Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Kemal Polat | BN. 2020/27204

Karar Bülteni

AYM Kemal Polat BN. 2020/27204

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/27204
Karar Tarihi 19.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Ölümcül güç kullanımı mutlak zorunlu durumlarda mümkündür.
  • Kolluğun güç kullanımı tehlikeyle orantılı olmak zorundadır.
  • Meşru müdafaa şartlarında silah kullanılması hukuka uygundur.
  • Yaşam hakkı ihlallerinde etkili ceza soruşturması yürütülmelidir.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin görevlerini ifa ederken başvurdukları silahlı güç kullanımının hukuki sınırlarını ve meşru müdafaa şartlarını belirlemesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, güvenlik güçlerinin mutlak bir zorunluluk altında ve orantılı bir şekilde güç kullanmasını, yaşam hakkının istisnaları çerçevesinde detaylıca değerlendirmektedir. Karar, ani gelişen ve sivil halkın yoğun olduğu alanlarda silahlı çatışmaya giren polisin, hem kendi hem de vatandaşların can güvenliğini koruma refleksinin hukuka uygunluğunu tescil etmektedir.

Öte yandan bu karar, kolluk görevlilerinin karıştığı ölüm olaylarında yürütülmesi gereken ceza soruşturmalarının asgari standartlarını da netleştirmektedir. Olayın hemen ardından başlatılan, tüm delillerin titizlikle toplandığı ve bağımsız bir şekilde yürütülen soruşturmaların, devletin yaşam hakkını koruma konusundaki usul yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğini göstermektedir. Benzer davalarda emsal teşkil edecek bu yaklaşım, hem güvenlik güçlerinin yasal yetkilerinin sınırlarını hem de vatandaşların hak arama güvencelerini dengeli bir biçimde ortaya koymaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, başvurucu Kemal Polat'ın, polis memurları tarafından silahla vurularak öldürülen oğlu Ş. P.'nin ölümü üzerine devlete karşı yaptığı bireysel başvuruya dayanmaktadır. Olay günü şüpheli hareketler sergileyen Ş. P., polis ekiplerinin kimlik kontrolü yapmak istemesi üzerine aracından elinde silahla inerek havaya ateş açmış ve kaçmaya başlamıştır. Kaçış sırasında sivil vatandaşların araçlarını gasbetmeye çalışan ve kendisini kovalayan polislere silah doğrultarak onları ölümle tehdit eden Ş. P., yaşanan silahlı çatışmada polis memurları tarafından vurularak hayatını kaybetmiştir.

Olayın ardından polis memurları hakkında başlatılan soruşturmada savcılık, eylemin meşru müdafaa kapsamında kaldığını belirterek takipsizlik kararı vermiştir. Başvurucu ise güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanarak oğlunu kasten öldürdüğünü, yürütülen soruşturmanın eksik ve taraflı olduğunu belirterek olayın sorumlularının cezalandırılmasını ve yaşam hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkı ihlali iddialarını incelerken öncelikle Anayasa'nın 17. maddesi ile güvence altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığı koruma hakkını temel almaktadır. Bu madde, Anayasa'nın 5. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde devlete hem bireylerin yaşamına hukuka aykırı olarak son vermeme (negatif yükümlülük) hem de yaşamı risklere ve tehlikelere karşı koruma (pozitif yükümlülük) ödevleri yüklemektedir.

Yaşam hakkının istisnalarını düzenleyen Anayasa'nın 17. maddesinin son fıkrası, meşru müdafaa hâli, yakalama kararlarının yerine getirilmesi veya isyanların bastırılması gibi zorunlu durumlarda silah kullanılmasına açıkça izin vermektedir. Ancak bu istisna, kolluk görevlilerinin yalnızca başka bir çarenin kalmadığı "mutlak zorunlu" durumlarda ve ortaya çıkan tehlikeyle "orantılı" bir biçimde güç kullanabileceği anlamına gelir. Bu kurallar, Anayasa'nın 13. maddesi kapsamında temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ölçütleriyle sıkı sıkıya bağlıdır.

Bunun yanı sıra devletin, kolluk görevlilerinin güç kullanımı sonucu meydana gelen her türlü ölüm olayında derhâl, bağımsız ve etkili bir ceza soruşturması yürütme usul yükümlülüğü bulunmaktadır. Yerleşik içtihatlara göre, etkili bir soruşturmanın olay yerindeki tüm delillerin resen toplanması, şüpheli ve tanık beyanlarının zamanında alınması ve kararın tarafsız bir analize dayanması ilkelerini içermesi şarttır. Soruşturma mercileri, sadece ölümcül gücün kullanılıp kullanılmadığını değil, bu gücün mutlak zorunluluk ve orantılılık sınırları içinde kalıp kalmadığını da titizlikle incelemek zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu ölüm olayının tüm yönlerini ve yürütülen soruşturma sürecini kapsamlı bir biçimde incelemiştir. Olayın gelişimi değerlendirildiğinde; polis denetimi sırasında aracından silahla inen ve ateş açarak kaçan şahsın, sivil vatandaşların yoğun olduğu bir bölgede ciddi bir tehdit oluşturduğu net bir şekilde anlaşılmıştır. Şahsın kaçarken yoldan geçen bir aracı gasbetmeye çalışması ve peşindeki polislere defalarca silah doğrultarak ölümle tehdit etmesi, yarattığı tehlikenin vehametini açıkça ortaya koymaktadır.

Kolluk görevlilerinin, şahsı silahını bırakıp teslim olması yönünde defalarca uyarmasına ve havaya uyarı ateşi açmasına rağmen şahsın polislere yönelik doğrudan silahla ateş etmesi karşısında, polislerin hem kendilerinin hem de çevredeki sivillerin can güvenliğini korumak amacıyla meşru müdafaa kapsamında hareket ettikleri tespit edilmiştir. Adli tıp ve kriminal raporlar, şahsın vücudundaki mermi giriş deliklerinin uzak mesafeden atıldığını doğrulamakta olup, bu durum polislerin öncelikli amacının öldürmek değil, saldırgan şahsı sağ ele geçirmek ve tehlikeyi bertaraf etmek olduğunu desteklemektedir. Mahkeme, kullanılan ölümcül gücün mutlak zorunluluk altında ve orantılı olarak gerçekleştiğine kanaat getirmiştir.

Usul boyutu açısından yapılan incelemede ise Cumhuriyet savcısının olayın hemen ardından derhâl ve resen soruşturma başlattığı, olay yerinde bizzat keşif yaptığı, tanık ve şüpheli ifadelerinin hızla alındığı görülmüştür. Telsiz kayıtları, kamera görüntüleri ve adli tıp raporları gibi tüm delillerin objektif bir şekilde toplanıp değerlendirildiği ve başvurucunun sürece katılımının hiçbir şekilde engellenmediği saptanmıştır. Soruşturmanın etkililiğine gölge düşürecek herhangi bir eksiklik veya keyfîlik bulunmamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, somut olayda meşru müdafaa sınırlarının aşılmadığına ve etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirildiğine kanaat getirerek yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: