Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Selahattin Alp ve Diğerleri | BN. 2021/36551

Karar Bülteni

AYM Selahattin Alp ve Diğerleri BN. 2021/36551

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/36551
Karar Tarihi 23.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal eylemlere ölçüsüz ceza verilmesi hak ihlalidir.
  • İdari işlemlerin kanuni dayanağı belirgin olmalıdır.
  • Kıyasla disiplin cezası verilmesi keyfiliğe yol açamaz.
  • Barışçıl toplantı hakkı demokratik toplumun temel değerlerindendir.

Bu karar, kamu görevlilerinin üyesi oldukları sendikaların çağrısı üzerine katıldıkları barışçıl eylemler nedeniyle disiplin cezasına çarptırılmalarının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerindeki etkilerini hukuken netleştirmektedir. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalarının kanunilik ve tipiklik ilkelerine sıkı sıkıya uygun olması gerektiğini, kanunda açıkça tanımlanmamış eylemlerin kıyas veya "benzer eylemler" kuralı işletilerek cezalandırılmasının hukuk güvenliğini zedelediğini ortaya koymuştur. Kararda, eylem ile uygulanan kural arasında açık, net ve öngörülebilir bir bağ kurulmadan tesis edilen disiplin işlemlerinin zorunlu toplumsal bir ihtiyacı karşılamadığı açıkça belirlenmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, idare mahkemelerinin ve bölge idare mahkemelerinin disiplin cezalarını denetlerken kanunilik ilkesini esnetmemeleri gerektiğine dair oldukça güçlü bir içtihat oluşturmaktadır. İdarelerin, memurların görev mahalli dışında ve kamu göreviyle doğrudan ilişkisi olmayan sivil itaatsizlik veya toplanma eylemlerini, görevin yerine getirilmesine ilişkin disiplin kurallarıyla cezalandırmasının önüne geçilmektedir. Uygulamadaki önemi ise, barışçıl nitelikteki toplanma ve ifade özgürlüğü kullanımlarının, memuriyet disiplin hukuku araçsallaştırılarak baskılanamayacağının kesin olarak altının çizilmesidir. Ayrıca, üst mahkemelerin sebep ikamesi yaparken çelişmeli yargılama ilkesine uyması gerektiği yönündeki tespitler de usul hukuku açısından son derece kritik bir güvence sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Diyarbakır'da öğretmen olarak görev yapan ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası üyesi olan başvurucuların, sendika kararı doğrultusunda katıldıkları bir nöbet tutma eylemi nedeniyle disiplin cezası almaları üzerine ortaya çıkmıştır. Başvurucular, sokağa çıkma yasakları ve eğitime ara verilmesini protesto etmek amacıyla düzenlenen barışçıl eyleme katılmışlardır. Milli Eğitim Bakanlığı, bu eylemi görevin yerine getirilmesinde ayrımcılık yapmak ve kişilerin yarar veya zararını hedeflemek olarak değerlendirerek öğretmenlere kademe ilerlemesinin durdurulması cezası vermiştir. Başvurucular, bu disiplin cezasının haksız olduğunu, sendikal haklarını ve ifade özgürlüklerini kullandıklarını belirterek cezanın iptali için idare mahkemesinde dava açmışlardır. İdare mahkemelerinin cezaları iptal etmesine karşın, bölge idare mahkemesinin cezaları onaması üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken, öncelikle sendika hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı arasındaki sınırı çizmiştir. Sendikaların çekirdek faaliyet alanının üyelerin çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ve sağlık koşulları gibi doğrudan mesleki konular ile ilgili olduğuna dikkat çekilmiş; somut olaya konu eylemin bu alanın tamamen dışında kalması nedeniyle uyuşmazlık, Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında detaylı biçimde incelenmiştir.

Müdahaleye dayanak teşkil eden kural, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125 birinci fıkrası (D) bendi (ı) alt bendidir. Bu kural, görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmayı ve kişilerin yarar ve zararını hedef tutan davranışlarda bulunmayı disiplin suçu sayarak kademe ilerlemesinin durdurulması yaptırımına bağlamaktadır. İdare Mahkemeleri, söz konusu eylemin açıkça görevin yerine getirilmesi sırasında işlenmediğini tespit ederek iptal kararı vermiş, ancak Bölge İdare Mahkemesi 657 sayılı Kanun m.125 dördüncü fıkrasında yer alan "benzer eylemler" kuralını işleterek iptal kararını kaldırmıştır.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına ve yerleşik hukuk prensiplerine göre, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve çok net biçimde yeterli olması zorunludur. Disiplin hukuku bağlamında, kamu görevlisinin eylemi ile uygulanan disiplin kuralı arasında açık, net ve anlaşılır nitelikte objektif bir bağ mutlaka bulunmalıdır. Bu bağın kurulamaması, uygulanan disiplin cezasının zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğini son derece tartışmalı hale getirir ve hakkın özüne dokunarak müdahalenin orantılılık ilkesine kesin olarak aykırı düşmesine sebep olur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucuların katıldığı eylemin görev mahalli dışında yapıldığını, konusunun kamu göreviyle ilişkili olmadığını ve kamu hizmetinin sunumu bağlamında gerçekleştirilmediğini açıkça tespit etmiştir. İdare, eylemin kanunda tam karşılığının bulunmadığı durumlarda uygulanan "benzer eylemlere" ilişkin hükümden yararlanmaksızın, doğrudan görevin ifası sırasındaki ayrımcılık kuralını işleterek disiplin cezası tesis etmiştir. Bu durum ilk derece mahkemelerince kanunilik ve tipiklik ilkelerine açıkça aykırı bulunmuştur.

İstinaf aşamasında bölge idare mahkemesi, idarenin dayanmadığı "benzer eylemler" hükmünü kendiliğinden işleterek ilk derece mahkemesi kararlarını kaldırmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, bölge idare mahkemesinin bu benzerliği tam olarak nasıl kurduğunu ve somut olaya ne şekilde uyguladığını kararında açıklamadığını belirlemiştir. Eylem ile uygulanan kural arasında objektif ve öngörülebilir bir bağ kurulamaması, disiplin cezasının zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğinin yeterli bir gerekçeyle ortaya konulamamasına yol açmıştır.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi, bölge idare mahkemesinin idarece ileri sürülmeyen farklı bir kanun maddesini kullanarak sebep ikamesi yaptığını, bu yeni durumu taraflara bildirip görüş ve itirazlarını almadığını, dolayısıyla çelişmeli yargılama ilkesine de ağır biçimde aykırı hareket ettiğini tespit etmiştir. Öngörülebilir olmayan ve yeterli gerekçe içermeyen bu cezalar, kamu görevlilerinin barışçıl toplanma hakları üzerinde haksız bir caydırıcı etki yaratmaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: