Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Emrullah Acar | BN. 2023/4378

Karar Bülteni

AYM Emrullah Acar BN. 2023/4378

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/4378
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Soruşturma kısıtlılık kararları somut gerekçelere dayanmalıdır.
  • Avukatın dosyaya erişim hakkı keyfî olarak engellenemez.
  • Kısıtlama kararı soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme ihtimaline dayanmalıdır.
  • Silahların eşitliği ilkesi tutuklama itirazlarında gözetilmelidir.

Bu karar, ceza muhakemesi sürecinde sıklıkla başvurulan soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması uygulamasının sınırlarını ve hukuki şartlarını net bir biçimde ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında tutuklu şüphelilerin dosyaya erişiminin engellenmesinin, yalnızca "soruşturmanın amacının tehlikeye düşmesi" gibi soyut ve genel geçer ifadelerle gerekçelendirilemeyeceğini güçlü bir biçimde vurgulamaktadır. İlgili yargı makamlarının, şüpheli müdafiinin dosyayı incelemesinin veya delillerden örnek almasının soruşturmayı ne şekilde tehlikeye sokacağını somut olgularla temellendirmesi anayasal bir zorunluluktur.

Benzer davalar ve adli uygulamalar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça kuvvetlidir. Zira uygulamada, özellikle terör suçlarına veya organize suçlara ilişkin soruşturmalarda kısıtlılık kararları çoğunlukla herhangi bir somut vakıaya dayanmaksızın şablon gerekçelerle verilmektedir. Yüksek Mahkeme, bu tür otomatik ve klişe uygulamaların savunma hakkını ihlal edeceğini ve silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerini zedeleyeceğini açıkça ifade etmektedir. Karar, soruşturma makamları ve sulh ceza hâkimlikleri için kısıtlılık tedbirinin istisnai niteliğini hatırlatmakta ve tutuklama tedbirinin hukuka uygunluğunun etkin bir biçimde denetlenebilmesi için şüpheliye asgari itiraz imkânlarının kesintisiz olarak sunulması gerektiğine dair yerleşik içtihadı daha da pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından PKK/KCK silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklanmıştır. Soruşturma sürecinde savcılığın talebi üzerine, sulh ceza hâkimliği tarafından "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" gerekçesiyle soruşturma dosyası hakkında kısıtlama kararı verilmiştir. Başvurucu müdafii bu karara itiraz etmiş ancak sonuç alamamıştır.

Başvurucu, dosya içeriğini inceleyememesi ve aleyhindeki delillerden örnek alamaması nedeniyle yöneltilen suçlamaları ve somut kanıtları tam olarak öğrenemediğini, dolayısıyla tutuklama kararına karşı etkili bir şekilde itiraz edip savunma yapamadığını ileri sürmüştür. Bu durumun adil yargılanma ve kişi hürriyeti ve güvenliği haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlığın özünü, tutuklu bir şüphelinin dosyadaki delillere erişiminin soyut gerekçelerle engellenip engellenemeyeceği tartışması oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.153 hükümlerini temel alarak kapsamlı bir inceleme yapmıştır.

Anayasa'nın 19. maddesi uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, makul sürede yetkili bir yargı merciine başvurarak durumunun incelenmesini ve kısıtlamanın hukuka aykırı olması hâlinde derhal serbest bırakılmasını isteme hakkına sahiptir. Bu adli süreçte, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine titizlikle riayet edilmesi anayasal bir zorunluluktur.

Kural olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.153 gereğince, müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise" Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi kararıyla sınırlandırılabilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin yerleşik içtihatlarına göre, tutuklu yargılamalarda şüphelinin kendisine yöneltilen suçlamalara ve tutuklamaya temel teşkil eden delillere itiraz edebilmesi için gerçek ve etkili bir fırsata sahip olması esastır.

Elbette şüpheli veya müdafiinin dosyaya mutlak ve sınırsız bir erişim hakkı bulunmamaktadır; kamu menfaatini korumak, delillerin karartılmasını engellemek, adli makamların başvurduğu özel soruşturma yöntemlerini güvence altına almak veya devletin gizli kalması gereken bilgilerini korumak amacıyla kısıtlama kararları verilebilmektedir. Ancak bu tür kısıtlamaların, somut olayın özelliklerine göre zorunlu olduğunun yeterli, ilgili ve denetlenebilir bir gerekçeyle ortaya konulması gerekmektedir. Kısıtlama kararı verilse dahi, tutuklamanın hukukiliğinin tartışılması için temel oluşturan asgari belgelere erişimin tamamen engellenmesi, şüphelinin itiraz hakkını fiilen kullanılamaz hâle getireceğinden hukuka aykırı kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığına, tutukluluğun makul süreyi aştığına ve sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadığına yönelik iddialarını çeşitli gerekçelerle kabul edilemez bulmuş veya ihlal olmadığına hükmetmiştir. Buna karşın, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması hususunda çok boyutlu ve kritik tespitlerde bulunmuştur.

Yüksek Mahkeme, başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına erişimin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.153 uyarınca kısıtlanmasının, yalnızca kanundaki "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" şeklindeki genel geçer ifadenin mekanik bir şekilde tekrar edilmesiyle yetinildiğini tespit etmiştir. Gerek iddia makamı olan savcılığın kısıtlama talebinde gerekse sulh ceza hâkimliğinin verdiği kısıtlama kararında, söz konusu tehlikenin gerçekte ne olduğu ve başvurucu müdafiinin dosyayı incelemesinin soruşturmayı somut olarak nasıl ve ne şekilde tehlikeye sokacağı hiçbir surette açıklanmamıştır.

Soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimaline dair herhangi bir olgusal temellendirme ve somutlaştırma yapılmamasını temel bir eksiklik olarak değerlendiren Mahkeme, bu durumun savunma hakkını ağır şekilde ihlal ettiğine dikkat çekmiştir. Başvurucunun belgelere erişiminin engellenmesi, kendisine yöneltilen ağır suçlamalara karşı tatmin edici ve etkili bir şekilde itiraz etme imkânını doğrudan elinden almıştır. İddianame kabul edilip kısıtlılık kararı kendiliğinden kalkana kadar devam eden bu süreçte, savunma tarafı isnat edilen eylemlere ve bu eylemleri destekleyen kanıtlara karşı kör bırakılmıştır.

Savunma hakkına getirilen bu ölçüsüz kısıtlamanın, taraflar arasındaki silahların eşitliği ilkesini zedelediği ve geçerli bir gerekçeye dayanmadığı açıkça ifade edilmiştir. Yeterli ve makul bir gerekçe olmaksızın uygulanan bu gizlilik kararı, başvurucunun hürriyetinden yoksun bırakılma sürecine karşı yargı merciine etkili bir biçimde başvurma hakkını işlevsiz kılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: