Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2022/3799 E. 2022/6983 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2022/3799 |
| Karar No | 2022/6983 |
| Karar Tarihi | 28.12.2022 |
| Dava Türü | İptal ve Yargılamanın Yenilenmesi |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Yargılamanın yenilenmesi sebepleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
- Yenilenme sebepleri yorum yoluyla genişletilemez.
- Kanunda sayılmayan hususlar yenilenme sebebi yapılamaz.
Bu karar hukuken, idari yargılamada olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi kurumunun sınırlarını kesin ve net bir biçimde çizmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan yargılamanın yenilenmesi sebepleri tahdidi, yani sınırlı olarak sayılmış olup, bu sebeplerin dışında kalan iddialara dayanılarak daha önce kesinleşmiş bir mahkeme kararının yeniden esastan ele alınması hukuken mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, davacının öne sürdüğü mobbing, disiplin cezasının haksızlığı, kamu zararını örtbas etme çabası ve idarecilerin husumeti gibi argümanlar, kanunda sayılan somut yenileme sebeplerinden hiçbirine uymadığından yasal bir dayanak oluşturamamıştır.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, idari yargıda kesinleşmiş hükümlerin istikrarını ve hukuki güvenlik ilkesini tavizsiz bir şekilde koruma noktasında ortaya çıkmaktadır. Uygulamadaki önemi ise, tarafların olağanüstü kanun yoluna başvururken salt yeni duyumlar ve soyut iddialar ileri sürmelerinin yeterli olmadığını, iddiaların mutlaka Kanun'da ismen zikredilen spesifik sebeplerden (örneğin hile, sahte belge veya zorlayıcı nedenlerle sonradan bulunan belge vb.) birinin kalıbına birebir oturması gerektiğini açıkça vurgulamasıdır. Kesin hükmün otoritesi, ancak kanunun sıkı sıkıya belirlediği dar çerçevedeki istisnai durumların mevcudiyeti halinde delinebilir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Aydın Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı olarak görev yapan davacı, görevinden alınarak Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı emrine uzman olarak atanmıştır. Davacı, atama işleminin haksız olduğunu belirterek iptal davası açmış, ancak davası Bölge İdare Mahkemesi tarafından nihai olarak reddedilmiş ve bu karar Danıştay tarafından da onanarak kesinleşmiştir.
Davacı, bu kesinleşmiş kararın ardından, kendisine mobbing uygulandığı, görevden alınmasının kin ve husumet duygularına dayandığı, kurumdaki bazı kamu zararlarının örtbas edilmesi amacıyla görevinden uzaklaştırıldığı ve yeni idari bilgilere ulaştığı iddialarıyla yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi bu talebi reddedince, davacı bu kez yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararı temyiz ederek ilgili ret kararının bozulmasını istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdari yargı sistemimizde, mahkemelerce kurulan ve kanun yollarından geçerek kesinleşen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi temel bir kuraldır. Kesin hükmün istisnasını ise olağanüstü bir kanun yolu olarak kabul edilen "yargılamanın yenilenmesi" müessesesi oluşturmaktadır.
Yargılamanın yenilenmesi kurumu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.53 hükmünde özel olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun maddesi, idare ve vergi mahkemeleri ile Danıştay kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi istenebilecek halleri oldukça katı ve sınırlı (tahdidi) bir biçimde saymıştır. Bu yasal sebepler arasında; zorlayıcı sebeplerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmesi, karara esas alınan belgenin sahteliğinin hükme bağlanması, karara esas alınan bir ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde ortadan kalkması, bilirkişinin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi ve lehine karar verilen tarafın karara etkisi olan bir hile kullanmış olması gibi çok spesifik ihlal durumları yer almaktadır.
Yerleşik Danıştay içtihatlarına, usul hukukunun temel prensiplerine ve idare hukuku doktrinine göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.53 metninde sayılan bu sebeplerin dışında yargılamanın yenilenmesi talep edilemez. Diğer bir ifadeyle, kanunda açıkça yazılı olmayan hiçbir sebep, mahkemelerce yorum veya kıyas yoluyla genişletilerek yeni bir yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul göremez. Bir yargılamanın yeniden açılabilmesi için, davacının ileri sürdüğü yeni iddiaların, olayların veya elde edilen belgelerin doğrudan doğruya kanundaki bu kapalı listede yer alan sebeplerden en az birinin içine dahil olması zorunludur. Aksi takdirde, hukuki güvenlik ve hukuki istikrar ilkeleri gereğince kesinleşmiş bir mahkeme kararı yeni baştan tartışılamaz.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 2. Dairesi, dosyadaki belgeleri ve Bölge İdare Mahkemesi kararını inceleyerek uyuşmazlığı karara bağlamıştır. Yapılan incelemede, davacının Daire Başkanı iken uzman kadrosuna atanması işlemine karşı açtığı iptal davasının esastan reddedildiği ve bu ret kararının daha önce onanarak kesinleştiği tespit edilmiştir.
Davacı, bu kesinleşen karar sonrasında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş ve gerekçe olarak; görevden alınma işleminin asıl nedeninin kurumda oluşan kamu zararlarını örtbas etme çabası olduğunu, kendisine karşı husumet beslendiğini ve kasti olarak mobbing uygulandığını ileri sürmüştür. Ayrıca, kurum içindeki EFT işlemleri ve yolluk bildirimleri gibi bazı idari detayları ancak yeni öğrendiğini iddia etmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi, davacının ileri sürdüğü bu iddiaların, hukuken idari yargılamada bir davanın yeniden görülmesini sağlayacak nitelikte olmadığını tespit etmiştir. Zira, idari yargıda yargılamanın yenilenmesi nedenleri Kanun'da tek tek ve sınırlı sayıda sayılmıştır. Davacının mobbing, husumet, kınama cezasının haksızlığı veya kurumdaki diğer yöneticilerin kusurlarına dair iddiaları, Kanun'da sayılan hile, sahte belge veya zorlayıcı sebeple sonradan elde edilen belge gibi somut ve yasal yenileme sebeplerinden hiçbirine uymamaktadır.
Danıştay incelemesinde de, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Kanunda tahdidi olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin, tarafların yorumuyla veya soyut hukuka aykırılık iddialarıyla esnetilemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair kararının onanması yönünde karar vermiştir.