Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2020/2440 E. 2021/248 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2020/2440 |
| Karar No | 2021/248 |
| Karar Tarihi | 23.02.2021 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Memurların naklen atamasında idarenin takdir yetkisi vardır.
- Disiplinsizlik ve kamu zararı naklen atama sebebidir.
- Atamalarda kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilmelidir.
Bu karar, memurların görev yerlerinin değiştirilmesinde idareye tanınan takdir yetkisinin sınırlarını ve meşru gerekçelerini net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Kamu hizmetlerinin etkin, sürekli ve verimli bir şekilde yürütülmesi ilkesi, idare hukukunun temel taşlarından biridir. Bir kamu görevlisinin sürekli olarak disiplinsiz davranışlar sergilemesi, kurum içi çalışma barışını bozması ve kendisine tevdi edilen işleri geciktirerek kamu zararına sebebiyet vermesi, idare açısından haklı bir yer değişikliği nedeni olarak kabul edilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, idarelerin naklen atama işlemlerinde salt keyfi davranamayacağı, ancak somut disiplinsizlik veya işleyişi bozucu eylemlerin varlığı halinde idarenin takdir yetkisinin genişleyeceği görülmektedir. Karar, idarenin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis ettiği atama işlemlerinin hukuka uygun kabul edileceğini vurgulamaktadır. Uygulamada, liyakat ve disiplin kurallarına ısrarla uymayan personelin, bulunduğu birimde tutulmasının sakıncalı olabileceği hallerde yer değişikliği yapılmasının, hizmetin aksamaması için meşru bir idari tasarruf olduğu bir kez daha Danıştay içtihatlarıyla tescillenmiş ve benzer ihtilaflar için emsal oluşturmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Balıkesir İl Müdürlüğü bünyesinde kadrolu avukat olarak görev yapan davacı, görev yerinin değiştirilerek Nevşehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne naklen atanması işlemine karşı iptal davası açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, davacının görev süresi boyunca üç farklı il müdürü döneminde de çalışma ortamında sürekli sorun çıkardığı, işleri aksattığı ve pek çok kez disiplin cezası aldığı yönündeki iddialar yatmaktadır. Davalı idare, kurumun çalışma düzenini bozan, işlerin aksamasına ve kamu zararına yol açan bu somut disiplinsiz hareketleri gerekçe göstererek davacıyı başka bir ile atamıştır. Davacı ise asıl mağdurun kendisi olduğunu, haksız yere kendisine mobbing uygulandığını, hakkında verilen disiplin cezalarının gerçeği yansıtmadığını ve görev yerinin tamamen keyfi olarak değiştirildiğini ileri sürerek söz konusu idari işlemin iptalini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kuralların başında, kamu görevlilerinin kurumlarınca yer ve görevlerinin değiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar gelmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.76, idarelere, memurların kadro derecelerine eşit veya daha üst kurumlara, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atanması konusunda belirli bir takdir yetkisi tanımaktadır. İdare hukukunun genel ve yerleşik prensipleri uyarınca bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız bir yetki olmayıp, her zaman "kamu yararı" ve "hizmet gerekleri" ile sınırlı tutulmuştur.
Kamu hizmetlerinin kesintisiz, etkin ve verimli bir şekilde sunulması idarenin asli ve devredilemez görevleri arasındadır. Bu bağlamda yargı organlarınca benimsenen içtihat kuralları, idarelerin bu temel amacı gerçekleştirmek için çalıştırdığı personelin verimliliğini gözetmesini ve kurum içindeki çalışma düzenini korumasını zorunlu kılar. Bir memurun işini sürekli olarak aksatması, amirleri veya çalışma arkadaşlarıyla devamlı uyumsuzluk göstermesi ve üst üste aldığı disiplin cezaları; o kişinin bulunduğu görev yerinde kalmasının hizmetin işleyişine zarar verdiğini gösteren objektif kriterler olarak kabul edilir.
Danıştay kararlarında istikrar kazanan hukuki prensibe göre, personelin süreklilik arz eden disiplinsiz tavırları ve kurumun işleyişine verdiği zararlar, idarenin takdir yetkisini kullanarak naklen atama işlemi tesis etmesini haklı kılan meşru sebeplerdir. Mahkemeler, idarenin bu yöndeki takdir yetkisini denetlerken yetkinin salt kişisel saiklerle veya keyfi kullanılıp kullanılmadığını, işlemlerin somut belgelere (disiplin raporları, müfettiş incelemeleri, uyarı yazıları vb.) dayanıp dayanmadığını detaylı bir şekilde incelemektedir. Eğer naklen atama işlemi somut ve tarafsız raporlarla desteklenen bir hizmet zorunluluğundan doğmuşsa, işlemin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olduğu kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler, ayrıca idare tarafından Mahkemeye sunulan soruşturma ve disiplin kayıtları detaylı bir şekilde incelendiğinde, davacının Balıkesir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde görev yaptığı uzun dönem boyunca pek çok kez idari yaptırımla karşılaştığı görülmektedir. Davacının, birlikte çalıştığı her üç il müdürü döneminde de kurum içinde sürekli problem çıkardığı ve disiplinsiz davranışlar sergilediği resmi tutanaklarla sabittir. Bu sancılı süreçte davacıya, değişik tarihlerde farklı muhakkik raporlarına dayanılarak on beş kez yazılı uyarı yapılmış; bununla da kalınmayarak memuriyet disiplin hukuku çerçevesinde iki kez uyarma, bir kez kınama ve dört kez de aylıktan kesme cezası verilmiştir.
Davacının bu kadar çok sayıda yazılı uyarı ve disiplin cezası almasına rağmen uyarıları dikkate almadığı, disiplinsiz davranışlarına aynı şekilde devam ettiği, üstlendiği görevleri ve kendisine tevdi edilen işleri sürekli olarak geciktirdiği somut bir biçimde anlaşılmaktadır. Üstelik bu gecikmelerin sadece kurum içi işleyişi bozmakla kalmadığı, zaman zaman idareyi doğrudan zarara uğratarak açık bir kamu zararına neden olduğu tespit edilmiştir. Kamu hizmetlerinin etkin, hızlı ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamakla kanunen yükümlü olan idarelerin, çalışma barışını bozan ve kuruma zarar veren bu tür olumsuz durumların önüne geçmek amacıyla yasal takdir yetkilerini kullanmaları idari bir zorunluluktur.
Davacının olayda doğrudan mobbinge uğradığına, hakkındaki soruşturma kararlarını veren idarecilerin keyfi davrandığına ve haksız yere geçici görevlendirmelere tabi tutulduğuna yönelik soyut iddiaları ise idari yargılama sürecinde somut ve hukuken geçerli hiçbir delille kanıtlanamamıştır. Hakkındaki ardışık disiplin raporları ve kesinleşmiş cezalar, naklen atama işleminin meşruiyetini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. İdarenin, çalışma ortamındaki huzuru yeniden tesis etmek ve kamu hizmetinin daha fazla aksamasını önlemek amacıyla, kamu yararı ve hizmet gerekleri ilkeleri doğrultusunda hareket ettiği açıktır. Tüm bu somut olgular ve resmi soruşturma raporları doğrultusunda tesis edilen naklen atama işleminin, maksat unsuru bakımından idare hukukunun temel prensiplerine tam bir uygunluk taşıdığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, idare mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde karar vermiştir.