Karar Bülteni
AYM Ömer Çoşkun BN. 2020/39238
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/39238 |
| Karar Tarihi | 18.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kapalı görüşlerin kaydedilmesi hak ihlali oluşturur.
- Mahpus yazışmalarının UYAP'a kaydedilmesi kural gerektirir.
- Görüşmelerin sistematik dinlenmesi yasal dayanaktan yoksundur.
- Mektupların açılıp okunması haberleşme hakkına müdahaledir.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin kapalı görüşleri sırasındaki iletişimlerinin ve dış dünya ile yaptıkları yazışmaların sistematik olarak denetlenip kaydedilmesinin anayasal haklar çerçevesindeki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların mektuplarının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kaydedilmesi ve kapalı görüşmelerinin teknik cihazlarla dinlenip kayıt altına alınması şeklindeki idari uygulamaların, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetine doğrudan bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. İlgili mevzuatın; tutulma süresi, verilere erişim, gizliliğin sağlanması ve verilerin imhası gibi temel güvenceleri içermeden genel ve sınırsız bir kayıt yetkisi tanıması hukuka aykırı bulunmuştur.
Uygulamada büyük bir emsal değere sahip olan bu içtihat, ceza infaz kurumlarının güvenlik gerekçesiyle dahi olsa mahpusların iletişim özgürlüklerine keyfî veya sınırları belirsiz şekilde müdahale edemeyeceğini ortaya koymaktadır. Karar, haberleşme özgürlüğünün sınırlandırılması hâlinde kanunilik ilkesinin şeklen değil maddi güvencelerle birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir. Benzer nitelikteki şikâyetler ve derdest başvurular açısından bağlayıcı bir nitelik taşıyan bu ihlal kararı, infaz mevzuatında tutuklu ve hükümlülerin yazışmaları ile özel görüşmelerinin kaydedilmesi konusunda çerçevesi net, erişimi sınırlı ve imha koşulları açık kuralların acilen oluşturulması gerektiğine işaret etmektedir. Bu yönüyle karar, infaz sistemindeki rutinleşmiş denetim uygulamalarının hukuki bir temele oturtulması için önemli bir dayanaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan hükümlü olarak bulunan başvurucu, ailesi ve avukatıyla yaptığı kapalı görüşmelerin dinlenerek teknik cihazlarla kayıt altına alınmasından ve avukatı veya ailesi ile yaptığı yazışmalarının taranarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kaydedilmesinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, bu idari uygulamanın özel hayatının gizliliğini ihlal ettiğini belirterek uygulamanın kaldırılması talebiyle Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. İnfaz Kurumu idaresi ise kapalı görüşlerin ve mektupların kaydedilmesinin tamamen yürürlükteki mevzuat gereği olduğunu savunmuştur. İnfaz Hâkimliği ve itiraz mercii olan Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi, uygulamanın usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun şikâyetlerini reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile 22. maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyetini esas almıştır. Bir temel hak veya özgürlüğe yönelik sınırlamanın anayasaya uygun kabul edilebilmesi için Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca öncelikle kanunilik şartını taşıması gerekmektedir. Kanunilik ilkesi sadece şeklî bir yasanın varlığını değil, aynı zamanda idarenin keyfî müdahalelerine karşı vatandaşı koruyacak düzeyde açık, öngörülebilir ve detaylı kuralları da barındırmasını emreder.
Mahpusların dış dünyayla iletişimini sağlayan yazışmaların denetlenmesi ve kapalı görüşmelerin kaydedilmesi, niteliği itibarıyla haberleşme hürriyetine ve özel hayata ciddi bir müdahaledir. Nitekim yerleşik içtihatlara göre, hükümlü ve tutukluların yazışmalarının sistematik olarak kayıt altına alınmasına ilişkin mevzuatın; bu verilerin tutulma süresi, üçüncü kişilerin bu yazışmalara erişimi, elde edilen verilerin kullanılması, imhası ve en önemlisi verilerin gizliliğinin sağlanması hususlarında açık ve net kurallar içermesi zorunludur.
Olay tarihinde yürürlükte olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuat incelendiğinde, kapalı görüşmeler sırasında güvenlik gerekçesiyle duyma mesafesinde bir görevlinin bulunabileceği belirtilmişse de bu görüşmelerin teknik bir araçla sistematik biçimde dinlenip sürekli olarak kaydedilebileceğine dair sarih bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Aynı şekilde, mektupların ve yazışmaların UYAP sistemine kaydedilip muhafaza edilmesine ilişkin idarenin takdir yetkisinin sınırlarını çizen ve yetki aşımına karşı yeterli güvenceleri sunan yasal bir altyapının olay tarihi itibarıyla mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya yönelik olarak uygulanan kapalı görüşmelerin teknik cihazlarla dinlenip kaydedilmesi ile mektupların UYAP'a kaydedilmesi işlemlerini detaylıca değerlendirmiştir. İnfaz kurumu idaresi tarafından gerçekleştirilen söz konusu uygulamaların, başvurucunun dış dünyayla ve ailesiyle olan iletişimine doğrudan bir müdahale oluşturduğu kabul edilmiştir.
Bu müdahalelerin anayasal denetiminde ilk olarak kanunilik şartı ele alınmıştır. İlgili mevzuatın olay tarihindeki hâli incelendiğinde, 5275 sayılı Kanun kapsamında kapalı görüşmeler esnasında görüşülenleri duyabilecek mesafede bir infaz koruma memurunun bulunabileceği öngörülmüş olmasına rağmen, bu konuşmaların teknik bir kayıt cihazıyla sistematik olarak dinlenmesine ve kaydedilmesine cevaz veren yeterli açıklıkta bir yasal dayanağın bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci olarak mektupların UYAP'a taranarak kaydedilmesi yönünden yapılan incelemede, mahpus yazışmalarının kayıt, muhafaza ve kullanımına ilişkin idareye tanınan yetkinin sınırlarını çizen, keyfî uygulamalara karşı veri güvenliğini, erişim kısıtlamalarını ve kayıtların imha edilme koşullarını düzenleyen yeterli kanuni güvencelerin mevzuatta yer almadığı açıkça ifade edilmiştir.
Müdahalenin kanunilik şartını dahi sağlamadığı anlaşıldığından, söz konusu tedbirlerin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığı, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığı gibi diğer anayasal güvence ölçütlerinin ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir. İlgili mevzuatın muhataplarına yetki aşımına karşı güvence sağlayacak netlikten ve öngörülebilirlikten uzak olduğu teyit edilmiştir.
Söz konusu eksikliklerin bir sonucu olarak, kapalı görüşmelerin kaydedilmesi bakımından ilgili infaz hâkimliğinde ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak adına yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş ve ayrıca yaşanan süreç nedeniyle manevi zarar gören başvurucu lehine tazminata hükmedilmiştir. Mektupların kaydedilmesi işlemi yönünden ise daha sonra yürürlüğe giren yasal değişiklikler dikkate alınarak sadece yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmemiş ancak hak ihlali durumu açıkça saptanmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mektupların kaydedilmesi ve kapalı görüşlerin dinlenmesi iddialarıyla ilgili özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.