Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Asuman Yılmaz ve Diğerleri | BN. 2019/20196

Karar Bülteni

AYM Asuman Yılmaz ve Diğerleri BN. 2019/20196

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2019/20196
Karar Tarihi 09.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal eylem kararına uyulması disiplin cezası gerektirmez.
  • Rehberlik öğretmenlerinin nöbet tutmama eylemi sendikal haktır.
  • Sendika çağrısıyla yapılan barışçıl eylemler cezalandırılamaz.
  • Sendikal haklara müdahale demokratik toplumda gerekli olmalıdır.

Bu karar, kamu görevlilerinin üyesi oldukları sendikanın aldığı eylem kararlarına uymalarının demokratik toplum düzeninde korunan temel bir hak olduğunu vurgulamaktadır. Rehberlik öğretmenlerine nöbet görevi verilmesine ilişkin yönetmelik değişikliğine karşı, sendikaların aldığı nöbet tutmama kararına uyan öğretmenlere verilen disiplin cezaları, sendika hakkına ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin ve derece mahkemelerinin kamu görevlilerinin sendikal faaliyetleri nedeniyle cezalandırılabilmesi için eylemin eğitim öğretim faaliyetine olumsuz etkisini ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koyması gerektiğini hüküm altına almıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlüdür. Zira karar, memurların çalışma koşulları ve yükümlülükleri hakkındaki sendikal çağrılara iştirak etmelerinin, sırf idari bir görevin aksatılması gerekçesiyle otomatik olarak disiplin yaptırımına bağlanamayacağını teyit etmektedir. İdarelerin, sendikal haklar kapsamında gerçekleştirilen eylemlere yönelik salt itaat beklentisiyle yaptırım uygulamak yerine, eylemin kamu hizmetini ne derece aksattığını somut verilerle ispatlaması zorunlu hâle gelmiştir. Uygulamada, kamu kurumlarının disiplin soruşturmalarında ve mahkemelerin idari davalarında sendikal hak ile kamu hizmetinin sürekliliği arasında adil bir denge kurma zorunluluğu, bu içtihatla bir kez daha perçinlenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan rehberlik öğretmenleri olan başvurucular, üyesi bulundukları eğitim sendikalarının çağrısı üzerine uyuşmazlığın merkezinde yer almaktadır. 2017 yılında değişen yönetmelik ile daha önce nöbet görevi bulunmayan rehberlik öğretmenlerine nöbet ve belleticilik görevleri verilmeye başlanmıştır. Durumu mesleki ilkelere ve öğrenci psikolojisine aykırı bulan sendikalar, üyelerinin bu görevleri yerine getirmemesi yönünde bir eylem kararı almıştır. Başvurucular, bu sendikal karara uyarak nöbet görevlerini yerine getirmedikleri için idare tarafından çeşitli disiplin cezalarına (uyarma, kınama veya aylıktan kesme) çarptırılmıştır. Verilen bu disiplin cezalarının iptali için başvurucular tarafından idare mahkemelerinde açılan davalar reddedilmiş ve kararlar kesinleşmiştir. Başvurucular, sırf üyesi oldukları sendikanın kararına uydukları için cezalandırılmalarının haksız olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve sendika haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken özellikle sendika hakkının korunmasına dair temel anayasal ve yasal ilkeleri merkeze almıştır. Uyuşmazlığın temel hukuki dayanağı, Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika kurma ve sendikal faaliyetlerde bulunma hakkıdır. Başvuruculara verilen disiplin cezaları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 125 hükümleri uyarınca uygulanmıştır. İdare, bu maddeye dayanarak memurların görevlerini yerine getirmemelerini disiplin suçu saymıştır.

Ancak Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, kamu görevlileri sendikalarının üyelerinin çalışma koşulları, yükümlülükleri ve iş güvenlikleri gibi konularda aldıkları kararlar sendikaların çekirdek faaliyet alanına girmektedir. Bu nedenle kamu görevlilerinin, bağlı oldukları sendikanın eylem kararına uyarak iş yavaşlatma, görevi yerine getirmeme veya iş bırakma gibi eylemleri doğrudan doğruya sendika hakkı kapsamında değerlendirilmelidir.

Müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli kabul edilebilmesi için, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülü olması gerekmektedir. Derece mahkemelerinin ve idarenin, kamu görevlisine disiplin cezası verirken, söz konusu eylemin kamu hizmetinin -burada eğitim ve öğretim faaliyetinin- işleyişini nasıl ve ne derece olumsuz etkilediğini somut olarak ortaya koyması hukuki bir zorunluluktur. Salt bir kanun altı düzenlemeyle öngörülen görevin yerine getirilmediği tespitiyle, eylemin sendikal bağlamını ve gerekçelerini tartışmadan ceza verilmesi, anayasal güvenceleri işlevsiz kılar. Dolayısıyla, sendikal faaliyete yönelik bir disiplin cezasının meşruiyeti, eylemin kamu düzenini bozduğu veya başkalarının haklarını ihlal ettiği yönündeki ilgili ve yeterli gerekçelerin açıkça sunulmasına bağlıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların disiplin cezası ile cezalandırılmalarının sendika hakkına bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir. Müdahalenin kanuni dayanağı bulunmakla birlikte, demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülü olup olmadığı detaylıca irdelenmiştir.

İncelenen dosyalarda, başvurucuların bağlı bulundukları EĞİTİM SEN ve EĞİTİM İŞ sendikalarının, 2017 yılında yürürlüğe giren yeni yönetmelik ile rehberlik öğretmenlerine nöbet görevi verilmesinin meslek ilkelerine aykırı olduğunu savunarak bu görevin yerine getirilmemesi yönünde eylem kararı aldıkları görülmüştür. Başvurucular, doğrudan bu karara uyarak nöbet tutmama eylemini gerçekleştirmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin kararlarında, rehberlik öğretmenlerinin nöbet tutmamasının eğitim-öğretim faaliyetine nasıl bir olumsuz etkisi olduğuna dair idari veya yargısal bir değerlendirme yapılmadığını belirlemiştir.

Yargılama mercilerinin, eylemi yalnızca yönetmelik hükmünün ihlali olarak gördükleri, başvurucuların nöbet tutmama gerekçelerini ve eylemin sendikal boyutunu hiç tartışmadıkları saptanmıştır. Oysa 2017 yılına kadar uzun yıllar boyunca rehberlik öğretmenlerine nöbet görevi verilmemesi kuralı uygulanmış, bu durumun eğitim sistemine bir zararı olduğuna dair veri de sunulmamıştır. İdare ve yargı mercileri, sendikal eylemin kamu düzenini veya eğitim hizmetini zedelediğini somut olgularla ve yeterli gerekçelerle ortaya koyamamıştır. Bu bağlamda, başvurucuların sendika kararına uyarak barışçıl bir eylem sergilemelerinin doğrudan cezalandırılması, sendika hakkına yönelik müdahaleyi orantısız kılmıştır. Müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli gerekçelerle gösterilememiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucuların sendika hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: