Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Fatma Pasinlioğlu Ve Diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Fatma Pasinlioğlu Ve Diğerleri BN. 2021/57715

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/57715
Karar Tarihi 11.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Red
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Ölen kişi adına bireysel başvuru yapılamaz.
  • Ölü kişi adına başvuru hakkın kötüye kullanımıdır.
  • Enflasyon farkı ödenmemesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Kamulaştırma bedeli değer kaybına uğratılamaz.

Bu karar, idarenin taraf olduğu kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin geç ödenmesi neticesinde ortaya çıkan değer kayıplarının hukuki niteliğini tartışmasız bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunabilmesi için sadece gerçek bedelin tespit edilmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda bu bedelin davanın açıldığı tarih ile fiili ödeme tarihi arasındaki enflasyonist etkilere karşı da korunması gerektiğini vurgulamaktadır. Aksi takdirde, kâğıt üzerinde tam görünen bir tazminatın alım gücü bakımından erimesi, vatandaşa devlet karşısında orantısız bir mali külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir. Bu yönüyle karar, idari işlemler neticesinde oluşan maddi hak kayıplarının telafisinde anayasal güvencelerin ne denli önemli olduğunu hukuken kanıtlamaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle uzun süren kamulaştırma yargılamaları sonucunda elde edilen tazminatların enflasyon karşısında eridiğini iddia eden vatandaşlar için güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. İdarelerin ve derece mahkemelerinin, ödeme tarihindeki güncel ekonomik verileri ve enflasyon oranlarını dikkate alarak hakkaniyete uygun güncellemeler yapması gerektiği yönünde bağlayıcı bir yol haritası çizilmektedir. Uygulamadaki bir diğer kritik ve çarpıcı önemi ise usul hukukuna ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, vefat etmiş müvekkiller adına başvuru yapılmasını doğrudan "başvuru hakkının kötüye kullanılması" olarak değerlendirmiş ve bu fiili gerçekleştiren avukat hakkında disiplin para cezasına hükmetmiştir. Bu durum, bireysel başvuru süreçlerini yürüten meslektaşların, müvekkillerinin yaşamsal ve hukuki statülerini anlık olarak takip etmeleri konusunda son derece katı bir özen yükümlülüğü altında olduklarını, mahkemeyi yanıltıcı nitelikteki usuli hataların ağır yaptırımlarla karşılaşacağını net bir şekilde göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, devletin kamu yararı amacıyla gerçekleştirdiği kamulaştırma işlemleri ve kamulaştırmasız el atma eylemleri sonrasında vatandaşlara ödenmesi gereken tazminat bedellerinin enflasyon karşısında uğradığı değer kaybından kaynaklanmaktadır. Bir kısım vatandaş, arazilerine yönelik işlemler nedeniyle açtıkları tazminat davalarının uzun sürmesi ve davanın açıldığı tarih ile kendilerine fiilen ödeme yapılan tarih arasında geçen zamanda yüksek enflasyon yaşanması sebebiyle paralarının alım gücünü büyük ölçüde yitirdiğini iddia etmiştir. Bu değer kaybının devlet tarafından telafi edilmemesinin mülkiyet haklarını zedelediğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Davanın daha ilginç ve usuli açıdan problemli olan diğer boyutu ise, sürece dâhil olan avukatın, vefat etmiş olan iki müvekkili sanki hâlâ hayattaymış gibi onların adına bireysel başvuru yapmış olmasıdır. Bu durum uyuşmazlığın odak noktalarından birini hukuki usul ihlali ve hakkın kötüye kullanımı iddialarına kaydırmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu kapsamlı uyuşmazlığı çözerken temel referans noktası olarak Anayasa'nın 35. maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkını merkeze almıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahip oldukları mal varlığı değerleri üzerinde özgürce tasarruf etme yetkisi verir. Kamu yararı amacıyla bu hakka yapılacak müdahalelerin anayasal sınırlara uygun ve ölçülü olması gerekmektedir. Kamulaştırma bedellerinin tespitinde ve ödenmesinde orantılılık ilkesi esastır. Taşınmazın gerçek değerinin malike ödenmesi kuralı, aynı zamanda bu bedelin enflasyon gibi ekonomik etkenler karşısında değer kaybetmeden gerçek alım gücüyle hak sahibine teslimini zorunlu kılar.

Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, kamulaştırma bedelinin tespit edildiği tarih ile fiilen ödendiği tarih arasında makul olmayan bir sürenin geçmesi ve bu sürede bedelin enflasyon karşısında aşırı değer kaybetmesi, kişiye şahsi ve ağır bir külfet yükler. Bu durum mülkiyet hakkının ölçüsüz bir şekilde sınırlandırılması anlamına gelir.

Uyuşmazlığın diğer temel kuralı ise adil yargılanma ve dürüstlük kuralı ekseninde şekillenen 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleridir. Bu düzenlemelere göre, bireysel başvuru hakkının öngörüldüğü amaç dışında kullanılması, Mahkemeyi yanıltmak maksadıyla gerçek dışı beyanlarda bulunulması veya başvuru tarihinden önce vefat etmiş bir kişi adına başvuru yapılması açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır ve disiplin para cezası gibi yaptırımları gerektirir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken uyuşmazlığı iki farklı boyutta ele almıştır. İlk olarak, usul yönünden son derece kritik bir tespit yapılmıştır. Dosya kapsamındaki nüfus kayıtları ve resmi belgelerin incelenmesi sonucunda, başvuruculardan Sami Akyol'un ve Ahmet Akyol'un bireysel başvuru tarihinden oldukça uzun bir süre önce vefat ettikleri açıkça saptanmıştır. Ölüm vakıası ile birlikte vekâlet ilişkisinin hukuken kendiliğinden sona ermesine rağmen, avukatın bu kişilerin sağ olduğunu zımnen kabul edecek şekilde başvuru formunu doldurduğu ve vefat bilgisini Mahkemeden sakladığı tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen bir kişinin bireysel başvuru yapılmadan önce ölmesi hâlinde, bu kişinin adına başkası veya vekili tarafından bireysel başvuru yapılamayacağı kuralını kesin bir dille hatırlatmıştır. Bu eylemin Anayasa Mahkemesini kasten yanıltmaya yönelik, istismar edici ve bireysel başvuru yolunun amacına taban tabana zıt bir davranış olduğu belirtilerek, başvuru hakkının kötüye kullanıldığına karar verilmiştir. Bu nedenle vefat eden kişiler yönünden başvuru reddedilmiş ve ilgili avukat disiplin para cezası ile cezalandırılmıştır.

İkinci aşamada ise, hayatta olan diğer başvurucuların mülkiyet hakkı ihlali iddiaları esastan incelenmiştir. Mahkeme, daha önce verdiği pek çok emsal kararı hatırlatarak, davanın açıldığı tarih ile kamulaştırma bedellerinin başvuruculara fiilen ödendiği tarih arasındaki uzun süreleri ve bu süreçteki yüksek enflasyon oranlarını mercek altına almıştır. Yapılan incelemede, geçen süre zarfında kamulaştırma bedelinin hissedilir derecede değer kaybettiği ve idarenin bu değer kaybını karşılayacak herhangi bir yasal güncelleme veya denkleştirici faiz uygulamadığı görülmüştür. Bu durumun, kamu yararı amacı ile bireyin temel hakkı arasındaki adil dengeyi başvurucular aleyhine tamamen bozduğu ve onlara telafisi güç, aşırı bir mali külfet yüklediği sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin ölçülülük ilkesini zedelediğini belirterek, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama kurumunun işletilmesinde hukuki yarar görmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, ölen başvurucular yönünden başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle başvurunun reddine ve vekile disiplin para cezası verilmesine; diğer başvurucular yönünden ise mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: