Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2022/16017 E. | 2023/107 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2022/16017 E. 2023/107 K.

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2022/16017
Karar No 2023/107
Karar Tarihi 10.01.2023
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Taraf teşkili sağlanmadan esasa girilerek hüküm kurulamaz.
  • Tüzel kişiliği olmayan unvana karşı dava açılamaz.
  • Taraf eksikliği tavzih kararı ile sonradan giderilemez.
  • Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.

Bu karar, usul hukukunun en temel prensiplerinden biri olan hukuki dinlenilme hakkının ve davanın görülebilmesi için zorunlu olan taraf teşkilinin önemini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar uyarınca, bir davanın yürütülebilmesi, iddiaların dinlenmesi ve nihai bir hüküm kurulabilmesi için davalı tarafın doğru şekilde belirlenmesi şarttır. Ayrıca belirlenen bu muhatabın yasal usullere uygun olarak duruşmaya davet edilmesi zorunludur. Mahkemenin tüzel kişiliği bulunmayan salt bir ticari unvana karşı yargılamayı sürdürmesi ve sonrasında bunu tavzih kararıyla düzeltmeye çalışması, hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Emsal niteliğindeki bu içtihat, dava dilekçelerinde hasım gösterilirken gerçek veya tüzel kişi ayrımına azami dikkat edilmesi gerektiğini meslektaşlara hatırlatmaktadır. Yargıtay, taraf teşkilindeki noksanlıkların basit bir yazım hatası gibi tavzih yoluyla düzeltilemeyeceğini karara bağlamıştır. Bu gibi durumlarda kanunun amir hükmü gereği davacıya kesin süre verilerek taraf eksikliğinin usulüne uygun şekilde tamamlatılması gerektiğini vurgulamıştır. Uygulamada sıkça rastlanan ticari unvanın muhatap alınması hatalarına karşı mahkemelerin ve avukatların alması gereken usuli tedbirleri kesin hatlarla çizen karar, usul kurallarının esastan her zaman önce geldiği kuralının altını bir kez daha çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalıya ait işyerinde teknisyen unvanıyla uzun yıllar çalıştığını, hak ettiği fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili gibi işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürmüştür. Ayrıca işyerinde amirleri tarafından sürekli olarak psikolojik tacize (mobbing) maruz kaldığını ve bu baskı neticesinde işi bırakmaya zorlandığını iddia etmiştir. Davacı bu iddialarla kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsili için dava açmıştır. Ne var ki davacı taraf, gerçek kişi işveren yerine tüzel kişiliği bulunmayan "Uzuner Isıtma Soğutma Sistemleri" ticaret unvanına husumet yönelterek usuli bir hata yapmıştır. Yargılama sürecinde tebligatlar usulüne uygun şekilde gerçek işverene ulaşmamış, yargılama yoklukta sürdürülerek sonuca bağlanmıştır. Nihayetinde uyuşmazlık, bu usul hataları ve taraf teşkili eksiklikleri odağında Yargıtay incelemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle usul hukukunun temel yapı taşlarından olan taraf teşkili ve adil yargılanma hakkı üzerinde önemle durmuştur. Kararda, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan iddia, savunma ve adil yargılanma haklarının en temel unsurunun hukuki dinlenilme hakkı olduğu belirtilmiştir. Bu hak ihlal edilerek varılacak hiçbir kararın hukuka uygun sayılamayacağı ifade edilmiştir.

Mevzuatımızda bu mühim hak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 kapsamında detaylıca düzenlenmiştir. İlgili kurala göre davanın tarafları, yargılama ile ilgili olarak tam anlamıyla bilgi sahibi olma, açıklama yapma ve ispat hakkına sahiptir. Mahkemeler, davanın taraflarını usulüne uygun bir şekilde duruşmaya davet etmeden, onların iddia ve savunmalarını almadan karar veremez. Kişinin kendisinden habersiz bir şekilde yargılama yapılarak hakkında bağlayıcı hüküm kurulması kural olarak hukuken mümkün değildir.

Bunun yanı sıra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119 dava dilekçesinin içermesi gereken zorunlu unsurları açıkça düzenlemektedir. Bu kanun maddesine göre dava dilekçesinde davacı ve davalının adı, soyadı ve adreslerinin eksiksiz ve doğru bir biçimde gösterilmesi şarttır. Taraf kimliğinde yahut sıfatında bir eksiklik bulunması hâlinde, hakimin davacıya bu eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vermesi, bu süre içinde noksanlık giderilmezse davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi yasal bir zorunluluktur. Tüzel kişiliği bulunmayan ticari işletme unvanlarının davada taraf ehliyeti bulunmadığından, salt bu unvanlara karşı dava açılamaz. Mahkemelerin, taraf teşkili tam olarak sağlanmadan davanın esasına girip karar vermesi kanunun amir hükümlerine açık aykırılık teşkil eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda davacı vekili, tüzel kişiliği bulunmayan ve sadece bir ticaret unvanından ibaret olan "Uzuner Isıtma Soğutma Sistemleri"ni davalı olarak göstererek işçilik alacakları ve mobbing iddiasıyla manevi tazminat davası açmıştır. Yerel mahkeme, başlangıçtaki bu ağır usul hatasını gidermeden davanın esasına girerek yargılamayı sürdürmüştür. Dava süresince davalı unvanı adına çıkarılan tebligatların bir kısmı davacı vekilinin adresine gitmiş, usulsüzlükler zinciri neticesinde davalı tarafın duruşmalardan yasal usullere uygun şekilde haberdar olması sağlanamamıştır. Davalı konumundaki gerçek kişi işverenin yokluğunda yargılama yapılmış ve neticede davanın kabulü yönünde hatalı bir karar tesis edilmiştir.

Sürece dair daha da vahim olan usuli hata, yargılama bittikten ve karar verildikten sonra yaşanmıştır. Davacı vekili, gerekçeli kararın başlığında yer alan ticaret unvanının aslında Ali Uzuner isimli şahsa ait olduğunu belirterek mahkemeden tavzih talebinde bulunmuştur. Mahkeme de usule aykırı biçimde bu talebi kabul ederek ek bir kararla davalı adını "Ali Uzuner" olarak karara eklemiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yapılan bu usul işlemlerini kanunun temel ilkelerine kesinlikle aykırı bulmuştur. Daire, tüzel kişiliği bulunmayan bir ticaret unvanının davada hiçbir surette taraf sıfatını haiz olamayacağını belirtmiştir. Dava dilekçesinde hasım gösterilirken yapılan bu tür eksikliklerin 6100 sayılı Kanun m. 119 gereğince davacı tarafa kesin süre verilerek tamamlattırılması gerektiği vurgulanmıştır. Taraflar usulünce duruşmaya davet edilmeden ve hukuki dinlenilme hakları güvence altına alınmadan hüküm kurulması, adil yargılanma hakkının çok ağır bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca, mahkemenin taraf teşkilindeki böylesine asli ve büyük bir hatayı, karar verildikten sonra sadece basit bir tavzih kararı ile düzeltmeye çalışması da hukuken geçersiz bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taraf teşkili sağlanmadan ve usuli eksiklikler giderilmeden verilen kararı usul ve yasaya aykırı bularak kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: