Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Turan Günana | BN. 2020/22401

Karar Bülteni

AYM Turan Günana BN. 2020/22401

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/22401
Karar Tarihi 20.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mektupların denetlenmesi kamu düzeninin korunması içindir.
  • Hakaret içeren ibarelerin çizilmesi hukuka uygundur.
  • Temel haklar demokratik toplum düzeninde sınırlandırılabilir.
  • Müdahale, orantılı ve haklı bir amaca dayanmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların dışarıya gönderdikleri mektupların denetlenmesi ve sakıncalı bulunan kısımlarının sansürlenmesi hususunda kamu makamlarının takdir yetkisi ile sınırlarını ve haklılık payını ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin haberleşme hürriyetinin temel ve anayasal bir hak olduğunu her fırsatta vurgulamakla birlikte, bu hakkın mutlak bir nitelik taşımadığını ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi gibi anayasal olarak meşru sayılan amaçlarla sınırlandırılabileceğini bu kararıyla bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle mektup içeriklerinde yer alan ve idare tarafından doğrudan hakaret niteliği taşıdığı tespit edilen ibarelerin cezaevi idaresi tarafından çizilerek gönderilmesi, hukuka uygun ve meşru bir müdahale aracı olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu karar, infaz kurumlarının güvenlik ve disiplin uygulamaları ile mahpusların haberleşme hürriyeti arasındaki hassas dengenin nasıl kurulması gerektiğine dair net bir rehber niteliğindedir. Mahkemelerin, idarenin yaptığı sansür veya alıkoyma işlemlerini değerlendirirken müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını ve ilgili, yeterli gerekçeler içerip içermediğini titizlikle incelemesi gerekmektedir. Yüksek Mahkeme, hakaretamiz ifadelerin sansürlenmesinin aşırı bir kısıtlama yaratmadığını ve hak ihlali doğurmadığını açıkça belirterek, cezaevi idarelerinin disiplin ve düzeni sağlama yetkilerini meşru zeminlerde korumuş, uygulamadaki benzer şikâyetler için oldukça sağlam ve bağlayıcı bir hukuki çerçeve çizmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya yönelik fiiller işlemek, patlayıcı madde atmak ve bulundurmak gibi ağır suçlardan hükümlü olarak bulunan başvurucu Turan Günana, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğine ve Avrupa Konseyine birtakım mektuplar göndermek istemiştir. Cezaevi idaresi, ilgili mevzuat çerçevesinde yaptığı rutin denetim sonucunda bu mektupların içeriğinde yalan ve yanlış bilgilerin yer aldığına karar vermiş ve bilhassa metin içindeki "islam maskeli faşist" şeklindeki ibareleri doğrudan hakaret niteliğinde bularak söz konusu kısımları çizmiş, mektupları bu şekilde kısmen sansürleyerek alıcılarına göndermiştir.

Başvurucu, yazdığı ifadelerin siyasi bir eleştiri mahiyetinde olduğunu, herhangi bir hakaret kastı taşımadığını ve mektuplarının idarece sansürlenerek gönderilmesinin anayasal bir güvence olan haberleşme hürriyetini açıkça ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Bu iddiayla infaz hâkimliğine ve ardından ağır ceza mahkemesine itiraz eden başvurucu, derece mahkemelerinden sonuç alamayınca hakkının ihlal edildiğinin tespiti talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle Anayasa'nın haberleşme hürriyetini güvence altına alan kuralları ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen evrensel hukuk kaidelerine dayanmıştır. Anayasa'nın 22. maddesi, herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğunu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğunu açıkça güvence altına almaktadır. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı ile haberleşmenin gizliliğine istisnai olarak dokunulabileceğini hüküm altına almaktadır.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimi ise Anayasa'nın 13. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu temel kurala göre temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere sıkı sıkıya bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu kısıtlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine hiçbir surette aykırı olamaz.

Ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların mektuplarının denetlenmesi ve gerektiğinde alıkonulması yahut sakıncalı kısımlarının çizilmesi hususu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde infaz kurumu idaresine tanınmış kanuni bir yetkidir. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, ceza infaz kurumlarının kamu düzenini korumak, suç işlenmesini önlemek ve kurum güvenliğini sağlamak amacıyla mahpusların yazışmalarını denetleme yetkisi hukuken meşrudur. Ancak bu yetki kullanılırken idarenin aldığı kısıtlayıcı tedbirlerin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve hakkın özüne dokunmadan orantılı bir şekilde uygulanması gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaya ilişkin yaptığı derinlemesine incelemede öncelikle başvurucunun mektuplarında yer alan bazı kısımların çizilerek gönderilmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan idari müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığını değerlendirmiştir. İnfaz kurumunun uygulamasının yasada açıkça yer aldığı ve bu müdahalenin Anayasa'nın öngördüğü kanunilik sınırları içinde gerçekleştirildiği konusunda herhangi bir hukuki tereddüt görülmemiştir.

Başvurucunun Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğine ve Avrupa Konseyine göndermek istediği mektuplarda yer alan "islam maskeli faşist" ibarelerinin, infaz kurumu ve derece mahkemeleri tarafından hakaret niteliğinde olduğu somut bir biçimde tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu ibarelerin çizilerek sansürlenmesinin, Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin maddesinde özenle belirtilen "kamu düzeninin korunması" ve "suç işlenmesinin önlenmesi" meşru amaçlarına doğrudan hizmet ettiğini ve bu idari müdahalenin anayasal sınırlar içinde kaldığını vurgulamıştır.

Yapılan detaylı incelemede, temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması ve ölçülülük ilkesini ihlal etmemesi gerektiği evrensel prensibi somut olaya titizlikle uygulanmıştır. Başvurucunun ifade özgürlüğü bağlamında siyasi eleştiri olarak nitelendirdiği ancak infaz hâkimliği tarafından açıkça hakaret suçu unsurları taşıdığı kabul edilen ifadelerin sansürlenmesi işleminin, ilgili ve yeterli hukuki gerekçelere dayandığı görülmüştür. İnfaz kurumu, mektubun tamamını alıkoyarak haberleşmeyi tamamen engellemek yerine, yalnızca hakaret teşkil eden ve sakıncalı görülen kısımları çizmek suretiyle son derece ölçülü bir müdahalede bulunmuş, mektubun geri kalan temiz kısımlarının alıcılarına ulaşmasına hiçbir şekilde engel olmamıştır. Bu dengeli yaklaşım, idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kötüye kullanmadığını ve hakkın özüne dokunmadan orantılılık ilkesine sıkı sıkıya riayet ettiğini somut olarak göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mektupların sakıncalı görülen kısmının çizilerek gönderilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olduğu değerlendirmesiyle haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: