Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | A.Ç. ve Diğerleri | BN. 2020/33426

Karar Bülteni

AYM A.Ç. ve Diğerleri BN. 2020/33426

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/33426
Karar Tarihi 11.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tazminat komisyonu kararları etkili başvuru sağlamalıdır.
  • Makul süre tazminatı ihlalle orantılı olmalıdır.
  • Komisyonun vekâlet ücretine hükmetme yetkisi yoktur.
  • Etkili başvuru hakkı yeterli giderim sunmalıdır.

Bu karar, adalet sisteminde makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik olarak oluşturulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun işleyişini ve kararlarının niteliğini anayasal standartlar çerçevesinde detaylı bir şekilde incelemektedir. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlali tespiti sonrasında komisyonların belirlediği tazminat tutarlarının, mağduriyeti gerçek anlamda giderecek ölçüde yeterli ve orantılı olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Yalnızca şekli bir itiraz yolu öngörülmesi yeterli görülmemiş, bu yolun pratikte de başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlayan etkili bir mekanizma olması gerektiği vurgulanmıştır.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, Tazminat Komisyonu kararlarına karşı bölge idare mahkemelerine yapılacak itirazlarda, mahkemelerin denetim yükümlülüğünü somutlaştırmakta ve genişletmektedir. Bölge idare mahkemeleri, komisyonlarca takdir edilen tazminat tutarlarının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında belirlenen asgari standartları karşılayıp karşılamadığını detaylıca denetlemekle yükümlü kılınmıştır. Aksi bir yaklaşımın, etkili başvuru hakkının ihlalini gündeme getireceği kesinleşmiştir. Ayrıca, Komisyonun idari yapısı gereği vekâlet ücretine hükmetme yetkisinin bulunmamasının adil yargılanma hakkını ihlal etmediği yönündeki tespit, bu yöndeki tartışmalara ve avukatların beklentilerine hukuki bir sınır çizmesi açısından idari yargı pratiğine netlik kazandırmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucuların murisi hakkında 2008 yılında başlatılan ve uzun bir tutuklu yargılamayı da içeren ceza davası süreci, murisin vefat ettiği 2018 yılına kadar sürmüş ve toplamda 9 yıl 8 ay 6 gün devam etmiştir. Başvurucular, devletin makul sürede yargılama yapma yükümlülüğüne uymaması nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasıyla İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Komisyon, ihlal kararı vermekle birlikte başvuruculara sadece toplam 2.000 TL gibi sembolik bir tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucular, bu tutarın mağduriyeti gidermekten çok uzak olduğunu ve avukatlık vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiştir. İtirazlarının mahkemece reddedilmesi üzerine, tazminatın yetersizliğinin etkili başvuru hakkını, vekâlet ücreti verilmemesinin ise adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını hukuki bir çerçeve olarak merkeze almıştır. Uyuşmazlığın temel kanuni dayanaklarından biri olan 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun, makul sürede tamamlanmayan yargılamalar nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerin iç hukukta hızlıca giderilmesi için Tazminat Komisyonu kurulmasını öngörmektedir.

Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese iddialarını yetkili makamlar önünde inceletebileceği, ihlalin gerçekleşmesini engelleyecek veya sonuçlarını tamamen ortadan kaldırarak yeterli giderim sağlayacak nitelikteki idari ve yargısal yollara başvurma imkânı sunulmasını gerektirir. Yargı sisteminde yalnızca mevzuatta hukuki bir yolun öngörülmesi yeterli görülmemekte, kurulan bu yolun pratikte de mağdurlara başarı şansı sunması ve tatmin edici bir telafi yöntemi sağlaması şart koşulmaktadır.

Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin hukuki değerlendirmelerde ise yargılamanın toplam süresi, davanın karmaşıklığı, derecesi, tarafların ve makamların süreçteki tutumu ile başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki hukuki menfaatinin niteliği göz önünde bulundurulur. İhlal tespiti sonrasında hükmedilecek tazminat miktarının da makul sürenin aşımıyla doğru orantılı olması ve hakkaniyete uygun bir giderim sağlaması zorunludur.

Öte yandan, 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Tazminat Komisyonunun görev ve yetkileri yasayla açıkça sınırlandırılmıştır. Komisyona yapılan başvuruların incelenmesi aşamasında iddia makamı veya davalı sıfatıyla bir karşı taraf bulunmadığından, komisyonun mevzuat gereği vekâlet ücreti veya yargılama giderine hükmetme yetkisi bulunmamaktadır. Bu durum, idari bir telafi mekanizması olan komisyonun kurumsal doğasından kaynaklanmakta olup adil yargılanma hakkına bir müdahale olarak değerlendirilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını iki ana başlık altında incelemiştir. İlk olarak, Tazminat Komisyonu tarafından başvurucular lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi şikâyeti ele alınmıştır. Komisyonun 6384 sayılı Kanun uyarınca idari bir kurul olarak faaliyet gösterdiği, incelemelerde bir karşı taraf bulunmadığı ve Kanun'da komisyona vekâlet ücretine hükmetme yetkisi verilmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, vekâlet ücretine hükmedilmemesinin adil yargılanma hakkına yönelik açık ve görünür bir müdahale oluşturmadığı ve açıkça dayanaktan yoksun olduğu kanaatine varılmıştır.

İkinci olarak, makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden yapılan değerlendirmede; başvurucuların murisinin taraf olduğu ceza davasının 9 yıl 8 ay 6 gün sürdüğü ve bu sürenin makul olmadığı yönündeki komisyon tespiti Anayasa Mahkemesince teyit edilmiştir. Ancak temel mesele, bu uzun yargılama süresi karşısında hükmedilen tazminatın yetersizliğidir. Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılamanın toplam süresini dikkate aldığında, makul süre aşımıyla orantılı bir giderim sağlanmadığını saptamıştır. Tazminat Komisyonu tarafından belirlenen 2.000 TL'lik tutarın, benzer başvurularda Anayasa Mahkemesi veya AİHM tarafından verilen tazminat miktarlarına kıyasla çok düşük kaldığı ve başvuru yolunun pratikte yeterli bir telafi şansı sunma işlevini yitirdiği tespit edilmiştir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin de komisyon kararına yapılan itirazı reddederken, belirlenen miktarın ihlalin boyutlarıyla orantılılığını Anayasa Mahkemesi içtihatları ışığında gerektiği gibi denetlemediği görülmüş ve bu durum başvuru yolunu etkisizleştirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: