Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2017/14066 E. | 2020/2171 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2017/14066 E. 2020/2171 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/14066
Karar No 2020/2171
Karar Tarihi 13.02.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Mesai saatleri açıkça tanıklara sorulmalıdır.
  • Günlük çalışma süresinden ara dinlenme düşülmelidir.
  • İmzasız bordrodaki tahakkuklar için banka kayıtları incelenmelidir.
  • Tahakkuk ve ödeme varsa hesaplamadan mahsup edilmelidir.

Bu karar, iş davalarında fazla çalışma sürelerinin nasıl tespit edileceği ve imzasız bordroların delil niteliğinin nasıl değerlendirileceği hususunda oldukça belirleyici bir nitelik taşımaktadır. İş mahkemelerinde sıklıkla karşılaşılan genel geçer tanık beyanlarının, mesai saatlerini tam olarak yansıtmadığı durumlarda yargılamanın nasıl derinleştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Sadece toplam çalışma saatinin belirtilmesi yargısal denetim için yeterli görülmemiş, günlük mesainin başlama ve bitiş saatlerinin ile ara dinlenmelerin kesin olarak tespit edilmesi zorunlu kılınmıştır.

Özellikle iş hukuku uygulamalarında, bordrolar işçinin imzasını taşımasa dahi içerisinde bir tahakkuk barındırıyor ve ödemelerin banka kanalıyla yapıldığına işaret ediyorsa, mahkemelerin bu kayıtları resen inceleme yükümlülüğü bulunduğu açıkça vurgulanmaktadır. Benzer davalar için güçlü bir emsal teşkil eden bu Yargıtay kararı, işverenin ödeme iddialarının mutlaka banka hesap hareketleri ile doğrulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu sayede, işçinin hak ettiği alacakların mükerrer hesaplanmasının önüne geçilmesi hedeflenmiş ve bordrodaki tahakkuk tutarlarının banka kanalıyla ödendiğinin ispatı halinde mahsup işlemi yapılmasının yasal bir zorunluluk olduğu net bir şekilde ifade edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde ilk olarak part-time sonrasında ise full-time kasiyer olarak uzun yıllar boyunca çalıştığını, bu süreçte yol, yemek ve sigorta gibi kesintiler yapılarak asgari ücretin dahi altında maaş almaya zorlandığını iddia etmiştir. Davacı ayrıca, fazla mesai ile dini bayram ve resmi tatil çalışmalarının tam olarak ödenmediğini, özellikle envanter sayımlarında yirmi dört saat aralıksız çalışmasına rağmen bordrolara eksik yansıtıldığını dile getirmiştir. Haklarını talep ettiğinde ise bölge müdürü başta olmak üzere yöneticiler tarafından baskı (mobbing) gördüğünü ve istifaya zorlandığını belirterek iş sözleşmesini noter ihtarı ile haklı nedenle feshettiğini savunmuştur. Davacı; kıdem tazminatı, fazla çalışma, eksik ödenen ücret, yıllık izin, yol parası ile bayram ve resmi tatil ücreti gibi işçilik alacaklarının tarafına ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise işçinin iddialarının asılsız olduğunu, iş sözleşmesini herhangi bir haklı sebep olmaksızın haksız şekilde feshettiğini, ücretlerin tam ödendiğini, banka üzerinden yatırıldığını ve kesinlikle bir baskı uygulanmadığını savunarak davanın tümden reddini istemiştir. İşçi ve işveren arasındaki bu çekişme uyuşmazlığın özünü oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş uyuşmazlıklarında fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin hesaplanmasında temel kural, iddianın işçi tarafından kesin ve somut delillerle ispatlanmasıdır. İşveren nezdinde tutulan resmi kayıtlar, puantaj cetvelleri, işe giriş çıkış logları veya işyeri iç yazışmaları bu konuda başvurulacak öncelikli delillerdir. Bu tür yazılı belgelerin bulunmadığı veya yetersiz kaldığı durumlarda ise tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanlarına başvurulur. Ancak tanık beyanlarının soyut ve yuvarlak ifadelerden öteye geçerek, çalışma düzenini tüm çıplaklığıyla netleştirmesi aranmaktadır.

Mahkemelerin işçilik alacaklarını hesaplarken dikkatle uygulaması gereken en önemli yasal düzenlemelerden biri 4857 sayılı İş Kanunu m. 68 uyarınca güvence altına alınan ara dinlenmeleridir. Bir işçinin günlük çalışma süresi belirlenirken, fiili çalışmaya dahil olmayan ve işçinin serbestçe geçirdiği ara dinlenme sürelerinin mutlak surette toplam mesai saatinden düşülmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, günlük çalışma saatleri tespit edilirken sadece genel saat toplamları yeterli görülmemeli, mesainin tam olarak başlama ve bitiş saatleri ile ara dinlenme süreleri şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya konmalıdır.

Ayrıca, işyeri kayıtlarında yer alan ücret bordrolarının imzasız olması durumunda dahi hukuki bir değerlendirme süreci işletilir. Bordrolarda fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil veya yıllık izin ücreti gibi kalemlere ilişkin tahakkuklar bulunuyorsa ve ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı ifade ediliyorsa, yerel mahkemenin ilgili banka kayıtlarını mutlaka celp ederek bu ödemelerin gerçekten yapılıp yapılmadığını denetlemesi yasal bir zorunluluktur. Eğer banka kayıtlarından tahakkuk eden meblağların işçinin şahsi hesabına yatırıldığı tespit edilirse, mükerrer tahsilatın önüne geçmek amacıyla bu tutarların işçinin hak ettiği toplam alacak üzerinden mahsup edilmesi adaletin ve dürüstlük kuralının vazgeçilmez bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davacı işçinin günlük çalışma süresi 8,5 saat olarak kabul edilmiş ve ara dinlenme süresi düşülerek fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Ancak Yargıtay incelemesinde, tanık beyanlarında günlük mesainin başlama ve bitiş saatlerinin net bir biçimde açıklanmadığı, dolayısıyla mahkemece belirtilen 8,5 saatlik sürenin içine ara dinlenme süresinin dahil olup olmadığı konusunda ciddi bir tereddüt oluştuğu tespit edilmiştir. Bu belirsizliğin ve hesaplama hatası riskinin giderilmesi için mahkemece tanıkların, davacı asilin ve taraf vekillerinin yeniden dinlenerek işyerindeki mesai saatlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bunun yanı sıra, dosyada bulunan imzasız ücret bordrolarında fazla mesai ve genel tatil ücreti ile ilgili tahakkuk kalemlerinin yer aldığı ve ilgili banka hesap numaralarının açıkça belirtildiği görülmüştür. Bu net delil başlangıcına rağmen, yerel mahkemenin banka kayıtlarını getirtmeden eksik incelemeyle karar verdiği Yargıtay tarafından tespit edilerek eleştirilmiştir. Aynı şekilde, davacı işçiye ait 2014 yılı Ağustos ayı ücret bordrosunda yıllık izin ücretine dair de bir tahakkuk bulunmasına rağmen, bu tutarın da banka aracılığıyla ödenip ödenmediği yönünde hiçbir hukuki araştırma yapılmamıştır. İmzasız bordrolardaki tahakkukların fiilen ödenip ödenmediğinin tespiti açısından banka hesap dökümlerinin incelenmesi zorunludur. Yapılacak inceleme sonucunda tahakkuk edilen miktarların ilgili hesaba yatırıldığının tespit edilmesi halinde, bu meblağların hesaplanan alacaklardan mahsup edilmesi gerekmektedir.

Tüm bu usul ve yasaya aykırı eksiklikler değerlendirildiğinde, günlük çalışma ile ara dinlenme sürelerinin kesin olarak tespit edilmemesi ve tahakkuk içeren imzasız bordrolara yönelik banka ödeme kayıtlarının incelenmemesi, adaletin tecellisine engel olan önemli bir hata olarak nitelendirilmiştir. Dosya kapsamındaki maddi gerçekliğin tam olarak ortaya çıkarılması için detaylı bir ek incelemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: