Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2022/43909 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/43909 BN.

Anayasa Mahkemesi | Feride Canıtez | 2022/43909 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/43909
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargılama esnasındaki kanun değişikliği hakkı etkisizleştiremez.
  • Alacağın tahsil imkânının ortadan kaldırılması mülkiyeti ihlaldir.
  • Mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru güvence altındadır.
  • Hukuki mekanizmaları işletme imkânı bireylerden keyfî alınamaz.

Bu karar, bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargı yoluna başvurmalarının ardından, yasama organı tarafından yargılama sürecinde yapılan kanuni değişikliklerle bu tahsil imkânının ortadan kaldırılmasının hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin meşru beklentilerine ve mülkiyet haklarına yargı süreci devam ederken yapılan kanuni müdahalelerin, etkili başvuru hakkını doğrudan zedelediğini vurgulamaktadır. Bireylerin hukuki yolları kullanarak haklarını arama çabalarının sonradan çıkarılan yasalarla boşa çıkarılması, hukuk devleti ilkesi ve hukuki güvenlik prensibiyle bağdaşmaz.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi açısından bu karar, benzer şekilde şirketlere yatırılan paraların iadesi davalarında mağdur olan çok sayıda vatandaş için kritik bir güvence sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, daha önceki Turgay Kılıç kararındaki anayasal ilkeleri istikrarlı bir şekilde uygulayarak, derece mahkemelerinin ve idarenin kanuni düzenlemeleri yorumlarken anayasal güvenceleri, özellikle de mülkiyet ve etkili başvuru haklarını gözetmek zorunda olduklarını bir kez daha hatırlatmaktadır. Karar neticesinde hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması maksadıyla hükmedilen yeniden yargılama yolu, idari ve yasama işlemlerinin yargısal hak arama yollarını fiilen işlevsiz bırakamayacağını göstermesi bakımından son derece güçlü ve bağlayıcı bir emsal niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucu Feride Canıtez'in geçmişte bir ticari şirkete yatırdığı paranın iadesini sağlamak amacıyla başlattığı hukuki süreçten kaynaklanmaktadır. Başvurucu, alacağını tahsil edebilmek için Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde uygun hukuki yollara başvurarak alacak davası açmıştır. Ancak bu yargılama süreci aktif olarak devam ederken yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Yürürlüğe giren bu spesifik yasal düzenleme, başvurucunun şirket nezdindeki alacağını yasal yollarla tahsil etme imkânını fiilen ve hukuken tamamen ortadan kaldırmıştır. Derece mahkemesi de sonradan çıkarılan bu kanuni düzenlemeye dayanarak başvurucunun aleyhine karar tesis etmiştir. Bunun üzerine başvurucu, alacağını tahsil etmek için başlattığı yargısal sürecin sonradan çıkarılan bir kanunla işlevsiz hâle getirildiğini ve hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakıldığını belirterek, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 hükmünde düzenlenen etkili başvuru hakkı ilkelerine dayanmıştır.

Mülkiyet hakkı, bireylerin haklı beklentilerini, ekonomik değer taşıyan taleplerini ve her türlü mal varlığı değerlerini anayasal düzeyde güvence altına alır. Kesinleşmiş alacaklar ve yasal yollarla tahsil kabiliyeti bulunan hukuki talepler de bu kapsamda anayasal mülk teşkil eder. Etkili başvuru hakkı ise, temel anayasal hakları ihlal edilen kişilerin vakit kaybetmeksizin yetkili makamlara başvurarak haklarının korunmasını ve meydana gelen zararlarının giderilmesini talep etme imkânını güvence altına alır.

Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına ve bilhassa bu karara dayanak teşkil eden Turgay Kılıç kararındaki prensiplere göre, kişilerin alacaklarını tahsil etmek için usulüne uygun hukuki yollara müracaat etmelerine rağmen, yargılama sırasında yürürlüğe konulan kanuni düzenlemelerle bu başvuru yollarının sonuçsuz bırakılması anayasal güvencelere açıkça aykırıdır. Hukuk devletinde, bireylerin hak arama özgürlüklerinin ve adil yargılanma beklentilerinin yasama işlemleriyle geriye dönük olarak etkisizleştirilmesi, bireye orantısız ve ağır bir külfet yükler.

Kanun koyucunun elbette yeni yasal düzenlemeler yapma yetkisi bulunmakla birlikte, mahkemelerde derdest olan davalarda kişilerin hukuki mekanizmaları işletme ve meşru haklarına kavuşma imkânını fiilen ortadan kaldıran yasalar, mülkiyet hakkının korunmasına dair devletin negatif ve pozitif yükümlülükleriyle çelişir. Somut uyuşmazlıklarda mahkemeler, kanunları uygularken mutlaka anayasal hak arama hürriyetini gözetmek zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olayda başvurucunun mülkiyet hakkına ve hak arama hürriyetine yönelik müdahalenin anayasal sınırları aşıp aşmadığını detaylı bir biçimde incelemiştir. Başvurucunun, ticari bir şirkete yatırdığı paranın iadesi talebiyle zamanında ve usulüne uygun olarak hukuki yollara başvurduğu, ancak Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam eden yargılama sırasında çıkarılan yasal düzenlemeler nedeniyle alacağını tahsil etme imkânının tamamen ortadan kaldırıldığı tespit edilmiştir.

Yüksek Mahkeme, bu noktada daha önce benzer hukuki olaylar için verdiği ve temel ilkeleri netleştirdiği Turgay Kılıç kararına doğrudan atıf yapmıştır. Söz konusu emsal kararda, alacağın tahsili için gerekli hukuki yollara müracaat edilmesine rağmen, tam da yargılama esnasında yürürlüğe giren kanuni düzenlemeler sebebiyle bireylerin hukuki mekanizmaları işletme ve adalete erişerek sonuç alma imkânından mahrum bırakılmasının anayasal hakların ağır bir ihlali anlamına geldiği çok net bir biçimde vurgulanmıştır. Başvurucu Feride Canıtez'in dosyasında da, anılan kararda açıklanan anayasal ilkelerden ve ulaşılan hukuki sonuçtan ayrılmayı gerektiren herhangi bir farklı durum veya istisnai olgu bulunmadığı saptanmıştır.

Yapılan detaylı incelemeler neticesinde, başvurucunun devam eden dava sürecine yasa yoluyla yapılan sonradan müdahalenin, mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantılı olan etkili başvuru hakkını tamamen işlevsiz kıldığı ve bireyin hak arama hürriyetini zedelediği anlaşılmıştır. Hukuk devleti ilkesi gereği bireylerin yargı yoluna başvurarak haklarını arama beklentilerinin, sonradan çıkarılan yasalarla sonuçsuz bırakılması başvurucuya ölçüsüz bir külfet yüklemiştir. Mahkeme, ortaya çıkan bu hak ihlalinin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması ve eski hâle getirme ilkesinin sağlanması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna kati olarak kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: