m. 51, 54 ve 90 hükümleri çerçevesinde bireysel veya toplu eylem haklarının varlığı kabul edilmiştir. Ancak yerleşik içtihat prensipleri gereğince, barışçıl eylem hakkının kullanılabilmesi için bu eylemin ölçülü olması ve işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi gerektiği vurgulanmıştır. Ölçülülük ilkesi; eylemin süresi, katılan kişi sayısı ve eylemin zamanlaması gibi kriterler üzerinden değerlendirilmektedir.

Bunun yanı sıra uyuşmazlığın temyiz incelemesi aşamasında 4857 sayılı İş Kanunu m. 20/3 hükmü işletilmiştir. Bu usul kuralı, Yargıtay'ın yerel mahkeme kararını bozması durumunda, uyuşmazlığı yeniden yargılamaya mahal bırakmadan doğrudan esastan karara bağlamasına imkân tanımaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi dosyadaki deliller ve tanık beyanları ışığında somut olayı incelediğinde, işyerinde 01.09.2014 ile 31.08.2017 tarihleri arasında geçerli ve bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğunu tespit etmiştir. Ülke genelinde metal sektöründe başka işyerlerinde başlayan ücret artışı eylemlerinin davalı işyerine de yansıdığı ve yüzlerce işçinin katılımıyla yaklaşık üç gün boyunca iş bırakma eylemi yapıldığı görülmüştür.

Mahkeme, gerçekleştirilen eylemin işyerinde halihazırda imzalanmış bir toplu iş sözleşmesi varken ortaya çıktığını, dolayısıyla yasal anlamda bir kanuni grev hakkının kullanılmadığını belirlemiştir. İşçilerin demokratik ve barışçıl protesto hakları kapsamında bir değerlendirme yapıldığında ise; tam üç gün süren, üretimi fiilen durduran ve yüksek katılımla gerçekleşen bu eylemin zamanlaması, süresi ve boyutu itibarıyla "ölçülülük" sınırlarından tamamen uzak olduğu kanaatine varılmıştır.

Ayrıca eylemin işverene değil, doğrudan işyerinde yetkili olan sendikaya yönelik bir tepki barındırdığı anlaşılmıştır. İşçilerin, yetkili sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması veya kendi seçtikleri gayriresmi sözcülerin muhatap alınması gibi taleplerinin, yürürlükteki yasal mevzuat gereğince işverence karşılanmasının zaten mümkün olmadığı saptanmıştır. İşverenin, uyarılara rağmen eyleme katılan işçilere karşı fesih prosedürünü uyguladığı, sendikalı veya sendikasız işçiler arasında yetkili sendikayı koruma kastıyla ayrımcılık yaptığına dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığı görülmüştür. Bu veriler ışığında, yerel mahkemenin eylemi barışçıl bularak feshi haksız sayan değerlendirmesi hatalı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin iş akdini haklı nedenle feshettiği yönünde karar vererek kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: