Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2023/5194 E. 2023/8753 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2023/5194 |
| Karar No | 2023/8753 |
| Karar Tarihi | 07.06.2023 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Tanığın mazeretine rağmen dinlenmemesi hukuka aykırıdır.
- Hukuki dinlenilme hakkının ihlali bozma sebebidir.
- Savunma hakkının kısıtlanması adil yargılanmayı zedeler.
- Mobbing iddialarının ispatında tanık beyanları esastır.
Bu karar, yargılama sürecinde tarafların ispat hakkını kullanmalarının mahkemeler tarafından ne derece titizlikle korunması gerektiğini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkı, tarafların sadece davadan haberdar olmalarını değil, aynı zamanda iddia ve savunmalarını kanıtlama noktasında gösterdikleri delillerin mahkemece usulüne uygun şekilde toplanmasını da güvence altına almaktadır. Mahkemenin, mazereti belgeyle sabit olan bir tanığı dinlemekten vazgeçmesi, sadece bir usul eksikliği değil, doğrudan doğruya hukuki bir hakkın ihlali anlamına gelmektedir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle mobbing ve işçi alacakları gibi ispatı büyük oranda tanık beyanlarına dayanan uyuşmazlıklarda mahkemelerin delil toplama konusundaki sorumluluklarını vurgulaması bakımından oldukça büyüktür. Mahkemeler, yargılamayı hızlandırmak amacıyla tarafların kilit delillerini, özellikle de mazereti bulunan tanıklarını dinlemekten keyfi olarak sarfınazar edemezler. Uygulamadaki önemi, adil yargılanma hakkının usul ekonomisine feda edilemeyeceğini göstermesi ve eksik incelemeyle kurulan hükümlerin Yargıtay denetiminden kesinlikle döneceğini tüm yargı paydaşlarına güçlü bir şekilde hatırlatmasıdır. Bu yönüyle karar, savunma hakkının ihlal edilemeyeceğine işaret eden güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir şirkette sekiz yıl boyunca joker işçi olarak çalışan davacı işçi, kendisine işyerinde psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını, fazla çalışma ve hafta sonu çalışmalarının ücretlerinin ödenmediğini, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. İşçi, ödenmeyen kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının tahsili amacıyla eski işverenine karşı alacak davası açmıştır.
Buna karşılık işveren ise işçinin iş sözleşmesini haksız yere sonlandırdığını iddia etmiş ve ihbar tazminatı talebiyle işçiye karşı birleşen bir dava yöneltmiştir. Yargılama aşamasında, davacı işçinin yurt dışında bulunan ve mazereti belgelendirilen önemli bir tanığı mahkemece dinlenmeden hüküm kurulmuştur. Uyuşmazlık, işçinin alacak haklarının ödenip ödenmediği ve yargılama sırasında tanık dinletme talebinin reddedilmesinin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı noktalarında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın çözümünde özellikle usul hukukunun temel prensiplerini ve işçi alacaklarının ispat yükümlülüklerini dikkate almıştır. Uyuşmazlığın temelinde yer alan en önemli hukuki kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile düzenlenen "Hukuki dinlenilme hakkı"dır. Bu maddeye göre davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir ve bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içermektedir.
Hukuki dinlenilme hakkı, hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlamak için gösterdikleri tanıkların mahkeme tarafından usulüne uygun şekilde çağrılması ve dinlenmesi esastır. İş hukukunda, özellikle çalışma koşullarının, psikolojik tacizin (mobbing) ve fazla çalışmaların ispatında tanık beyanları büyük önem taşımaktadır.
İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshini düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m.24 uyarınca, işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi sözleşmeyi derhal feshedebilir. Ücret alacaklarının ödenmemesi ve işyerinde psikolojik taciz uygulanması, işçiye haklı fesih imkanı veren durumlar arasındadır. Ancak bu iddiaların ispatlanabilmesi için mahkemenin taraflara delillerini tam ve eksiksiz olarak sunma, açıklama ve ispat hakkını etkili bir şekilde kullanma imkanı tanıması zorunludur. İşçinin tanık dinletme talebinin haklı bir nedene dayanmasına rağmen reddi, doğrudan doğruya ispat hakkının ve dolayısıyla hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı işçinin gösterdiği tanıklardan biri olan U. G.'nin yurt dışında olduğu, görevlendirme nedeniyle duruşmaya katılamadığı belirtilmiştir. Davacı vekili, bu durumu gösterir uçak bileti ve otel konaklama belgelerini dosyaya sunarak tanığın haklı mazeretini mahkemeye bildirmiş ve tanığın daha sonraki bir celsede dinlenmesini talep etmiştir.
Buna rağmen mahkeme, davacı tanığına duruşma gün ve saatinin tebliğ edildiğini, tanığın mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığını ve hakkında çıkarılan zorla getirme kararına rağmen kolluk kuvvetleri tarafından temin edilemediğini gerekçe göstererek davacı vekilinin tanık dinletme talebini reddetmiştir. Dosya kapsamındaki belgelere göre, tanığın yurt dışında bulunduğuna dair sunulan somut delillerin mahkemece dikkate alınmadığı ve tanığın dinlenilmesinden vazgeçilerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmede, tarafların ispat hakkının güvence altında olduğu ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilemeyeceği vurgulanmıştır. Mazereti belgelerle ortaya konulan bir tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesi, davanın esasına etki edebilecek kilit bir delilin toplanmaması anlamına gelmektedir. İşçinin çalışma koşullarını, fazla mesai iddialarını ve maruz kaldığı psikolojik baskıyı kanıtlamak için dayandığı tanığın dinlenmemesi, savunma hakkının açıkça kısıtlanması niteliğindedir. Mahkemenin, usulüne uygun şekilde taraf teşkili ve delil toplama yükümlülüğünü yerine getirmeden karar vermiş olması, adil yargılanma hakkının temel prensiplerine aykırıdır. Hukuki dinlenilme hakkının ihlali başlı başına bir bozma sebebidir ve mahkemenin tanığı dinledikten sonra oluşacak yeni duruma göre tüm delilleri bir bütün olarak değerlendirmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ve eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.