Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 8. Daire | 2022/1817 E. | 2024/4761 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 8. Daire 2022/1817 E. 2024/4761 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 8. Daire
Esas No 2022/1817
Karar No 2024/4761
Karar Tarihi 25.09.2024
Dava Türü Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Soruşturmadaki usuli hatalar doğrudan mobbing sayılmaz.
  • Manevi tazminat için ağır hizmet kusuru gerekir.
  • Mobbing iddiası somut delillerle ispatlanmak zorundadır.

Bu karar, kamu görevlileri hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarında karşılaşılan idari usul hatalarının tek başına psikolojik taciz (mobbing) olarak değerlendirilemeyeceğini hukuken açıkça ortaya koymaktadır. Disiplin süreçlerinin ve idari soruşturmaların doğası gereği kişide baskı, stres ve üzüntü yaratabileceği yargı organlarınca genel olarak kabul edilmekle birlikte, salt bir soruşturmanın açılmış olması veya süreç içerisinde idarece yapılan birtakım basit usuli hatalar, doğrudan doğruya manevi tazminat ödenmesini gerektiren bir ağır hizmet kusuru teşkil etmemektedir. Yüksek mahkeme, manevi zararın tazmini için idarenin kasıtlı ve sistematik bir şekilde yıldırma politikası güttüğünün şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanması gerektiğinin altını çizmektedir.

Emsal niteliğindeki bu idari karar, özellikle kamu üniversitelerinde ve akademi dünyasında idareciler ile öğretim üyeleri arasında sıklıkla karşılaşılan uyuşmazlıklarda idareye yöneltilen manevi tazminat davaları için önemli bir rehber konumundadır. İdarenin denetim mekanizmalarının ve disiplin yetkilerinin her usul eksikliğinde peşinen tazminat yükümlülüğü doğurmayacağına işaret edilmekte olup, kamusal denetimin işleyişi güvence altına alınmaktadır. İlerleyen süreçte benzer şekilde açılacak tam yargı davalarında, davacı memurların salt bir soruşturma geçirdiklerini değil, idari eylemlerin kişilik haklarına ve onurlarına yönelik sistematik bir saldırı mahiyetinde olduğunu somut delillerle ortaya koymaları gerekeceği güçlü bir içtihat kuralı olarak yerleşmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Afyon Kocatepe Üniversitesi bünyesinde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacının, şahsına yönelik tamamen hukuki mesnetten yoksun olarak disiplin soruşturması yürütüldüğü ve idare tarafından kendisine psikolojik taciz (mobbing) uygulandığı iddialarına dayalı olarak açtığı tam yargı davasından kaynaklanmaktadır. Davacı akademisyen, hakkında haksız olarak yürütülen idari işlemler nedeniyle manevi olarak ağır bir yıpranma sürecinden geçtiğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda, uğradığını iddia ettiği haksızlık ve elem duygusunun telafi edilmesi maksadıyla idareye karşı 30.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir. İdare mahkemesince yapılan incelemede, yürütülen idari soruşturmalarda bazı usuli hatalar saptanmış olsa da bu durumun tazminat gerektirir düzeyde bir mobbing sayılamayacağı kanaatine varılarak davanın reddine hükmedilmiş; süreç davacı tarafından nihai merci olan Danıştay'ın incelemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay nezdinde temyizen incelenen bu uyuşmazlıkta hukuki zemin, idarenin mali sorumluluğu, hizmet kusuru kavramı ve idari eylemler neticesinde doğan zararların tazmini ilkelerine dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasına göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan maddi ve manevi tüm zararları ödemekle yükümlüdür. İdarenin idare hukuku prensipleri çerçevesinde sorumlu tutulabilmesi için; ortada mutlaka idari bir işlem veya eylemin var olması, idareye atfedilebilir ağırlıkta bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunması ve bu durumdan kaynaklanan ispatlanabilir bir zarar ile eylem arasında doğrudan bir nedensellik (illiyet) bağı bulunması şarttır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2 bendi uyarınca, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişiler tarafından zararın giderilmesi maksadıyla idareye karşı tam yargı davaları açılabilmektedir. Manevi tazminat, idarenin bir işlemi veya eylemi nedeniyle kişilerin manevi değerlerinde bir eksilme durumunda duyulan acı, üzüntü ve sarsıntının giderilmesi aracıdır. Mobbing (psikolojik taciz) iddialarında ise idarenin tazminat sorumluluğuna gidilebilmesi için, salt bir hukuka aykırı işlem yeterli olmayıp; amirler yahut yetkililer tarafından ilgili kamu görevlisini yıldırmak, itibarsızlaştırmak veya meslekten uzaklaştırmak maksadıyla kasıtlı, sistematik ve sürekli bir yıpratma sürecinin işletildiğinin somut belgelerle ispatlanması zorunludur.

Disiplin soruşturmalarına ve akademik personelin özlük haklarına dair uyuşmazlıklarda ise temel dayanak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleridir. İdarenin denetim ve soruşturma yetkisini kullanması idari faaliyetin doğal bir neticesi olduğundan, soruşturmalardaki usul noksanlıklarının doğrudan ve özel bir kast unsuru kanıtlanmadan manevi tazminat sorumluluğu doğurmayacağı yerleşik Danıştay içtihatları ile kurala bağlanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olay incelendiğinde, Afyon Kocatepe Üniversitesi bünyesinde öğretim üyesi olarak görevini ifa eden davacı hakkında idare tarafından bazı disiplin soruşturmalarının yürütüldüğü, davacının ise söz konusu soruşturmaların hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını ve şahsını yıpratmak amacıyla bir psikolojik taciz (mobbing) silahı olarak kullanıldığını ileri sürerek idare aleyhine manevi tazminat istemiyle yargı yoluna başvurduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince uyuşmazlığa konu eylemler ve soruşturma süreçleri üzerinde yapılan detaylı tetkikte; davalı idare tarafından yürütülen disiplin işlemlerinde bir takım şekli ve usuli hataların mevcut olduğu saptanmış olmakla birlikte, bu eylemlerin davacı öğretim üyesini işyerinden yıldırmaya, sistemli bir şekilde bezdirmeye veya açıkça bir dışlamaya yönelik sistematik bir mobbing eylemi boyutuna ulaşmadığı kanaatine varılmıştır. Manevi tazminat ödenmesini gerektirecek nitelikte bir ağır hizmet kusurunun varlığından söz edilebilmesi için, idarenin işlemlerinin sadece hukuka aykırı olması yetmemekte; bu işlemlerin kamu görevlisine zarar verme güdüsüyle ve inatla sürdürülen özel bir kast ile gerçekleştirilmesi şartı aranmaktadır.

Dosya kapsamındaki evraklar, tanık beyanları ve mevcut hukuki durum, idarenin eylemlerinin bu denli ağır ve kasıtlı bir hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Belirtilen bu hukuki ve fiili gerekçelerle ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine hükmedilmiş; söz konusu ret kararına karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu da bölge idare mahkemesi tarafından usul ve hukuka uygun bulunarak reddedilmiştir. Ardından davacı, iddialarını temyiz makamı önünde de yinelemiştir. Ancak Bölge İdare Mahkemesinin, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kurduğu karar her yönüyle idare hukuku prensiplerine, ilgili mevzuat hükümlerine ve yargılama usullerine uygun bulunmuş olup, bozulmasını gerektirecek hiçbir hukuki sebep teşhis edilememiştir. Sonuç olarak Danıştay 8. Daire, idarenin yürüttüğü soruşturmalardaki usuli hataların tek başına mobbing sayılamayacağı ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: