Anasayfa/ Karar Bülteni/ AİHM | SAARIVUOMA SAMI VILLAGE | BN. 2381/22

Karar Bülteni

AİHM SAARIVUOMA SAMI VILLAGE BN. 2381/22

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 2. Bölüm
Başvuru No 2381/22
Karar Tarihi 03.03.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Mülkiyetin kullanımının kontrolü hukuka uygun olmalıdır.
  • Mülkiyet hakkı sınırlamalarında orantılılık ilkesi gözetilmelidir.
  • Tazminat verilmemesi tek başına mülkiyet ihlali doğurmaz.
  • Tarihi ve kültürel haklar mülkiyet kapsamında korunur.

Bu karar, yerli halkların geleneksel yaşam biçimlerinden doğan tarihi haklarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında mülkiyet hakkı olarak korunduğunu, ancak devletlerin bu hakların kullanımını kamu yararı doğrultusunda düzenleme ve kontrol etme yetkisine sahip olduğunu göstermektedir. AİHM, İsveçli bir Sami köyünün Norveç'teki otlakları kullanımının yıllarca engellenmesini mülkiyetten tamamen yoksun bırakma olarak değil, mülkiyetin kullanımının kontrolü olarak nitelendirmiştir. Norveç Yüksek Mahkemesi'nin Sami halkının özel hukuktan doğan haklarını tanıması, ancak geçmiş elli yıllık dönem için tazminat ödenmemesi yönündeki kararı Sözleşme'ye bütünüyle uygun bulunmuştur.

Karar, özellikle sınır ötesi tarihi ve kültürel hakların kullanılması ile devletin sınırlı doğal kaynakları paylaştırma yetkisi arasındaki hassas dengeyi kurması bakımından güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Mahkeme, salt tazminat ödenmemesinin doğrudan bir orantısızlık anlamına gelmeyeceğini ve başvuranların uğradıkları maddi zararı ulusal mahkemeler önünde zamanında ve somut delillerle ispatlamaları gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Ayrıca, söz konusu uyuşmazlığın çok uzun bir geçmişe dayanması sebebiyle, devletin geniş bir takdir marjına sahip olduğu da teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İsveç'te tüzel kişiliği bulunan bir Sami köyü olan başvuran topluluk, Norveç devletine ve devlete ait bir arazi yönetim şirketine (Statskog SF) karşı dava açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, başvuran topluluğun yüzyıllardır süregelen ren geyiği yetiştiriciliği ve otlatma haklarının, Norveç ile İsveç arasındaki eski sınır ötesi anlaşmalar ve sonrasında yürürlüğe giren Norveç iç hukuku tarafından kısıtlanması yatmaktadır. Başvuranlar, söz konusu otlakları yaklaşık elli yıl boyunca kullanamadıklarını, bunun kadim kullanıma dayalı tarihi özel hukuk haklarının ihlali olduğunu iddia etmiştir. Bu hakların ulusal mahkemelerce nihayet tanınmasına ve erişim engelinin kaldırılmasına rağmen, geçmişte yaşanan kısıtlamalar sebebiyle maruz kaldıkları iddia edilen devasa maddi kayıpların Norveç devleti tarafından tazmin edilmesi talep edilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

AİHM, uyuşmazlığı incelerken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapmıştır. Mahkeme'nin yerleşik içtihatlarına göre, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin hukuka uygun olması, meşru bir kamu yararı amacı taşıması ve başvurulan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir denge (orantılılık) kurması gerekmektedir.

Kararda, mülkiyet hakkının yalnızca klasik anlamdaki taşınır ve taşınmaz malları değil, yerli halkların geleneksel kullanımlarından doğan otlatma gibi ekonomik değere sahip hakları da kapsadığı kabul edilmiştir. Söz konusu haklara getirilen kısıtlamalar, mülkiyetten tamamen yoksun bırakma olarak değil, mülkiyetin kullanımının kontrolü çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Müdahalenin kanuni dayanağını ise sınır ötesi ren geyiği yetiştiriciliğine ilişkin olarak Norveç iç hukukunda uygulanan 1972 ve 2005 tarihli Sınır Ötesi Ren Geyiği Yetiştiriciliği Kanunu ve ilgili idari düzenlemeler oluşturmuştur. AİHM prensiplerine göre, bir yasanın öngörülebilirliği, kuralın lafzından ziyade yetkili mahkemelerin zaman içindeki yorumlarıyla da şekillenebilir. Tazminat verilmemesi tek başına Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi ihlali anlamına gelmemektedir; burada mülkiyet sahibine aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklenip yüklenmediğine, kısıtlı kaynakların sürdürülebilir kullanımı gibi daha üstün bir genel yararın bulunup bulunmadığına ve başvuranın ispat yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine dikkat edilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

AİHM, başvuran Sami köyünün Norveç sınırları içindeki belirli arazilerde ren geyiği otlatma haklarının mülkiyet hakkı kapsamında korunduğunu ve elli yıl boyunca bu alanlara erişimin engellenmesinin mülkiyet hakkına bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Ancak bu müdahale, yerel mahkemelerin Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi ışığında verdiği güncel kararlarla sona erdirilmiş ve haklar güvence altına alınmıştır. Bu sebeple AİHM, durumu mülkiyetten yoksun bırakma değil, mülkiyetin kullanımının kontrolü olarak nitelendirmiştir.

Müdahalenin hukuka uygunluk şartı değerlendirildiğinde, kısıtlamaların Norveç iç hukukundaki kanunlara ve uluslararası sözleşmelere dayandığı, bu yasal altyapının öngörülebilir ve erişilebilir olduğu görülmüştür. Norveç Yüksek Mahkemesi'nin bu yasaları yorumlama biçimi Mahkeme tarafından keyfi bulunmamıştır. Müdahalenin meşru amacı noktasında, kısıtlı otlak alanlarının farklı Sami grupları arasında sürdürülebilir biçimde paylaştırılması ve yerli halkların benzersiz yaşam biçimlerinin korunmasının çok güçlü bir kamu yararı teşkil ettiği kabul edilmiştir.

Orantılılık incelemesinde, başvuranların elli yıllık geçmiş dönem için tazminat alamamaları şikayet konusu yapılmıştır. AİHM, başvuranların otlatma alanlarından mahrum bırakılmasının net bir maddi kayıp doğurduğuna dair ulusal mahkemeler önünde hiçbir somut delil veya somut hesaplama sunmadıklarına dikkat çekmiştir. AİHM önünde sunulan sonradan hazırlanmış uzman raporları, ulusal süreçteki bu usuli eksikliği gidermek için yeterli görülmemiştir. Ayrıca, kısıtlamaların sadece Norveç'in değil, geçmişte İsveç ile yapılan uluslararası müzakerelerin de bir sonucu olduğu vurgulanmıştır. Başvuranlara aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmediği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mülkiyetin kullanımının kontrolünün hukuka uygun ve orantılı olduğuna kanaat getirerek Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: