Karar Bülteni
AYM Mehmet Yakut BN. 2019/31733
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2019/31733 |
| Karar Tarihi | 04.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | Kısmen İhlal / Kısmen İhlal Yok |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahpuslara asgari üç metrekare yaşam alanı sağlanmalıdır.
- Üç metrekarenin altındaki alan ihlal için güçlü karinedir.
- İhlal karinesi kısa süreli daralmalarda çürütülebilir niteliktedir.
- Üç ila dört metrekarelik alanda diğer koşullar incelenir.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında artan mahpus sayısının yol açtığı aşırı kalabalıklaşma sorununun temel hak ve özgürlükler, özellikle de kötü muamele yasağı bağlamında doğurduğu hukuki sonuçları net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutuklu ve hükümlülerin barındırıldığı çok kişilik koğuşlarda asgari kişisel yaşam alanının en az üç metrekare olması gerektiğini kesin bir dille vurgulamış, bu sınırın altına düşülmesini insan onuruyla bağdaşmayan bir tutulma koşulu olarak nitelendirmiştir. Bu durum, devletin özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini koruma yönündeki pozitif ve mutlak yükümlülüğünün altını kalın çizgilerle çizmektedir.
Emsal niteliğindeki bu karar, ceza infaz kurumlarının fiziksel kapasite yetersizliklerinin veya yönetimsel zafiyetlerinin, mahpusların anayasal haklarının ihlaline hiçbir şekilde mazeret yapılamayacağını göstermesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. İdare, salt cezaevlerindeki dönemsel doluluk oranlarını gerekçe göstererek asgari yaşam alanı standardının altına inemeyecektir. Karar, idarenin tutulma koşullarında sadece matematiksel bir metrekare hesabıyla yetinmeyip havalandırma, doğal ışık, hijyen ve açık hava egzersizi gibi diğer temel insani unsurları da bütüncül bir yaklaşımla ele almasını zorunlu kılmaktadır. Benzer davalar için çok güçlü bir referans kaynağı olan bu yerleşik içtihat, idare mahkemeleri ve infaz hâkimliklerinin şikâyetleri incelerken tutulma süresinin kesintisizliğini ve alan dışındaki ağırlaştırıcı diğer fiziki faktörleri hassasiyetle denetlemelerine yol açacak, hukuki güvenlik ilkesini pekiştirecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Mehmet Yakut, ceza infaz kurumunda kapasitesinin çok üzerinde kişinin bulunduğu bir koğuşta tutulması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda on altı kişilik kapasiteye sahip odada yer yer otuz üç kişiye varan sayılarla birlikte kalmak zorunda bırakıldığını belirtmiştir. Aşırı kalabalık nedeniyle yerde yatmak zorunda kaldığını, hijyen sorunları yüzünden mantar ve kulak iltihabı gibi sağlık problemleri yaşadığını ifade etmiştir. Tutulma şartlarının düzeltilmesi amacıyla infaz hâkimliğine yaptığı şikâyetin cezaevlerinin kapasite üstü mahpus kabul etmek zorunda kaldığı gerekçesiyle reddedilmesi ve bu karara itirazının da sonuçsuz kalması üzerine, asgari yaşam standartlarının sağlanmadığını belirterek yüksek mahkemeden ihlal tespiti ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşullarını Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 kapsamında koruma altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile kötü muamele yasağı çerçevesinde ele almaktadır. Bu anayasal hüküm gereğince, hiç kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Anayasa m.15 uyarınca bu yasak mutlak nitelikte olup savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde dahi hiçbir surette sınırlandırılamaz.
Yerleşik içtihatlara göre, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin tutulma koşulları insan onuruna yakışır olmalıdır. Kişiler, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla bir sıkıntıya veya eziyete sokulmamalıdır. Ceza infaz kurumlarındaki kalabalıklaşma şikâyetlerinin incelenmesinde temel alınan en önemli ölçüt, mahpus başına düşen kişisel yüzey alanıdır. İçtihat prensipleri uyarınca, çok kişilik koğuşlarda kişi başına düşen yüzey alanı banyo ve tuvalet gibi sıhhi tesis kısımları hariç olmak üzere en az üç metrekare olmalıdır.
Bu asgari alanın üç metrekarenin altına düşmesi hâlinde, tutulma koşullarının doğrudan kötü muamele yasağını ihlal ettiği yönünde güçlü bir karine oluşur. Bu karine ancak üç unsurun bir arada bulunmasıyla ortadan kaldırılabilir: Alan azalmasının çok kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra olması; bu durumun koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ile desteklenmesi ve ceza infaz kurumunun tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başkaca olumsuz bir unsur taşımaması. Kişisel alanın üç ila dört metrekare arasında olduğu durumlarda ise alan faktörü tek başına ihlal oluşturmaz; aydınlatma, havalandırma, hijyen ve açık hava egzersizi gibi diğer tutulma şartlarının bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi zorunludur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun tutulduğu odaların fiziksel şartlarını ve barındırılan kişi sayısını detaylı olarak incelemiştir. Başvurucunun barındırıldığı dönemde, sıhhi tesisler ve havalandırma bahçesi hariç tutulduğunda odaların toplam yaşam alanının, alt kat ortak alan ve yatakhane bölümü toplamı olarak 70,53 metrekare olduğu tespit edilmiştir. Ceza infaz kurumu kayıtlarından elde edilen verilere göre başvurucu, toplam 374 gün boyunca yirmi dört ve daha üstü sayıda kişiyle bir arada kalarak asgari standart olan üç metrekarenin altında bir kişisel yaşama alanına sahip olmuştur. Dahası, bu kalabalıklaşma durumunun farklı zaman dilimlerinde 55, 65, 102 ve 114 gün boyunca kesintisiz şekilde devam ettiği belirlenmiştir. Mahkeme, asgari kişisel alandaki bu daralmanın kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra nitelikte olmadığına hükmederek Anayasa'nın 17. maddesinin ihlaline yönelik oluşan güçlü karinenin çürütülemediğini değerlendirmiştir.
Öte yandan, başvurucuya üç ila dört metrekare arasında kişisel alan sağlanan yaklaşık dört aylık diğer dönem bakımından farklı bir hukuki sonuca ulaşılmıştır. Bu dönemde alan faktörünün tek başına kötü muamele ihlali oluşturmaması sebebiyle mahpusun diğer tutma koşulları irdelenmiştir. Başvurucunun gün ışığı alan ve temel bireysel egzersiz yapabileceği 33,75 metrekarelik havalandırma bahçesine gün ışığında sınırsız erişiminin bulunduğu, tuvalet ve banyo sayısının yetersizliğine veya mahrem kullanılamadığına dair bir bulgu saptanamadığı, kendisine ait yatağının ve nevresim takımının mevcut olduğu saptanmıştır. Ayrıca temizlik, aydınlatma ve ısınma gibi hususların asgari standartları karşıladığı görülmüş, bu dönem açısından insan onuruyla bağdaşmayan bir muamelenin ağırlık eşiğine ulaşılmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun 3 metrekareden daha az kişisel alana sahip olduğu dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiği, 3 ila 4 metrekare arasında alana sahip olduğu dönem yönünden ise ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.