Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Hakan Buzhane | BN. 2019/1278

Karar Bülteni

AYM Hakan Buzhane BN. 2019/1278

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu
Başvuru No 2019/1278
Karar Tarihi 04.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların tutulma koşulları infaz hâkimliğince incelenmelidir.
  • İnfaz hâkimlikleri tutulma şikayetlerinde görevsizlik veremez.
  • Temel hak iddiaları esastan incelenip karara bağlanmalıdır.
  • Etkili başvuru hakkı idari yargısal denetimi zorunlu kılar.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında kalabalık koğuş, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerine erişememe gibi fiziksel tutulma şartlarına yönelik şikayetlerin yargı mercilerince esastan incelenmesinin zorunlu olduğunu ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Mahpusların tutulma koşullarından kaynaklanan şikayetlerinin, salt ceza infaz kurumunun idari işleyişine ilişkin olduğu gerekçe gösterilerek infaz hâkimlikleri tarafından görev yönünden reddedilmesi, temel hak ve hürriyetlerin korunması bağlamında hukuka aykırı bulunmuştur. Karar, devletin hapishane koşulları nedeniyle ortaya çıkan her türlü şikayeti ciddiyetle ele alarak denetleyecek etkili bir yargısal mekanizma sunma yükümlülüğünü çok güçlü bir şekilde vurgulamaktadır.

Emsal niteliğindeki bu Genel Kurul kararı, ceza infaz hukuku uygulamaları ve infaz hâkimliklerinin görev sınırları konusunda uygulamada yaşanan tereddütleri bütünüyle gidermektedir. İnfaz hâkimliklerinin, tutuklu ve hükümlülerin barındırılma, beslenme ve sağlık gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarına ilişkin iddiaları esastan incelemekten kaçınamayacağı kesin olarak netleşmiştir. Benzer davalarda, mahpusların kötü muamele yasağı kapsamındaki savunulabilir ve ciddi iddialarının idari işleyiş veya görevsizlik gibi şeklî usul gerekçeleriyle bertaraf edilemeyeceği Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça ifade edilmiştir. Etkili başvuru hakkının yalnızca kâğıt üzerinde teorik bir güvence olmaktan çıkarılarak gerçek hayatta ve pratikte aktif işleyen bir yargı yolu olması gerektiği ilkesi, infaz uygulamalarına yön verecek bağlayıcı bir standart hâline gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Hakan Buzhane, Marmara (Silivri) 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğu dönemde, yirmi bir kişilik koğuşta kırk sekiz kişiyle birlikte kalmak zorunda bırakıldığını belirterek infaz hâkimliğine şikayette bulunmuştur. Başvurucu; aşırı kalabalık nedeniyle asgari kişisel alanın sağlanamadığını, banyo, tuvalet, sıcak su ve hijyen şartlarının yetersiz kaldığını, yeterli miktarda yemek verilmediğini ve sağlık hizmetlerinden gerektiği gibi faydalanamadığını ileri sürmüştür. Söz konusu fiziki yetersizliklerin kötü muamele boyutuna ulaştığını iddia ederek infaz koşullarının düzeltilmesini, aksi hâlde infazın durdurularak tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği ise başvurucunun bu taleplerinin ceza infaz kurumunun idari işleyişine ilişkin olduğu gerekçesiyle şikayeti görev yönünden reddetmiştir. Yapılan itirazın da ağır ceza mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine başvurucu, kötü muamele yasağı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, infaz hukuku ve anayasal hakların kesiştiği temel kurallara dayanmaktadır. Öncelikli olarak 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4 uyarınca; hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarına kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, beslenmeleri, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması gibi temel işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak doğrudan infaz hâkimliğinin asli görevleri arasındadır.

Anayasa m.17 kapsamında düzenlenen kötü muamele yasağı, devletin egemenliği altında tutulan mahpusların insan onuruna yaraşır koşullarda barındırılmasını emreder. Aşırı kalabalık, hijyen eksikliği veya sağlık hizmetlerine yetersiz erişim gibi durumlar asgari bir ağırlık eşiğine ulaştığında kötü muamele yasağının ihlali sonucunu doğurabilmektedir. Ancak bu hakla doğrudan bağlantılı olan bir diğer temel anayasal kural, Anayasa m.40 ile güvence altına alınan etkili başvuru hakkıdır.

Etkili başvuru hakkı, kişinin anayasal bir hakkının ihlal edildiğini iddia ettiği durumlarda, iddialarını esastan inceletebileceği makul, erişilebilir ve yeterli giderim sağlamaya elverişli bir idari veya yargısal yola başvurabilmesini güvence altına alır. Şikayetlerin yalnızca hukuken bir başvuru yolunun varlığına indirgenmemesi, bu yolların pratikte de işleyerek başarı şansı sunması gerekmektedir. İnfaz kurumunun şartlarının uygunsuzluğuna yönelik savunulabilir iddialar, idari işleyiş bahanesiyle yargısal denetim dışında bırakılamaz. Temel hak ihlali iddialarında, mahkemelerin konuyu derinlemesine araştırma, inceleme yapma ve ikna edici bir gerekçeyle esastan karara bağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, somut olayda başvurucunun ileri sürdüğü şikayetlerin infaz hâkimliği tarafından esastan incelenmeyerek usulden reddedilmesini etkili başvuru hakkı çerçevesinde detaylı olarak değerlendirmiştir. Başvurucunun ceza infaz kurumunda aşırı kalabalık nedeniyle maruz kaldığını iddia ettiği barınma, beslenme ve sağlık hizmetlerine ilişkin fiziki yetersizlik şikayetlerinin, 4675 sayılı Kanun m.4 kapsamında açıkça infaz hâkimliklerinin asli görev alanına girdiği tespit edilmiştir. Mahkeme, başvurucunun iddialarının büsbütün temelsiz olmadığını ve incelemeye değer, savunulabilir nitelikte bulunduğunu vurgulamıştır.

İnfaz Hâkimliğinin, cezaevi şartlarının uygunsuzluğuna ilişkin iddiaları esasa girip araştırmadan ve somut bulgularla desteklemeden sadece kurumun idari işleyişine ilişkin bir konu olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddetmesi, yargısal denetim mekanizmasını bütünüyle işlevsiz kılmıştır. Başvurucunun iddiaları hususunda yerel mahkemelerce yerinde bir inceleme ve araştırma yapılmamış, şikayet konusunun neden infaz hâkimliğinin geniş görev alanı kapsamına girmediğine dair ikna edici ve yeterli bir gerekçe de sunulmamıştır. İlgili mevzuatın, başvuruya konu idari işlemin anayasallık denetimini yasaklamamasına rağmen mahkemenin sergilediği bu dar yorumlayıcı yaklaşım, temel hak ihlallerine karşı etkili bir hukuk yolunun işletilmesini engellemiştir.

Ayrıca, İnfaz Hâkimliğinin görevsizlik kararına yapılan itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesinin de söz konusu hukuki eksikliği giderecek bir değerlendirme yapmadan itirazı doğrudan reddetmesi, başvurucunun kötü muamele iddialarını sunabileceği pratikte işleyen bir hukuk yolundan tamamen mahrum bırakılmasına yol açmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: