Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2021/2115 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/2115 BN.

Anayasa Mahkemesi | İrfan Irmak | 2021/2115 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/2115
Karar Tarihi 07.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sandık aidatları mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilir.
  • Emeklilik yardımı için on yıl kesinti yeterlidir.
  • Emekli olma şartı katı yorumlanmamalıdır.
  • Yargısal kararlar mülkiyet hakkı güvencelerini sağlamalıdır.

Bu karar, kamu görevlilerinin üye olmak zorunda kaldıkları sağlık ve sosyal yardım sandıklarına ödedikleri aidatların iadesi noktasında mülkiyet hakkının ne derece korunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, on yıldan fazla bir süre boyunca maaşından kesinti yapılan bir kamu görevlisine, sırf sandık üyesiyken emekli olmadığı gerekçesiyle birikimlerinin ödenmemesini hukuka aykırı bulmuştur. Mahkeme, aidat karşılığı doğan alacakların mülkiyet hakkı kapsamında yer aldığını vurgulayarak, idarenin ve derece mahkemelerinin bu mülkiyet hakkına müdahale ederken yeterli ve ikna edici gerekçeler sunması gerektiğini belirtmiştir.

Kararın emsal etkisi, benzer şekilde kurum değişikliği gibi sebeplerle sandık üyeliği sona eren ancak on yıllık aidat ödeme süresini doldurmuş on binlerce kamu görevlisi için büyük önem taşımaktadır. İdare mahkemelerinin, sandık yönergelerindeki "emekli olma" şartını dar ve lafzi bir şekilde yorumlayarak davaları reddetmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkının ihlali olarak nitelendirilmiştir. Bu içtihat doğrultusunda, idari yargı mercilerinin artık benzer uyuşmazlıklarda sadece şekli şartlara değil, sandık sisteminin korunması amacı ile kişinin mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeye odaklanması gerekecektir. Sandıktan ayrılmak zorunda kalan memurlar, ödedikleri aidatların karşılığını alabilme konusunda çok daha güçlü bir hukuki dayanağa kavuşmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, 1986 yılında sınıf öğretmeni olarak göreve başlamış ve yasal zorunluluk gereği İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığına (İLKSAN) üye yapılmıştır. Görev yaptığı süre boyunca, kurum değiştirdiği 2018 yılına kadar maaşından aralıksız olarak İLKSAN aidatı kesilmiştir. Kurum değişikliği nedeniyle sandık üyeliği sona eren başvurucu, on yıldan fazla aidat ödediği için biriken paralarının emeklilik yardımı adı altında kendisine ödenmesini talep etmiştir. Ancak İLKSAN, başvurucunun henüz emekli olmadığını gerekçe göstererek bu ödemeyi yapmayı reddetmiştir. Başvurucu, idarenin bu işleminin iptali ve parasal haklarının yasal faiziyle iadesi için idare mahkemesinde dava açmıştır. İdare mahkemesi ve istinaf mahkemesi, sandık üyesiyken emekliye ayrılma şartının gerçekleşmediğini belirterek davayı reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, yıllarca biriken parasının ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle mülkiyet hakkının kapsamını ve bu hakka yönelik müdahalelerin anayasal sınırlarını detaylı bir şekilde incelemiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 uyarınca herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mahkeme, kamu görevlilerinin maaşlarından ilgili mevzuat gereğince zorunlu olarak kesilen sağlık ve sosyal yardım sandığı aidatlarının ve bu aidatlar karşılığında doğan emeklilik yardımı taleplerinin doğrudan doğruya parasal bir nitelik taşıdığını, dolayısıyla anayasal anlamda mülkiyet hakkı kapsamında korunduğunu kesin bir biçimde teyit etmiştir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, mülkiyet hakkına yapılan idari veya yargısal bir müdahalenin ölçülü ve meşru kabul edilebilmesi için, müdahale ile ulaşılmak istenen meşru amaç ve mülk sahibinin katlanmak zorunda kaldığı külfet arasında adil bir denge bulunması zorunludur. Derece mahkemelerinin, uyuşmazlıkları çözerken mülkiyet hakkının korunmasına dair usule ilişkin güvenceleri eksiksiz olarak sağlaması ve davanın sonucuna doğrudan etki edecek mahiyetteki esaslı iddia ve itirazları yeterli, mantıklı ve ikna edici bir gerekçeyle karşılaması gerekmektedir.

Yardım sandıkları ile üyeleri arasındaki uyuşmazlıklarda, içtüzüklerde yer alan "emekli olma" koşulunun aşırı katı ve lafzi olarak aranması, mülkiyet hakkı bağlamında ciddi usul ve esas sorunlarına yol açabilmektedir. Yargı makamlarının, on yıl boyunca kesintisiz aidat ödenmiş olmasının emeklilik yardımı hakkının doğması için yeterli olup olmadığını, sadece emekli olma şartının aranmasının sandık sisteminin devamlılığını sağlama amacına ne ölçüde hizmet ettiğini detaylıca tartışması gerekmektedir. İdari yargı mercilerinin, ilgili mevzuatı ve iç düzenlemeleri yorumlarken anayasal güvenceleri her daim gözetmek ve kişilerin uzun yıllar boyunca ödedikleri aidatların akıbetine ilişkin hukuki bir netlik sağlamak gibi temel bir anayasal sorumluluğu bulunmaktadır. Bu usuli sorumluluğun yerine getirilmemesi, yargılamanın hakkaniyetini zedeleyerek mülkiyet hakkının ihlaline zemin hazırlamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumunu incelerken öncelikle başvurucunun İLKSAN üyeliğinin kurum değişikliği sebebiyle sona erdiğini ve 120 aydan (on yıldan) fazla bir süre boyunca maaşından aidat kesintisi yapıldığını tespit etmiştir. Başvurucunun emeklilik yardımı talebinin, sadece sandık üyesiyken emekliye ayrılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi, mülkiyet hakkı bağlamında ciddi bir incelemeyi gerektirmektedir.

Yüksek Mahkeme, daha önce verdiği emsal nitelikteki kararlara atıfta bulunarak, derece mahkemelerinin karar gerekçelerini irdelemiştir. Mahkemelerin, on yıldan fazla aidat ödeyen ancak henüz emekli olmayan bir kişiye ödeme yapılmamasının sandık sisteminin mali yapısını ve devamlılığını korumak için elverişli ve gerekli olup olmadığını tartışmadığı görülmüştür. Üstelik Danıştay kararlarında, emeklilikten önce öğretmenlik görevi sona eren kişiler yönünden emeklilik yardımından yararlanabilmek için mutlaka emekli olma şartının aranıp aranmayacağı hususunda yargı mercileri arasında belirgin bir görüş ayrılığı bulunduğu saptanmıştır.

Derece mahkemeleri, başvurucunun on yılı aşkın süre ödediği aidatların iadesi noktasında sunduğu iddia ve itirazları yeterince incelememiş, sandık yönergesindeki şekli şartları anayasal mülkiyet güvencelerini gözetmeden, oldukça dar bir biçimde yorumlamıştır. Başvurucunun kurum değişikliği nedeniyle sandıktan ayrılmak zorunda kalması ve yıllarca ödediği aidatların karşılığını alamaması göz ardı edilmiştir. Yargı mercilerinin kararları, mülkiyet hakkına ilişkin davanın sonucuna etkili olabilecek nitelikteki temel argümanlara tatmin edici ve yeterli bir gerekçeyle cevap vermekten uzak kalmıştır. Bu durum, başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasına dair usule ilişkin güvencelerden mahrum bırakıldığını açıkça ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, yargısal güvencelerin sağlanmaması sebebiyle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: