Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Oğuzhan Duman | BN. 2021/64775

Karar Bülteni

AYM Oğuzhan Duman BN. 2021/64775

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/64775
Karar Tarihi 10.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Maaşın gecikmeli ödenmesinde faiz verilmemesi mülkiyeti ihlal eder.
  • Enflasyon karşısında paranın değer kaybı telafi edilmelidir.
  • Kamu görevlisine aşırı şahsi külfet yüklenemez.
  • Kamu yararı ve mülkiyet hakkı dengesi korunmalıdır.

Bu karar, görevden uzaklaştırılan ancak daha sonra görevine iade edilen kamu görevlilerinin mali haklarının korunması açısından büyük bir hukuki anlama sahiptir. Kamu otoritelerinin işlemleri nedeniyle geçmişe dönük olarak toplu şekilde ödenen maaş ve aylıkların, faiz uygulanmadan yalın hâliyle ödenmesinin mülkiyet hakkını ihlal edeceği açıkça ortaya konulmuştur. Bu durum, paranın zaman içindeki değer kaybının idare tarafından telafi edilmesi gerektiği yönündeki temel hukuk kuralının anayasal düzlemde bir teyididir.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlüdür. Zira idare mahkemelerinde devam eden veya açılacak olan memuriyet iade davalarında, idarelerin faiz ödemekten kaçınma pratiklerinin anayasaya aykırı olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Uygulamadaki önemi ise idarenin yaptığı hatalı işlemlerden doğan maddi külfetin sadece vatandaşa yüklenemeyeceği prensibinin altının çizilmiş olmasıdır. Bundan sonraki süreçte, göreve iade edilen personelin geçmişe dönük maaşları ödenirken yasal faiz taleplerinin idari yargı mercilerince kabul edilmesi anayasal bir gereklilik hâline gelmiştir. Bu karar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin kişi lehine korunması gerektiğini somutlaştırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir kamu görevlisinin görevinden uzaklaştırılması ve sonrasında görevine iade edilmesiyle başlayan süreçte ortaya çıkan mali hak kayıplarından kaynaklanmaktadır. Başvurucu Oğuzhan Duman, görevden el çektirildiği dönemde ödenmeyen aylıklarını göreve iade edildikten sonra toplu olarak almıştır. Ancak idare, bu geçmişe dönük ödemeleri yaparken aradan geçen zamanı ve paranın değer kaybını dikkate almayarak faiz ödemesi gerçekleştirmemiştir.

Bunun üzerine başvurucu, geç ödenen maaşlarının faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini belirterek idareye karşı dava açmıştır. İdari yargıdaki sürecin aleyhine sonuçlanması ve faiz talebinin reddedilmesi üzerine, yaşanan bu değer kaybının mülkiyet hakkını zedelediği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, uğradığı hak kaybının tespiti ile yeniden yargılama ve maddi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmü ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı prensiplerine dayanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin mal varlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarruf etme yetkisini barındırmakla birlikte, bu değerlerin enflasyon veya idarenin gecikmeli işlemleri nedeniyle erimesini önleyici anayasal güvenceleri de içerir.

Mahkeme, bu tür uyuşmazlıklarda daha önce vermiş olduğu yerleşik içtihatlara, özellikle yerleşik Hami Çetiner kararına atıf yaparak temel kuralı hatırlatmıştır. Söz konusu kurala göre, devletin ödemekle yükümlü olduğu bir meblağın hak sahibine geç ödenmesi durumunda, aradan geçen süre zarfında paranın alım gücünde meydana gelen düşüşün telafi edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, idarenin kendi işleminden kaynaklanan gecikmenin ekonomik yükü yalnızca vatandaşa bırakılmış olur.

Hukuk sistemimizde idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararları telafi etmekle yükümlü olması, adalet ve hakkaniyet ilkelerinin bir gereğidir. Maaş, ücret veya aylık gibi kamu görevlisinin temel geçim kaynağı olan gelirlerin zamanında ödenmemesi ve sonradan faizsiz bir şekilde verilmesi, kişiye şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yükler. Bu durum, kamu yararı amacı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında bulunması gereken adil dengenin birey aleyhine bozulması anlamına gelir. Dolayısıyla, faiz veya değer kaybı ödemesinin yapılmaması, mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumunu incelerken idarenin uzaklaştırma işlemi sonrasında ödenmeyen aylıkların toplu olarak iade edildiğini, ancak bu iade sırasında herhangi bir faiz işletilmediğini tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucunun maaşlarını zamanında alamaması nedeniyle mülkiyetine girmesi gereken mal varlığı değerinden mahrum kaldığını ve sonradan yapılan faizsiz ödemenin enflasyon ve ekonomik koşullar karşısında eridiğini vurgulamıştır.

Somut olayda, idarenin geç ödeme yapması nedeniyle oluşan değer kaybının başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklediği belirlenmiştir. Başvurucunun kendi kusurundan kaynaklanmayan bu süreçte, idarenin ödeme yükümlülüğünü yerine getirirken paranın değerini koruyacak bir faiz tahakkuk ettirmemesi, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengeyi bozucu niteliktedir. Anayasa Mahkemesi, somut olayın özelliklerinin daha önceki emsal kararlarda açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren herhangi bir istisnai durum barındırmadığını açıkça ifade etmiştir.

Tespit edilen bu hukuka aykırılığın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu değerlendirilmiştir. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiştir. Yeniden yargılama kararının verilmesi ihlalin giderimi için yeterli bir telafi yöntemi olarak görüldüğünden, başvurucunun ayrıca talep ettiği maddi tazminat istemi reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, faizsiz ödeme yapılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: