Karar Bülteni
AYM Mikail Önal BN. 2022/61042
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/61042 |
| Karar Tarihi | 19.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Şüphe feshi somut delillerle desteklenmelidir.
- Güven ilişkisinin bozulması keyfî iddialara dayandırılamaz.
- Esaslı iddialar mahkeme kararında gerekçelendirilmelidir.
Bu karar, iş hukukunda sıkça karşılaşılan "şüphe feshi" kurumunun sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki gerekçelendirme yükümlülüğünü net bir şekilde çizmektedir. İşverenin, salt bir ihbar veya soyut bir şüpheye dayanarak işçiyle arasındaki güven ilişkisinin bozulduğunu iddia etmesi, geçerli fesih için tek başına yeterli kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi, idarenin veya işverenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, şüphenin mutlaka somut, objektif ve ciddi vakıalarla desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Aksi hâlde, işçinin keyfî uygulamalara karşı korunmasız bırakılacağı ve hukuki güvenlik ilkesinin zedeleneceği açıktır.
Kararın uygulamadaki emsal etkisi, özellikle güvenlik açısından kritik öneme sahip kurumlarda çalışan işçilerin iş güvencesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkemeler, işverenin fesih gerekçesini denetlerken dosyaya sunulan somut delilleri titizlikle değerlendirmeli ve işçinin davanın sonucuna etkili olan esaslı savunmalarını gerekçeli kararında mutlaka karşılamalıdır. Terör örgütü ile irtibat veya iltisak gibi ağır ithamlara dayanan şüphe fesihlerinde, somut hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı hâlde salt işyerinin hassasiyeti ve işverenin soyut beyanına üstünlük tanınması, işçi ile işveren arasındaki adil dengeyi bozacaktır. Bu içtihat, yargı mercilerinin adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkına riayet etme zorunluluğunu pekiştirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Mikail Önal, 2005 yılından bu yana bir havalimanı terminal işletmecisi şirkette otopark ekip şefi olarak çalışmaktayken 2017 yılında işten çıkarılmıştır. İşveren, feshin gerekçesi olarak mülki idare amirliğinden gelen şifahi bir bildirimle başvurucunun ByLock uygulamasıyla bağlantısı olduğunun iletilmesini ve bu nedenle aralarındaki güven ilişkisinin bozulduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, herhangi bir somut delile veya bilgiye dayanılmadan, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iş sözleşmesinin sonlandırıldığını belirterek feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talebiyle işverene karşı dava açmıştır. İlk derece mahkemesi ayrıntılı araştırmalar sonucunda başvurucunun herhangi bir terör bağlantısı olmadığını tespit ederek işe iadesine karar vermiş, ancak istinaf mahkemesi işyerinin kritik önemini ve işverenin soyut şüphesini fesih için yeterli görerek davayı reddetmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile Anayasa'nın 141. maddesinde yer alan kararların gerekçeli yazılması zorunluluğuna dayanmaktadır. Mahkemelerin, taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ile savunmalara makul ve tatmin edici bir gerekçeyle yanıt vermesi anayasal bir zorunluluktur. Aksi bir tutum, hak ihlaline neden olmaktadır.
İş hukuku bağlamında ise uyuşmazlık, 4857 sayılı İş Kanunu m.18 ve devamı maddeleri çerçevesinde ele alınmıştır. Yargıtayın yerleşik içtihatlarıyla şekillenen "şüphe feshi" kavramı, işverenin işçiyle olan güven ilişkisinin sarsılmasına dayanır. Ancak şüphe feshinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için, şüpheye neden olan durumun doğrudan işçinin şahsından kaynaklanması ve bu durumun ciddi, önemli, somut nitelikteki objektif olay ve vakıalarla desteklenmesi şarttır.
Millî güvenliği ilgilendiren ve havalimanı gibi kritik öneme sahip alanlarda çalışan personelin seçiminde idareye veya işverene geniş bir takdir yetkisi tanınması olağandır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir ve keyfî olarak kullanılamaz. Yargı makamları, bu takdir yetkisini denetlerken keyfîliği önleyecek şekilde ilgili ve yeterli gerekçeler ortaya koymak, işçi ve işverenin çatışan menfaatleri arasında adil bir denge kurmak zorundadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Başvuruya konu olayda, ilk derece mahkemesinin ilgili kurumlarla yaptığı kapsamlı yazışmalar neticesinde, başvurucunun ByLock kullanıcısı olmadığı, kapatılan Bank Asya'da hesabının bulunmadığı ve herhangi bir terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğuna dair hiçbir resmî kaydın mevcut olmadığı kesin olarak tespit edilmiştir. Mahkeme, bu somut deliller ışığında işverenin şüphe feshini haksız bularak feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir.
Ancak istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi, dosyada elde edilen bu somut delilleri kararında hiç değerlendirmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, benimsediği inceleme yöntemine dair bir gerekçe sunmaksızın, sadece işverenin şifahi ve soyut bildirimini esas almıştır. Kararda, çalışılan yerin Devlet Hava Meydanları gibi kritik bir bölge olması gerekçe gösterilerek, somut hiçbir bilgi ve belge ortaya konulmasa dahi işverenin şüphe duymasının güven ilişkisini bozmak için yeterli olduğu kanaatine varılmış ve davanın reddine hükmedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, istinaf mahkemesinin bu tutumunu keyfîliği önleyecek bir denetimden uzak bulmuştur. Somut bir belge, bilgi veya başvurucuya yüklenebilecek nesnel bir olay bulunmaksızın, salt işyerinin stratejik önemi öne sürülerek soyut bir şüpheye üstünlük tanınması, işçi ile işveren arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi açıkça işçi aleyhine bozmuştur. İstinaf mahkemesinin, davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikteki somut delilleri ve başvurucunun esaslı iddialarını karşılamadan eksik gerekçeyle hüküm kurması, anayasal güvencelerle bağdaşmamaktadır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.