Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Osmanlı FM Yayıncılık A.Ş. | BN. 2022/54532

Karar Bülteni

AYM Osmanlı FM Yayıncılık A.Ş. BN. 2022/54532

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/54532
Karar Tarihi 19.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Radyo yayınları ifade özgürlüğünün parçasıdır.
  • Devletin medyada çoğulculuğu sağlama yükümlülüğü vardır.
  • Frekans ihalesinin yapılmaması yapısal bir sorundur.
  • Yapısal sorunlar basın özgürlüğünün sürekli ihlalidir.

Bu karar, radyo ve televizyon yayıncılığı alanında idarenin eylemsizliğinin ve frekans tahsislerindeki belirsizliklerin ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki doğrudan olumsuz etkisini ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kitle iletişim araçlarının faaliyet göstermesi için gerekli olan frekans ihalelerinin uzun yıllar boyunca yapılmamasını ve bu durumun geçici bir rejimle yönetilmesini basit bir idari ihmal olarak değil, doğrudan temel hak ihlaline yol açan yapısal bir sorun olarak nitelendirmiştir. İdarenin bu süregelen eylemsizliği, yeni yayıncıların piyasaya girmesini engelleyerek medyada çoğulculuğu ve rekabeti fiilen ortadan kaldırmaktadır. Karar, devletin medya alanında sadece müdahale etmeme yönündeki negatif yükümlülüğünü değil, aynı zamanda çoğulculuğu ve haber alma hakkını güvence altına alacak etkili mekanizmaları kurma yönündeki pozitif yükümlülüğünü de vurgulamaktadır.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi değerlendirildiğinde, bu içtihat yayıncılık lisansı alamayan veya tahsis edilen frekanslarda diğer kamu kurumlarının yayınları nedeniyle enterferans (karışma) sorunu yaşayan medya kuruluşları için çok güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun uzun yıllardır sürdürdüğü frekans ihalesi yapmama pratiğinin Anayasa'ya aykırı bulunması, idareyi bu alanda yasal ve idari bir düzenlemeye, kalıcı bir çözüm üretmeye zorlayıcı niteliktedir. Benzer mağduriyetleri yaşayan medya kuruluşlarının idareye karşı açacağı tam yargı ve iptal davalarında idarenin hizmet kusurunun tespitinde bu Anayasa Mahkemesi kararı temel bir referans noktası olacak, sektördeki yapısal sorunlar çözülene kadar benzer hak ihlali iddialarının kabul görmesinin önünü açacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İstanbul'da radyo yayıncılığı yapmak isteyen başvurucu şirket, yerel radyo yayın lisansı alabilmek için Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna başvurmuştur. Kurul, yayın ihalesi yapılıncaya kadar izin verilmeyeceğini belirterek bu talebi reddetmiştir. Şirketin açtığı iptal davasını kazanması üzerine idare, şirkete bir frekans tahsis etmiştir. Ancak tahsis edilen frekans üzerinden Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün de yayın yaptığı ortaya çıkmıştır.

Başvurucu şirket, aynı frekanstaki diğer yayının durdurulması için kurula başvurmuş, bu talebi reddedilince uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla dava açmıştır. İdare mahkemesi, kurulun mahkeme kararını uyguladığını ve şirketin daha merkezi bir noktadan yayın yapmasına izin verilmemesinde haklı sebepler olduğunu belirterek tazminat davasını reddetmiştir. Uyuşmazlığın temelini, idarenin frekans ihalesi yapmayarak fiilî bir durum yaratması ve tahsis edilen frekansta başka bir yayının bulunması nedeniyle şirketin yayın hakkını sağlıklı bir şekilde kullanamayıp maddi zarara uğraması oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken kitle iletişim araçlarının demokratik toplumdaki vazgeçilmez rolüne ve devletin bu alandaki pozitif yükümlülüklerine dayanmıştır. İfade özgürlüğü, kişinin haber ve bilgilere ulaşabilmesi, düşüncelerini serbestçe aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelmekte olup Anayasa'nın 26. maddesi ve Anayasa'nın 28. maddesi ile güvence altına alınmıştır.

İfade özgürlüğünün en önemli araçlarından biri olan basın özgürlüğü, çoğulcu demokratik düzenin en temel gereklerindendir. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde, ifade özgürlüğünün radyo, televizyon ve benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel olmadığı açıkça belirtilmiştir. Radyo ve televizyon yayınları ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. Görsel ve işitsel kitle iletişim araçları, basılı eserlere göre çok daha hızlı, güçlü ve doğrudan bir etkiye sahiptir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre devletin medyada etkili çoğulculuğu sağlamak ve basın özgürlüğünü güvence altına almak için gerekli yasal ve idari düzenlemeleri yapma, var olan mevzuatı da etkili bir şekilde işletme yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Yayın hakkı taleplerinin sıralama ihalesi yapılamadığı gerekçesiyle reddedilmesi ve frekans tahsisi için gerekenlerin yapılmaması, düşüncenin iletilmesini engelleyen yapısal bir sorundur. İlgili kanunlarda emredici hükümler bulunmasına rağmen geçici rejimin sonlandırılmaması, yeni kuruluşlara yayın izni verilmemesi, medyada rekabeti engellemekte ve Anayasa ile korunan ifade özgürlüğünü zedelemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu şirketin ulusal radyo yayın lisansı talebinin idare tarafından sıralama ihalesi yapılmadığı gerekçesiyle reddedildiğini ve yargı kararıyla yayın faaliyetine başlanmış olmasına rağmen aynı frekans üzerinde başka bir yayının bulunması nedeniyle şirketin sağlıklı bir yayın yapamadığını tespit etmiştir. Yayın izni verilmesine veya reddedilmesine ilişkin kamu makamlarınca alınan bu tür kararların, kitlesel medyanın ifade ve basın özgürlükleriyle doğrudan ve sıkı bir ilişkisi olduğu vurgulanmıştır.

Mahkeme, radyo yayını yapmak amacıyla yapılan başvuruların ilgili idare tarafından frekans tahsisine ilişkin ihale yapılamadığı gerekçesiyle reddedilmesinin ve fiilî olarak hukuki dayanağı belirsiz geçici bir rejimin sürdürülmesinin açıkça yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymuştur. Mevcut kanun ve yönetmelik hükümlerinin, idari ve yargısal kararların, başvurucunun ne zaman ve ne şekilde sağlıklı bir frekansa kavuşacağını öngörmesine imkân vermediği, dolayısıyla hukuki öngörülebilirlik şartının yerine getirilmediği saptanmıştır. Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca ulusal medyanın çeşitliliğini koruyacak adımların atılmaması ve frekans ihalesinin yapılmaması, bu alandaki rekabeti engellemiş ve demokratik bir toplumda yaşamsal önem taşıyan özgürlüklere ciddi zararlar vermiştir.

Devletin, medyada çoğulculuğu sağlamak ve medya organlarının haber verme özgürlüğünü güvence altına almak şeklindeki yasal ve idari pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği kanaatine varılmıştır. Karasal radyo yayıncılığının organize edilerek tahsislerin hakkaniyete uygun biçimde yapılmadığı sürece bu sorunun sürekli olarak devam edeceği ifade edilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: