Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/15587 E. 2020/4875 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/15587 |
| Karar No | 2020/4875 |
| Karar Tarihi | 04.06.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- UBGT çalışması karşılığında serbest zaman kullandırılamaz.
- Çelişkili puantaj kayıtları detaylıca incelenmelidir.
- Gerçek ücretin SGK'ya eksik bildirimi haklı fesihtir.
- Geçersiz ibranamedeki ödemeler alacaktan mahsup edilmelidir.
Bu karar, iş hukukunda sıkça karşılaşılan çalışma sürelerinin ispatı, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenme usulü ile gerçek ücretin kuruma eksik bildirilmesinin sonuçları bakımından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, işverenin tuttuğu puantaj ve mesai çizelgeleri arasında çelişki bulunması halinde mahkemenin bu çelişkileri gidermeden salt varsayımlarla karar vermesini hukuka aykırı bulmuştur. Özellikle işveren kayıtlarının birbirini tutmadığı hallerde, hakimin delilleri doğrudan incelemesi, gerekirse tarafları isticvap etmesi ve usul hukuku kuralları uyarınca belge ibrazını zorunlu kılması gerektiği vurgulanmıştır.
Bunun yanı sıra karar, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların karşılığının yasal düzenlemeler gereği ancak ücret olarak ödenebileceğini, bu çalışmalar karşılığında işçiye telafi izni veya serbest zaman kullandırılamayacağını kesin bir dille ortaya koymuştur. Ayrıca, işçinin noter ihtarnamesiyle gerçek ücretinin kuruma bildirilmesini talep ettikten kısa bir süre sonra istifa dilekçesi vermesi, görünürdeki belgeye rağmen mahkemece "kendi isteğiyle ayrılma" olarak değil, "haklı nedenle fesih" olarak nitelendirilmiştir. Bu durum, görünürdeki istifa dilekçelerinin ardındaki asıl hukuki iradenin araştırılması hususunda işçi lehine yorum ilkesinin bir yansıması olarak uygulamadaki emsal etkisini güçlendirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı şirkete ait otelde kat görevlisi ve bulaşıkçı olarak çalıştığını, gerçek ücretinin asgari ücretin üzerinde olmasına rağmen SGK'ya eksik bildirildiğini ve ücretinin bir kısmının bankadan, kalan kısmının ise elden ödendiğini iddia etmiştir. Davacı, bu hukuka aykırı durumun ve uzun çalışma saatlerinin düzeltilmesini bir noter ihtarnamesiyle talep ettikten sonra işverenin kendisine mobbing uyguladığını, asılsız yere hırsızlıkla suçlanmakla tehdit edilerek kendisine zorla istifa dilekçesi imzalattırıldığını belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise davacının kendi isteği ve özel nedenleriyle istifa ettiğini, tüm çalışmalarının asgari ücret üzerinden gerçekleştiğini, çalışma saatlerinin yasaya uygun olduğunu ve tüm haklarının ödendiğine dair ibraname imzaladığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş hukukunda işçinin çalışma sürelerinin ve fazla mesailerin ispatı, genellikle işyeri kayıtları, puantaj cetvelleri ve tanık beyanlarıyla sağlanır. Ancak işverenin sunduğu belgeler arasında, örneğin imzalı haftalık çalışma programları ile imzasız vardiya (shift) çizelgeleri arasında açık çelişkiler bulunması halinde, hakimin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 220 uyarınca belge ibrazı kurallarını işleterek maddi gerçeği aydınlatması zorunludur. İşçiyi bağlayıcı nitelikte olan ve kendi içinde tutarlılık arz eden belgelerin yokluğunda, ispat yükü kuralları ve tanık beyanları dikkate alınarak bir sonuca varılır.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığının nasıl ödeneceği 4857 sayılı İş Kanunu m. 47 kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre işçilere, tatil yapmayarak çalışmaları halinde çalışılan her gün için ilave bir günlük ücret ödenmesi emredici bir kuraldır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, söz konusu tatil günlerindeki çalışmaların karşılığı işçiye "izin" (serbest zaman) kullandırılarak telafi edilemez; mutlaka zamlı ücret olarak bordroya yansıtılmalı ve fiilen ödenmelidir.
Öte yandan, işçinin ücretinin SGK'ya gerçek miktarından daha düşük bildirilmesi, örneğin asgari ücret üzerinden gösterilip üstünün elden ödenmesi, işçiye 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme ve kıdem tazminatına hak kazanma imkanı verir. Ayrıca işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ibra belgelerinin geçerliliği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420 uyarınca sıkı şekil şartlarına tabidir. Kanunun aradığı miktar içerme, fesih tarihinden itibaren bir aylık sürenin geçmesi ve banka kanalıyla ödeme şartlarını taşımayan ibranameler kesin olarak geçersiz sayılır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay, yerel mahkemenin davanın reddine dair kararını incelerken öncelikle çalışma sürelerinin ispatı ve sunulan belgelerdeki tutarsızlıklar konusuna değinmiştir. Dosyaya sunulan personel giriş çıkış çizelgeleri, haftalık çalışma programları ve vardiya çizelgeleri arasında ciddi çelişkiler olduğu, bazı belgelerde çalışma saatleri 07:00-17:00 görünürken, aynı günlere ait işçi veya işveren onayı taşımayan başka belgelerde 16:00-24:00 olarak düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu çelişkilerin mahkemece giderilmeden hüküm kurulması hatalı bulunmuştur. Hakimin, gerekirse davacıyı bizzat dinleyerek ve tanıkları yeniden celbederek hangi belgelerin gerçeği yansıttığını aydınlatması gerektiği vurgulanmıştır.
Ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yönünden ise, mahkemenin "nöbetçi olarak çalışanlara sonradan izin kullandırıldığı veya karşılığının ödendiği" gerekçesiyle talebi reddetmesi yasalara aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, bu çalışma karşılığında kesinlikle serbest zaman kullandırılamayacağını, çalışılan her UBGT günü için ilave bir yevmiyenin ödenmesinin kanuni zorunluluk olduğunu ve geçerli ödeme belgeleri olmadan talebin reddedilemeyeceğini açıkça belirtmiştir.
Kıdem tazminatı talebi açısından yapılan incelemede, davacının görünürdeki istifa dilekçesini vermeden çok kısa bir süre önce noter aracılığıyla ihtarname göndererek SGK primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmasını talep ettiği dikkate alınmıştır. Dosya kapsamında davacının gerçek ücretinin SGK'ya bildirilen tutardan daha yüksek olduğunun tespit edilmesi karşısında, sırf şekli bir istifa dilekçesine dayanılamayacağı, iş akdinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılmış ve kıdem tazminatı talebinin kabulü gerektiği ifade edilmiştir.
Son olarak, dosyada bulunan iki adet ibranamenin, Türk Borçlar Kanunu'nun aradığı geçerlilik şartlarını taşımadığı için ibra anlamında geçersiz olduğu saptanmış, ancak bu geçersiz belgelerde yazılı olan cüzi tutarların davacıya fiilen ödenip ödenmediğinin araştırılması ve ödenmişse ilgili alacak kalemlerinden mahsup edilmesi gerektiği hatırlatılmıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesini bozma nedeni yapmış ve kararı bozmuştur.