Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 22. HD | 2016/23660 E. | 2020/2001 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2016/23660 E. 2020/2001 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/23660
Karar No 2020/2001
Karar Tarihi 06.02.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Yıllık izin kullandırıldığını ispat yükü işverendedir.
  • Yıllık izin alacağında zamanaşımı fesihle başlar.
  • Çelişkili kayıtlarda hakim davayı aydınlatmakla yükümlüdür.
  • İmzasız puantaj kayıtları işçiye mutlak surette açıklattırılmalıdır.

Bu karar, iş hukuku davalarında sıklıkla karşılaşılan yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hakimin davayı aydınlatma ödevi konularında son derece önemli hukuki prensipler barındırmaktadır. İşveren tarafından dosyaya sunulan ancak işçinin imzasını taşımayan puantaj kayıtlarının veya izin belgelerinin doğrudan geçersiz sayılarak reddedilmesi yerine, hakimin yargılamada aktif bir rol üstlenerek bu maddi çelişkiyi gidermesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Yargıtay, işçinin iddia ettiğinden daha fazla izin kullandığını gösteren, kurum yöneticisi onaylı ancak imzasız kayıtların varlığı halinde, işçinin mahkemece isticvap edilerek bizzat beyanının alınmasını zorunlu kılmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat yerel mahkemelerin delil değerlendirme süreçlerine doğrudan yön verecek niteliktedir. Sadece imza eksikliğine dayanılarak belgelerin tümden geçersiz sayılması gibi pratik ve katı bir uygulama yerine, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması gayesiyle usul hukukundaki hakimin aydınlatma ödevinin aktif biçimde işletilmesi gerektiği netleşmiştir. İşverenler açısından da kurum içi tutulan resmi kayıtların ve amir onaylı puantaj cetvellerinin mahkeme huzurunda mutlak surette tartışmaya açılacağı güvencesini sağlaması bakımından, karar iş hukuku uygulamasında büyük öneme sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı üniversite rektörlüğüne ait işyerinde alt işverenler bünyesinde temizlik görevlisi olarak yaklaşık dokuz buçuk yıl çalışmıştır. Davacı, dayısının aynı işverene karşı açtığı işçilik alacakları davasını kazanmasının ardından, işyerinde kendisine karşı sürekli olarak psikolojik baskı (mobbing) uygulanmaya başlandığını ve bu haksız uygulamalara daha fazla dayanamayarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Bu iddialar doğrultusunda işverene karşı dava açan işçi, haklı fesihten doğan kıdem tazminatı ile kullanmadığını iddia ettiği yıllık izin ücretlerinin tahsilini talep etmiştir. Davalı rektörlük ve alt işveren vekilleri ise iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkeme davacının iddia ve taleplerini kabul edince, davalı üniversite rektörlüğü dosyayı temyiz etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın çözümünde özellikle yıllık ücretli izin hakkının kullandırılmasının ispat kurallarına ve medeni usul hukukunun temel prensiplerinden olan hakimin davayı aydınlatma ödevine odaklanmıştır.

Öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu m. 59 düzenlemesine göre; iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçinin hak kazanıp da o güne kadar kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki son ücreti üzerinden kendisine ödenmek zorundadır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşebilmesi için iş akdinin feshedilmiş olması şarttır ve sözleşmenin kim tarafından veya hangi haklı/haksız nedenle feshedildiğinin bu alacak kalemi açısından hiçbir önemi bulunmamaktadır. Kanun gereğince, yıllık izinlerin işçiye kullandırıldığını kanıtlama külfeti tamamen işverenin üzerindedir. İşveren bu yükümlülüğünü işçinin imzasını taşıyan izin defteri veya eşdeğer yazılı bir belge ile kanıtlamalıdır. İzin alacağı ancak fesihle birlikte muaccel hale geldiğinden, zamanaşımı süresi de fesih tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Bununla birlikte, yargılama sürecinin sağlıklı ve adil yürütülmesi adına 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 31 hükmünde yer alan "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" devreye girmektedir. Bu emredici kural uyarınca hakim; uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, onlara bizzat sorular sorabilir ve delil gösterilmesini talep edebilir. Hukukun bu temel kuralı, mahkemenin önündeki çelişkili delilleri doğrudan yok saymayıp maddi gerçeği titizlikle araştırmakla yükümlü olduğunu göstermektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay incelemesine konu olan somut olayda, uyuşmazlığın temel hukuki denetim noktasını yıllık izin ücreti alacağının doğru ve hukuka uygun bir şekilde belirlenip belirlenmediği hususu oluşturmaktadır. Dosya kapsamındaki kayıtlara göre davacı işçi, davalılara ait işyerinde toplamda 9 yıl 5 ay 3 gün gibi uzun bir süre hizmet vermiştir. Davacı, bu uzun çalışma süresi boyunca sadece 40 gün yıllık izin kullandığını öne sürmüştür. Yerel mahkeme de davacının bu beyanını esas alarak bir hesaplama yapmış, işçinin 9 tam yıllık hizmetine karşılık 150 gün ücretli izne hak kazandığını tespit etmiş ve beyan edilen 40 günlük süreyi mahsup ederek bakiye 110 gün üzerinden yıllık izin alacağına hükmetmiştir.

Ancak Yargıtay, yerel mahkemenin dosyayı ele alış biçimini ve bu değerlendirmesini eksik bularak hukuka aykırı bulmuştur. Zira dava dosyası detaylı incelendiğinde, işçinin iddia ettiğinden çok daha fazla sayıda yıllık izin kullandığını gösteren imzasız puantaj kayıtlarının dosya münderecatında yer aldığı tespit edilmiştir. Üstelik bu puantaj kayıtları yalnızca sıradan kağıtlar olmayıp, üzerinde kurum yöneticisinin imzasını taşıyan resmi nitelikli kurumsal evraklardır.

Yargıtay, bu noktada davacının beyanları ile dosyadaki yazılı kurum kayıtları arasında açık bir maddi çelişki doğduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemenin, söz konusu kayıtları yalnızca işçinin imzasını taşımadığı gerekçesiyle tamamen göz ardı edip doğrudan işçinin soyut beyanına dayanarak karar vermesi doğru bulunmamıştır. Hakim, yargılamaya egemen olan ve usul hukukunun temel taşlarından biri olan davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde aktif olarak hareket etmelidir. Bu doğrultuda, söz konusu çelişkili puantaj kayıtlarının davacı işçi asile duruşmada bizzat gösterilmesi, bu kayıtlara ve içeriklerindeki izin kullanımlarına ilişkin beyanının alınması, maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkması için yasal bir zorunluluk olarak nitelendirilmiştir. İşçinin bu çelişkili kayıtlara karşı yapacağı açıklamalar dinlenip neticesine göre yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması gerekirken, bu hayati usuli işlem yerine getirilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hakimin davayı aydınlatma ödevinin yerine getirilmemesi nedenleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: