Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2025/582 E. | 2025/2888 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/582 E. 2025/2888 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/582
Karar No 2025/2888
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü Alacak, İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.
  • Tanık sınırlandırması için uyuşmazlıkta yeterli bilgi edinilmelidir.
  • Duruşma kapısındaki tanığın dinlenmemesi usule aykırıdır.
  • İşverenle husumeti olan tanığın beyanı peşinen reddedilemez.

Bu karar hukuken, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkı ve ispat hakkının sınırlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargıtay, mahkemelerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan "tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" kuralını uygulayabilmesi için, uyuşmazlık konusunda gerçekten ispatın sağlanmış ve hâkimde yeterli kanaatin oluşmuş olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Özellikle iş hukuku yargılamalarında, işçinin iddialarını destekleyen tanık beyanlarına rağmen "ispat edilemediği" gerekçesiyle davanın reddedilmesinin ve kapıda bekleyen diğer tanıkların dinlenmemesinin ağır bir usul ihlali olduğu karara bağlanmıştır.

Benzer davalarda bu karar, özellikle seri davaları olan veya işverenle husumeti bulunan kişilerin tanıklığının peşin bir yargıyla reddedilemeyeceği yönünde çok güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. İş mahkemelerinde tanık delilinin hâkim tarafından serbestçe takdir edilmesi gerektiği ve salt husumet veya emsal dava varlığı gerekçesiyle tanık dinlemekten imtina edilemeyeceği kesin olarak belirtilmiştir. İhtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali gibi zorlu ispat süreçleri gerektiren uyuşmazlıklarda, mahkemelerin usul kurallarını işçinin ispat hakkını kısıtlayacak şekilde dar yorumlaması doğrudan bir bozma sebebi olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İşçi (davacı), işverenin (davalı) EYT yasası kapsamında emekliliğe hak kazanan personeli işten çıkarmak istediğini, kendisine baskı yapılarak emeklilik dilekçesi imzalatıldığını iddia ederek dava açmıştır. İşçi, bu sürecin ardından yürütülen ihtiyari arabuluculuk tutanağının iradesi fesada uğratılarak imzalatıldığını, üstelik iş sözleşmesi sonlandırılan bazı işçilere sağlanan ek menfaatlerin kendisine verilmediğini belirterek arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmiştir. Ayrıca, eksik ödendiği iddia edilen kıdem ve ihbar tazminatı farkları ile ödenmeyen ek menfaat alacaklarının tahsilini istemiştir.

İşveren ise sürecin yasalara tamamen uygun işletildiğini, işçinin serbest iradesiyle ihtiyari arabuluculuk tutanağını imzaladığını, anlaşılan tazminatların ödendiğini ve bu konularda yeniden dava açılamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, işçinin iradesinin fesada uğratılmadığını belirterek davanın reddine karar vermiş, istinaf mahkemesi de bu kararı yerinde bulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kurallar, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı ekseninde şekillenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsuru hukuki dinlenilme hakkıdır. Bu kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 uyarınca taraflara iddialarını sunma, açıklama yapma ve ispat etme hakkı tanır. Silahların eşitliği ilkesi gereği, her iki taraf da iddialarını delillendirme konusunda eşit şartlara sahip olmalıdır.

Mahkemenin tanık sınırlandırması yapabilmesi ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmüyle düzenlenmiştir. Bu maddeye göre mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle ispat edilmek istenen hususta yeterli bilgi edinirse diğerlerinin dinlenmemesine karar verebilir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bu yetki, sadece tarafın davayı gereksiz yere uzatma niyetiyle hareket ettiği durumlarda kullanılabilir. Ayrıca usul hukukunda, davalı ile davası veya husumeti olan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair herhangi bir kural bulunmamaktadır. Hâkim, tanık beyanlarını tüm delillerle birlikte serbestçe takdir etmekle yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamına göre davacı tarafça on tanık bildirilmiş, ancak ilk derece mahkemesi sadece iki tanığı dinleyerek yargılamayı sonuçlandırmıştır. Mahkeme, dinlenmeyen diğer tanıkların işverenle husumetli olduğu, aynı dönemde EYT kapsamında işten ayrıldıkları veya arabuluculuk sürecine bizzat şahit olmadıkları gerekçesiyle bu tanıkları dinlememiştir. Ancak duruşma tutanağına yansıdığı üzere, davacının dinlenmeyen iki tanığı duruşma salonu dışında hazır edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından dinlenmemiştir. Yargıtay, duruşma kapısında hazır bekleyen tanıkların dinlenmemesini, davayı uzatma amacı taşımadığı açık olduğundan usule aykırı bulmuştur.

Bunun yanı sıra, dinlenen davacı tanıklarının işçi lehine beyanda bulunmalarına rağmen mahkemenin "iddiaların ispat edilemediği" gerekçesiyle davayı reddetmesi, aslında mahkemenin olay hakkında henüz yeterli kanaate ve bilgiye ulaşmadığını göstermektedir. Yeterli bilgi edinilemediği hâlde geri kalan tanıkların dinlenmemesi, ispat hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının ağır bir ihlalidir. Ayrıca, işverenle husumeti bulunan kişilerin tanıklığının kural olarak reddedilemeyeceği, hâkimin bu beyanları serbestçe değerlendirmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Son olarak, davacının fark kıdem tazminatı talebinin, anlaşma belgesinin geçerli olduğu gerekçesiyle reddedilmesi durumunda davanın esastan reddi gerekirken dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi hatalı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: