Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Kenan Özdemir | BN. 2020/31474

Karar Bülteni

AYM Kenan Özdemir BN. 2020/31474

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/31474
Karar Tarihi 22.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların hak arama hürriyeti keyfî olarak engellenemez.
  • Bireysel başvuru hakkı idarece güvence altına alınmalıdır.
  • Üçüncü kişiyi cezalandırma talepleri adil yargılanma kapsamında değildir.
  • Mahpusun başvuru materyallerine el konulması ihlal nedenidir.

Bu karar, Anayasa'nın 148. maddesi ile teminat altına alınan bireysel başvuru hakkının, özellikle ceza infaz kurumlarında bulunan ve devletin fiilî kontrolü altındaki mahpuslar yönünden ne derece titizlikle korunması gerektiğini hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin yalnızca engellemekten kaçınma yönündeki negatif yükümlülüğüne değil, aynı zamanda adalete erişimi kolaylaştırma yönündeki pozitif yükümlülüğüne de dikkat çekmektedir. Bir mahpusun hukuki başvurularında kullanmak amacıyla sakladığı kişisel belgelere salt genel güvenlik gerekçeleriyle el konulması ve bu belgelerin içeriğine yönelik hiçbir değerlendirme yapılmaması, temel hakların özüne dokunan bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca karar, üçüncü kişilerin cezalandırılmasını amaçlayan şikâyetlerin kural olarak adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında kaldığını bir kez daha vurgulayarak bu alandaki yerleşik içtihadı pekiştirmektedir.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi bakımından bu karar, ceza infaz kurumu idareleri ve yargı makamları için net bir rehber niteliği taşımaktadır. İdarelerin, yangın tehlikesi gibi genel asayiş kurallarını öne sürerek mahpusların hukuki yollara erişimini sağlayacak evraklara keyfî olarak el koymasının önü kesilmiştir. Savcılık ve infaz hâkimliklerinin de bu tür şikâyetleri incelerken meseleyi sadece güvenlik bağlamında değil, kişinin hak arama hürriyetinin engellenip engellenmediği çerçevesinde de derinlemesine değerlendirmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu yönüyle karar, infaz uygulamalarında temel haklara saygı ilkesinin sınırlarını belirginleştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan cezaevinde hükümlü olarak bulunan başvurucu, hücresinde yapılan bir arama sırasında infaz kurumu görevlilerince bazı gazete kupürlerine el konulması üzerine şikâyetçi olmuştur. Görevliler, söz konusu kâğıt parçalarını yangın tehlikesi oluşturduğu gerekçesiyle toplamıştır. Başvurucu ise bu kupürleri, hakkında verilen mahkûmiyet kararına karşı ulusal ve uluslararası mahkemelere yapacağı hukuki başvurularda delil olarak kullanmak üzere biriktirdiğini ifade etmiştir. Bu materyallerin kendisine geri verilmemesi üzerine cezaevi görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuş ancak savcılık tarafından soruşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu, evraklarına el konulması sebebiyle bireysel başvuru hakkının elinden alındığını ve şikâyetinin reddedilmesiyle de adil yargılanma hakkının zedelendiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 148 kapsamında düzenlenen bireysel başvuru hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarını dikkate almıştır. Bireysel başvuru hakkı, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında en önemli yargısal mekanizmalardan biridir. Bu hakkın etkin bir şekilde kullanılabilmesi için devletin idari ve yargısal organları, kişilerin başvuru yollarına erişimini zorlaştırıcı veya engelleyici tutumlardan kaçınmakla yükümlüdür.

Özellikle idarenin fiilî kontrolü altında bulunan ve dış dünyayla iletişimi kısıtlı olan mahpuslar gibi kırılgan gruplar yönünden, devletin bu hakkı kolaylaştırma yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Mahpusların hukuki yollara başvurabilmeleri için gerekli olan bilgi, belge veya materyallere erişimlerinin keyfî olarak engellenmesi, bireysel başvuru hakkının özüne dokunan bir müdahale niteliği taşır.

Diğer taraftan, ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması, yangın gibi tehlikelerin önlenmesi amacıyla idarenin arama yapma ve tehlikeli maddelere el koyma yetkisi 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleriyle güvence altına alınmıştır. Ancak bu yetki kullanılırken, el konulan eşyaların tutuklu veya hükümlünün savunma hakkı ya da bireysel başvuru hakkı ile ilişkili olup olmadığı hususunda özenli ve amaca uygun bir değerlendirme yapılması zorunludur.

Adil yargılanma hakkı yönünden ise, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 45 uyarınca, bir kişinin üçüncü bir şahsın cezalandırılması talebiyle yaptığı şikâyetler sonucunda verilen soruşturmaya yer olmadığı kararları, kural olarak kişinin medeni hak ve yükümlülükleri veya kendisine yöneltilen bir suç isnadı kapsamında kalmadığından adil yargılanma hakkının koruma alanına girmemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyetlerini iki ayrı başlık altında değerlendirmiştir. İlk olarak, cezaevi görevlileri hakkında yapılan suç duyurusu neticesinde verilen soruşturmaya yer olmadığı kararına yönelik adil yargılanma hakkının ihlali iddiası incelenmiştir. Mahkeme, başvurucunun bir başkasının cezalandırılmasına yönelik talebinin adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında kaldığını belirterek, bu talebi konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.

İkinci olarak, bireysel başvuru hakkının ihlali iddiası incelenmiştir. Başvurucunun hücresinde yapılan arama sırasında, yangın tehlikesi oluşturduğu genel gerekçesiyle gazete kupürlerine el konulmuştur. Başvurucunun, bu belgeleri uluslararası yargı mercilerine yapacağı bireysel başvuruda kullanmak üzere sakladığını belirterek iadesini talep etmesine rağmen idare tarafından bu hususta hiçbir somut değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca, arama tutanağında söz konusu kupürlerin içeriğine dair bir bilgiye yer verilmemiş ve iade talebi de yanıtsız bırakılmıştır.

Savcılık makamı da şikâyeti incelerken meseleyi yalnızca idarenin dayandığı yangın tehlikesi açısından ele almış, başvurucunun adalete erişim ve bireysel başvuru yapma hakkının engellenip engellenmediği hususunda hiçbir inceleme yapmamıştır. Anayasa Mahkemesi, devletin gözetimi altındaki mahpusların hukuki yollara başvurma imkânlarının zaten son derece kısıtlı olduğunu, bu kişilerin savunma veya başvuru materyallerine toptancı bir yaklaşımla el konulmasının bireysel başvuru hakkını tamamen imkânsız hâle getirme riski taşıdığını vurgulamıştır. İdare ve yargı makamlarının, belgelerin hukuki niteliğini araştırmadan el koyma işlemi yapması ve bunları iade etmemesi ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: