Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Abdurrahman Aziz Arslan | BN. 2020/14649

Karar Bülteni

AYM Abdurrahman Aziz Arslan BN. 2020/14649

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/14649
Karar Tarihi 16.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kesinleşen yargı kararlarının uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
  • Müzik aleti çalmak kişiliği geliştirme yollarından biridir.
  • Mahpusların temel haklardan yararlandırılması idarenin pozitif yükümlülüğüdür.
  • Kurum güvenliği gerekçesi hakkın özünü zedelememelidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların anayasal haklarının korunması ve yargı kararlarının idare tarafından gecikmeksizin uygulanması hususunda son derece önemli bir nitelik taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişinin cezaevinde bulunmasının onun maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkından tamamen mahrum bırakılması anlamına gelmeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Özellikle müzik aleti çalmak gibi sanatsal ve kişisel gelişime katkı sunan faaliyetlerin, mahpusların rehabilitasyon sürecindeki yeri anayasal bir güvenceye kavuşturulmuştur. İdarenin kesinleşmiş mahkeme kararlarına rağmen keyfî yorumlarla hakkın kullanımını engellemesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz bulunarak idari işlemlerin sınırları net bir biçimde çizilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, idarenin soyut güvenlik gerekçesiyle aldığı kısıtlayıcı kararların keyfîliğini önlemesi bakımından oldukça büyüktür. İdare, güvenlik endişeleri veya iç işleyiş kuralları öne sürerek açık mevzuat hükümlerini ve kesinleşmiş yargı kararlarını etkisiz hâle getiremez. Uygulamada, ceza infaz kurumlarının mahpuslara yönelik kısıtlayıcı işlemlerinde ölçülülük ilkesine sıkı sıkıya uyması ve anayasal hakların özüne kesinlikle dokunmaması gerektiği bu kararla bir kez daha tescillenmiştir. Hükümlülerin temel haklarının, dışarıdan kargo ile şahsi eşya getirme gibi durumlarda dahi, kategorik olarak tamamen reddedilemeyeceği, hakkın kullanımına makul ve elverişli olanaklar tanınması gerektiği güçlü bir içtihat hâline gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan Abdurrahman Aziz Arslan'ın şahsi gitarını koğuşuna getirme talebinin cezaevi idaresi tarafından reddedilmesi ve lehine verilen mahkeme kararlarının idarece uygulanmaması üzerine ortaya çıkmıştır. Başvurucu, mevzuatın her hükümlüye bir müzik aleti hakkı tanıdığını belirterek gitarını istemiş; ancak idare önce koğuşta bağlama bulunduğu, sonrasında ise dışarıdan kargoyla gelecek gitarın güvenlik riski oluşturacağı bahanesiyle bu talebi reddetmiştir. Başvurucu, kantinden ücretiyle yeni bir gitar alma zorunluluğu getiren bu tutumun kesinleşmiş yargı kararlarına aykırı olduğunu, kişisel gelişim hakkını zedelediğini ve mağdur edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkını temel almıştır. Devletin bu hakka saygı gösterme yükümlülüğü, yalnızca müdahaleden kaçınmayı değil, aynı zamanda bireylerin haklarını tam anlamıyla kullanabilmeleri için gerekli pozitif yükümlülükleri ve usule ilişkin güvenceleri sağlamasını da içerir.

Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların, Anayasa'da düzenlenen temel hak ve hürriyetlere kural olarak sahip olduğu kararda bilhassa vurgulanmıştır. Suçun önlenmesi ve cezaevi güvenliğinin temini gibi makul nedenlerle bu haklar sınırlandırılabilse de, söz konusu sınırlamalar mutlaka ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılmalı ve güdülen meşru amaç ile bireyin temel hakkı arasında adil bir denge kurulmalıdır.

Olayın çözümünde Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik m. 10 hükmü kritik bir rol oynamıştır. Söz konusu düzenleme, her hükümlüye bir enstrüman verilebileceğini açıkça öngörmektedir. İdarenin bu açık düzenlemeyi daraltıcı şekilde yorumlaması hukuka aykırı bulunmuştur.

Ayrıca, kararda Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında yer alan yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğüne özel bir vurgu yapılmıştır. Kesin hükme saygı, uluslararası ve ulusal hukukun en temel genel ilkelerinden biridir. Bağlayıcı nitelikteki kesin bir mahkeme kararının idare tarafından yeni engeller çıkarılarak işlevsiz duruma getirilmesi, hukuk devleti ilkesi ve hukuki öngörülebilirlik açısından kesinlikle kabul edilemez bir ihlal nedeni olarak nitelendirilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun kendi gitarını koğuşa getirme talebinin önce koğuşta bir bağlama bulunduğu gerekçesiyle, ardından kargo ile gelecek eşyanın güvenlik riski doğuracağı ve ancak kantinden ücreti mukabili alınabileceği gerekçesiyle idare tarafından haksızca reddedildiğini tespit etmiştir. İnfaz Hâkimliği ise başvurucunun şikâyetini haklı bularak mevzuat gereği her hükümlüye bir enstrüman verilmesinin hukuken mümkün olduğunu belirtmiş ve başvurucu lehine karar vermiştir. Ancak bu karar kesinleşmesine rağmen idare, farklı gerekçeler üreterek yargı kararını uygulamaktan kaçınmış ve başvurucuyu yeniden uzun bir hukuki şikâyet sürecine zorlamıştır.

Sürecin devamında İnfaz Hâkimliği, kesinleşmiş yargı kararına rağmen mahpusa ücret ödeyerek kantinden gitar alma külfeti getirilmesinin hakkın kullanımını fiilen engelleyeceğini belirterek yeniden başvurucu lehine karar vermiştir. Başvurucunun şahsi gitarı ancak bu ikinci karardan sonra, talepten yaklaşık bir yıl sonra kendisine teslim edilebilmiştir. Yüksek Mahkeme, müzik aleti çalmanın kişiliği geliştirme yollarından biri olduğunu hatırlatarak, ilgili yönetmelikte açıkça tanınan bir haktan başvurucunun idarenin keyfî tutumu nedeniyle uzun bir süre mahrum bırakıldığını kaydetmiştir.

Hukuk kurallarının ve yargı kararlarının gecikmeksizin uygulanabilirliğinin, devletin pozitif yükümlülüklerinin en temel gereği olduğu kararda bilhassa ifade edilmiştir. Somut olayda idarenin, sürecin en başından itibaren bu yükümlülüğe uygun davranmadığı ve kesinleşmiş mahkeme kararlarını işlevsiz kılmaya yönelik ısrarlı tutumu nedeniyle başvurucunun hukuk sisteminin kendisine tanıdığı bir hakkı fiilen kullanamadığı saptanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya 3.000 TL manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: