Din ve Vicdan Özgürlüğü
Din ve Vicdan Özgürlüğü — 8 SORU & CEVAP listelendi.
Bireyin inancını özgürce seçmesi, inançlarının gereğini yerine getirmesi veya hiçbir inancı benimsememesi, devletin mutlak tarafsızlık yükümlülüğü altındaki en hassas alanıdır. İnanç temelinde yapılan ayrımcılıklar, ibadet özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar veya zorlayıcı devlet pratikleri, laiklik ilkesine ve anayasal düzene doğrudan aykırılık teşkil eder.
Hayvanların kesim işlemi öncesinde şoklanarak uyuşturulması mecburiyeti, dini ritüellerin yerine getirilmesi bağlamında din ve vicdan özgürlüğü ile hayvan refahı arasında ciddi bir hukuki uyuşmazlık konusudur. Uluslararası mahkeme kararlarında, hayvanların kesim sırasında hissedeceği acının en aza indirilmesi meşru bir kamu menfaati olarak kabul edilmektedir.
Mahkemelerin, gazetelerin kullandığı tarikat veya mezhep gibi ifadeleri bir değer yargısı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi, kural olarak devletin dinî konulardaki tarafsızlık yükümlülüğünü ihlal etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ulusal mahkemelerin din ve vicdan özgürlüğü ile ifade özgürlüğü arasında bir denge kurarken kullandığı ifadelerin tek başına inancın meşruiyetini sorgulamak anlamına gelmediğini belirtmektedir.
Ceza infaz kurumunda bulunan bir mahpusun mensup olduğu dinin kutsal kitabını yanında bulundurması, kural olarak kurumun getirdiği genel kitap sayısı sınırına tabi tutulamaz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, kişilerin inançlarının bir gereği olan kutsal kitaplara ve bunların meallerine kesintisiz bir biçimde ulaşabilmesi din ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma altındadır.
Cezaevi yönetimi daha sonradan kısıtlamayı kaldırıp kutsal kitabınızı sayı sınırından muaf tutmuş olsa bile, geçmişte uygulanan kısıtlama dönemi için manevi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. İdare ve gözlem kurulu tarafından alınan kararlar arasında geçen sürede mensup olduğunuz dinin kutsal kitabına erişiminizin diğer kitaplar gibi sayı kısıtlamasına tabi tutulması, inanç özgürlüğünüze yönelik geçici de olsa haksız bir müdahale teşkil etmektedir.
Din adamı olduğunuz gerekçesiyle vakıf yönetiminden çıkarılmanız ve bu duruma ilişkin hukuki uyuşmazlığın makul sürede çözülememesi, öncelikle Anayasa ile güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğü hakkınızın ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Kiliselerde papaz veya din adamı olarak görev yapan kişilerin mensubu oldukları cemaat vakfının yönetiminde yer almalarının engellenmesi, bireylerin kendi dini toplulukları içinde idari görevler üstlenme ve örgütlenme faaliyetlerine katılma imkanını ellerinden almaktadır.
Devletin, toplumsal bütünlüğü temin etmek adına azınlık haklarını koruması ve vatandaşların kendi inançları doğrultusunda kurdukları vakıflarda görev alabilmelerini sağlama yükümlülüğü kesinlikle bulunmaktadır. Azınlığa mensup bireylerin kendi kimliklerini, tarihsel ve dinî değerlerini yaşatmak için bir araya gelmesi din ve vicdan özgürlüğü ile doğrudan bağlantılıdır.
Cezaevi idaresinin koğuşunuzda seccade olarak kullandığınız bir eşyaya kurum malına zarar verildiği veya yasak eşya olduğu gerekçesiyle el koyması tek başına ibadet etme hakkınızın tamamen engellendiği anlamına gelmemektedir. İdarenin bu el koyma işlemini özellikle sizin ibadet etmenizi engellemek amacıyla gerçekleştirdiğini gösteren somut bir bulgu yoksa ve kurum tarafından diğer yollarla ibadet etme hakkınız kısıtlanmıyorsa, bu uygulama din ve vicdan özgürlüğü ihlali olarak kabul edilmeyebilecektir.
İşverenin işyerindeki düzeni sağlamak amacıyla sahip olduğu yönetim hakkı kapsamında işçilerin kılık kıyafetine ilişkin kurallar koyma yetkisi bulunsa da, bu yetki işçinin temel hak ve özgürlüklerini ihlal edecek şekilde sınırsız kullanılamaz. İşçinin dini inancı gereği sakal bırakması veya dini semboller taşıması kural olarak din ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma altındadır.