Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | İhsan Güler ve Diğerleri | BN. 2021/25120

Karar Bülteni

AYM İhsan Güler ve Diğerleri BN. 2021/25120

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/25120
Karar Tarihi 17.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal fesih iddialarında ispat yükü özenle incelenmelidir.
  • Derece mahkemeleri sendikal ayrımcılık kriterlerini eksiksiz uygulamalıdır.
  • Yeterli gerekçe sunulmaması sendika hakkını ihlal eder.
  • İşverenin fesih gerekçesi somut delillerle desteklenmelidir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, sendikal tazminat davalarında derece mahkemelerinin, özellikle de Bölge Adliye Mahkemelerinin uyuşmazlığı karara bağlarken sendikal fesih kriterlerini titizlikle uygulaması gerektiği gerçeğini hukuken güvence altına almaktadır. İşçilerin işten çıkarılmasının salt sendikal nedene dayanıp dayanmadığı araştırılırken yalnızca işverenin iddialarının ötesinde derinlemesine bir inceleme yapılması gerekliliği hatırlatılmıştır. Sadece yüzeysel veya soyut gerekçelere dayanılarak sendikal feshin reddedilmesi, işçilerin en temel haklarından olan anayasal sendika hakkının doğrudan ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Benzer işe iade ve sendikal tazminat davalarındaki emsal etkisi bakımından bu karar, alt derece mahkemelerine kesin bir çerçeve çizmektedir. Yargı mercileri, iş sözleşmesinin feshinin sendikal nedene dayanıp dayanmadığını araştırırken Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay tarafından önceden belirlenmiş objektif kriterleri dikkate almak zorundadır. İş yerindeki sendikalı işçi sayısı, feshin zamanlaması, istifa eden ve işten çıkarılanların sendika aidiyetleri gibi hususların detaylı biçimde analizi zorunludur. Aksi bir durumda, söz konusu detaylı araştırmalara yer vermeyen ve yetersiz gerekçe ile oluşturulan istinaf veya yerel mahkeme ret kararlarının Anayasa Mahkemesinden ihlal ile döneceği bu karar vesilesiyle bir kez daha tescillenmiş olup, yargı mercilerinin işçinin sendikal güvencelerini koruma hususundaki pozitif yükümlülüklerine dikkat çekilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, çalışmakta oldukları işyerinde iş sözleşmelerinin sendikaya üye olmaları ve sendikal faaliyetlere katılmaları nedeniyle işveren tarafından haksız ve dayanaksız bir şekilde feshedildiğini ileri sürerek işe iade ve sendikal tazminat davası açmışlardır. İlk derece mahkemesi, yargılama neticesinde başvurucuların iddialarını haklı bularak işe iadeye ve başvurucular lehine sendikal tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Ancak işverenin bu kararları istinaf etmesi üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, feshin sendikal nedene dayandığı, yani sendikal fesih olgusunun gerçekleştiği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararlarını kaldırarak davaları kesin olarak reddetmiştir. Başvurucular, istinaf mahkemesinin eksik inceleme ve yetersiz bir gerekçe ile verdiği bu ret kararları nedeniyle anayasal güvence altındaki sendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğini belirterek maddi gerçeğin tespit edilmesi adına Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu değerlendirirken Anayasa m.51 kapsamında güvence altına alınan sendika hakkı ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.25 düzenlemelerini temel hukuki dayanak olarak ele almıştır. Bu yasal düzenlemelere göre işçilerin işe alınmaları, belli bir sendikaya dâhil olmaları, üyeliklerini sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri şartına hiçbir şekilde bağlanamaz. İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle üye olmayan işçiler arasında, çalışma şartları veya iş ilişkisinin sona erdirilmesi bakımından herhangi bir ayrımcılık yapamaz. İşçilerin sendikal faaliyetlerinden dolayı işten çıkarılmaları hukuka aykırıdır ve bu durum tespit edildiğinde, işverenin en az bir yıllık ücret tutarında sendikal tazminat ödemesi yasal bir zorunluluktur.

Ayrıca sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı İş Kanunu m.20 ve 4857 sayılı İş Kanunu m.21 hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedene dayandığı iddiasıyla açılan davalarda feshin gerçek ve geçerli bir nedene dayandığını ispat yükümlülüğü tamamen işverene aittir. Feshin işverenin öne sürdüğü nedene dayanmadığını belirten işçi ise feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, sendikal fesih iddiasının değerlendirilmesi sürecinde mahkemeler; fesih tarihine yakın tarihlerde işyerindeki sendikalı ve sendikasız işçi sayısını, yeni işçi alımı olup olmadığını, feshin son çare olarak kullanılıp kullanılmadığını, sendikal faaliyet yürüten işçilere herhangi bir işyeri baskısı uygulanıp uygulanmadığını ve performans kriterlerinin herkese eşit biçimde işletilip işletilmediğini detaylı ve rasyonel bir şekilde incelemek zorundadır. Sendikal fesih iddialarında mahkemelerin istisnai olarak kendiliğinden araştırma ilkesini işleterek işyerindeki sendikal yapıyı somut verilerle analiz etmesi, adil yargılanma hakkının ve sendika hakkının korunması bakımından devletin temel pozitif yükümlülüklerindendir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda başvurucular, sendikal nedenlerle iş sözleşmelerinin sonlandırıldığını iddia ederek haklarını aramak maksadıyla yargı yoluna başvurmuş ve yerel mahkemede haklı bulunarak lehlerine sendikal tazminata hükmedilmiştir. Fakat Bölge Adliye Mahkemesi, sendikal fesih olgusunun meydana gelmediği kanaatine vararak bu kararları ortadan kaldırmış ve davanın kesin olarak reddine hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, işverenin ve yargı mercilerinin bu süreçteki tutumlarını, devletin sendika hakkını korumaya yönelik usule ilişkin pozitif yükümlülükleri ekseninde detaylı bir incelemeye tabi tutmuştur.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, bir iş sözleşmesinin sadece sendikal faaliyet ve nedenlerle feshedilip feshedilmediğinin somut şekilde tespiti için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarıyla da tam uyumlu belirli araştırma kriterleri belirlenmiştir. Bu kriterler kapsamında; işyerinde çalışan sendikalı ve sendikasız işçilerin sayısı, üyelik tarihleri, işten çıkarılan işçilerin kaçının sendika üyesi olduğu, işten çıkartılanların sendikal faaliyette öncü konumda bulunup bulunmadıkları, sendikal faaliyetlerin iş gücünü etkileyip etkilemediği, işverence sendikalı işçilere yönelik baskı yapılıp yapılmadığı ve feshin en son çare olarak kullanılıp kullanılmadığı gibi temel sorulara cevap aranması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu kriterlerin uygulanarak maddi gerçeğin açıkça ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkarılmasının esasen derece mahkemelerinin temel görevi olduğunu vurgulamaktadır.

Yapılan ihlal incelemesinde, ilk derece mahkemesinin sendikal feshin gerçekleştiği yönündeki haklı kabulüne rağmen, istinaf incelemesini gerçekleştiren Bölge Adliye Mahkemesinin Anayasa Mahkemesi tarafından belirlenmiş olan söz konusu çok yönlü objektif kriterleri uygulamadığı saptanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, işyerindeki sendikal iklime, işe alım-çıkarma hareketlerine ve çalışanların genel durumuna ilişkin detaylı bir araştırma ve çok yönlü değerlendirme yapmaksızın, tamamen eksik verilere dayanarak ve tatmin edici düzeyde yeterli gerekçe de sunmaksızın sendikal feshin gerçekleşmediği yönünde isabetsiz bir sonuca ulaşmıştır. Derece mahkemelerinin uyuşmazlığa konu olan iş hukukuna dair davaları karara bağlarken işveren ve işçi arasındaki çatışan çıkarları son derece adil bir biçimde dengelemesi, sendikal güvenceleri sıkı sıkıya gözetmesi ve ulaştığı sonuç hakkında ilgili, ikna edici ve yeterli hukuki gerekçeler sunması zorunludur. Oysa somut başvuru dosyası incelendiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin bu anayasal usul yükümlülüklerini yerine getirmediği, dolayısıyla devletin sendika hakkını güvence altına almaya ve korumaya yönelik usuli pozitif yükümlülüklerinin ihlal edildiği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeler ile verilen karar sonucunda başvurucuların Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması için kararın ilgili mahkemelere gönderilerek yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: