Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2021/23463 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/23463 BN.

Anayasa Mahkemesi | A.B. | 2021/23463 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/23463
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların süresiz yayınlara erişimi ifade özgürlüğünün gereğidir.
  • Yayın kısıtlamaları ilgili ve yeterli gerekçeye dayanmalıdır.
  • Güvenlik tehdidi iddiaları somut olgularla temellendirilmelidir.

Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların dış dünyayla iletişim kurma ve haber alma hakkının, ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Mahpuslara gönderilen yayınların salt güvenlik veya haberleşme riski gibi soyut gerekçelerle engellenmesi, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmamaktadır. Karar, cezaevi idaresinin ve yargı mercilerinin, yayınlara getirilen kısıtlamaları haklı çıkaracak somut, ilgili ve yeterli gerekçeler sunmak zorunda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bilgisayara erişimi dahi bulunmayan bir mahpusun, salt teknik bilgisayar kitaplarını okumasının kurum güvenliğini ne şekilde tehlikeye düşüreceği izah edilmeden alınan kısıtlama kararları hukuka aykırı bulunmuştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. İnfaz hâkimlikleri ve ceza infaz kurumu eğitim kurulları, mahpuslara gönderilen kitap ve yayınları incelerken basmakalıp gerekçeler yerine bireyselleştirilmiş değerlendirmeler yapmak zorundadır. Karar, idarenin güvenlik riski argümanını her türlü kısıtlama için sihirli bir formül olarak kullanamayacağını göstermektedir. Yargı mercilerinin, idarenin işlemlerini denetlerken daha aktif bir rol üstlenmesi ve temel haklara yönelik müdahalelerin anayasal sınırlar içinde kalıp kalmadığını titizlikle incelemesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu yönüyle karar, infaz hukukunda ifade ve haber alma özgürlüğünün sınırlarının somut delillerle ve anayasal güvenceler ışığında çizilmesi gerektiğine dair güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ceza infaz kurumunda tutuklu bulunmaktadır. Dışarıdan ziyaretçileri tarafından kendisine hediye olarak mesleki gelişimiyle ilgili "Uygulamalı Siber Güvenlik ve Hacking" ile "CCNP and CCIE Security Core" isimli iki adet teknik kitap getirilmiştir. Ancak ceza infaz kurumu idaresi, bu kitapların bilimsel şifreleme yöntemleri içerdiğini, zararlı yazılım üretmede kullanılabileceğini ve terör örgütü mensuplarının şifreli haberleşmesine imkân sağlayabileceğini belirterek kitapların başvurucuya teslim edilmemesine karar vermiştir.

Başvurucu, kriptoloji alanında uzman olduğunu ve mesleki bilgilerini unutmamak için bu kitapları talep ettiğini belirterek karara karşı infaz hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz hâkimliğinin şikâyeti ve ağır ceza mahkemesinin itirazı reddetmesi üzerine, kitaplara el konulmasının bilim, araştırma, eğitim ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle ifade özgürlüğünü düzenleyen Anayasa m.26 ve temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen Anayasa m.13 hükümlerine dayanmıştır. Buna göre ifade özgürlüğü, ancak kanunla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak, ölçülü bir biçimde sınırlandırılabilir.

Ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların süreli veya süresiz yayınlara erişimi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.62 kapsamında düzenlenmiştir. Bu düzenleme çerçevesinde, kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı ve fotoğrafları içeren yayınların mahpuslara verilmemesi öngörülmüştür. Ancak Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, bu kanuni sınırlama uygulanırken idarenin ve derece mahkemelerinin geniş takdir yetkisi mutlak değildir.

Mahkeme, mahpusların dış dünyayla iletişim kurma, haber ve fikir alma haklarının ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Yayınların engellenmesine yönelik kararların, yalnızca kurumun disiplin ve güvenliğini korumak gibi meşru bir amaca dayanması yeterli görülmemektedir. Aynı zamanda bu tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekmektedir. İdare ve yargı makamlarının, engellenen yayının somut olarak kurum güvenliğini ne şekilde tehlikeye soktuğunu, ilgili mahpusun özel durumuyla ilişkilendirerek ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koyması anayasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya hediye olarak getirilen süresiz yayınların teslim edilmemesinin haber veya fikir alma özgürlüğüne, dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik açık bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. Müdahalenin 5275 sayılı Kanun m.62 kapsamında kanuni bir dayanağı bulunduğu ve kurum güvenliğinin sağlanması şeklinde meşru bir amaca hizmet ettiği kabul edilmiştir.

Ancak demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk yönünden yapılan incelemede, idare ve derece mahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli gerekçe içermediği saptanmıştır. Ceza infaz kurumu eğitim kurulu, kitapların şifreleme yöntemleri içerdiği ve bilgisayarda zararlı yazılım üretmede kullanılabileceği gerekçesiyle kitapları teslim etmemiştir. İnfaz hâkimliği de bu gerekçeleri tekrarlamış ve yayınların ders kitabı niteliğinde olmadığını eklemiştir. Anayasa Mahkemesi ise başvurucunun ceza infaz kurumunda herhangi bir bilgisayara erişiminin bulunmadığına dikkat çekmiştir. Bilgisayara erişimi olmayan bir mahpusun, sadece kitap okuyarak kurum güvenliğini tehlikeye düşürecek zararlı yazılımları nasıl üreteceği veya örgüt içi şifreli haberleşmeyi ne şekilde sağlayacağı makamlarca somutlaştırılamamıştır.

Ayrıca başvurucunun güvenlik mühendisi olduğu ve mesleki körelmeyi önlemek amacıyla bu kitapları talep ettiği yönündeki makul savunması da derece mahkemelerince dikkate alınmamış ve karşılanmamıştır. Yargı mercileri, yayınların ders kitabı olmadığına dair bir tespit yapsa da başvurucunun bu yayınlara erişimindeki hukuki menfaatini değerlendirmeden eksik incelemeyle karar vermiştir. Tüm bu hususlar ışığında, kitapların başvurucuya teslim edilmemesinin demokratik bir toplumda zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiği, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle kanıtlanamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: