Anasayfa Makale 5651 Sayılı Kanun Kapsamında Erişim Engelleri...

Makale

Bu makalede, elli altı elli bir sayılı Kanun’un sekize a maddesi uyarınca uygulanan internet içeriklerinin çıkarılması ve erişimin engellenmesi tedbirleri, bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları ışığında, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idarenin yetkileri hukuki bağlamda analiz edilmektedir.

5651 Sayılı Kanun Kapsamında Erişim Engelleri ve Hukuki Sınırları

Terörle mücadele ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla internet ortamındaki yayınlara yönelik erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması tedbirleri, bilişim hukukunun en tartışmalı alanlarından birini oluşturmaktadır. Temel yasal dayanak olan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, idareye ve yargı mercilerine hızlı müdahale yetkisi tanımıştır. Bilişim hukuku uygulamaları çerçevesinde bu yetki, kamu düzeninin korunması, milli güvenliğin sağlanması ve yaşam hakkının müdafaası gibi üstün kamu yararı taşıyan hallerde ihtiyati tedbir mahiyetinde kullanılmaktadır. Ancak bu sürecin idari bir tasarrufla başlaması, temel hak ve özgürlükler, özellikle de ifade ve basın özgürlüğü bağlamında son derece hassas bir dengeyi gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatları, söz konusu kısıtlamaların keyfiliği önleyecek etkin usulü güvencelere sahip olmasını zorunlu kılmaktadır.

5651 Sayılı Kanun Madde 8/A Kapsamında İdarenin Yetkisi

İdari kolluk faaliyetleri kapsamında, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde internet içeriklerine yönelik kısıtlama kararı verilmesi istisnai bir usul olarak öngörülmüştür. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı, Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine, ulusal güvenlik, kamu düzeni veya suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru sebeplere dayanarak içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararı verebilmektedir. Kanun, bu sürecin çok hızlı işlemesini emreder; söz konusu kararın erişim sağlayıcılara bildirilmesinin ardından en geç dört saat içinde yerine getirilmesi zorunludur. Alınan bu idari kararın yargısal denetimi de kanunla kesin bir şekilde güvence altına alınmıştır. Buna göre, başkanlık kararı yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulmalı ve hâkim kırk sekiz saat içinde kesin kararını açıklamalıdır. Aksi takdirde, uygulanmakta olan idari tedbir kendiliğinden ortadan kalkar. Uygulamada bu yetki mekanizması, idarenin hızlı reaksiyon gösterme ihtiyacını karşılarken hukuki güvenlik ilkesini de tesis etmeyi amaçlamaktadır.

Kademeli Sınırlandırma ve URL Bazlı Erişim Engeli

Bilişim hukuku bağlamında erişim engeli kararlarının uygulanış biçimi, anayasal bir kural olan ölçülülük ilkesi ile doğrudan bağlantılıdır. Kural olarak erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım veya bölüm ile ilgili olarak doğrudan URL bazlı erişimin engellenmesi yöntemiyle verilmelidir. Eğer teknik imkânsızlıklar nedeniyle hedef odaklı URL bazında engelleme yapılamıyorsa veya sadece ihlal konusu adresin engellenmesiyle hukuka aykırılığın önüne geçilemiyorsa, en son çare olarak internet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli uygulanabilmektedir. Bu kademeli yaklaşım, belirlilik ilkesini sağlamak amacıyla hukuki sisteme entegre edilmiştir. Nitekim AİHM'in Ahmet Yıldırım kararı incelendiğinde, tek bir içerik nedeniyle tüm siteye erişimin toptan kapatılması, ihlalle ilgisi bulunmayan diğer yasal içeriklere de ulaşımı kısıtladığı için ifade özgürlüğü ihlali sayılmaktadır. Dolayısıyla, sitenin tamamen kapatılması ancak istisnai ve mutlak zorunlu hallerde başvurulabilecek ağır bir tedbirdir.

AİHM ve AYM İçtihatları Işığında Sınırlar

İnternet ortamının halkın bilgi alma hakkındaki kritik rolü nedeniyle, yargı organları uygulanan tedbirleri oldukça sıkı bir denetimden geçirmektedir. Yüksek mahkemeler, 5651 sayılı Kanun uyarınca idari tedbirin uygulanabilmesi için ihlalin ilk bakışta anlaşılabilir seviyede, örneğin açık bir şiddete teşvik veya nefret söylemi barındırması gerektiğini kuvvetle vurgulamaktadır. Yargı içtihatları doğrultusunda, idare tarafından alınan karar gerekçelerinde uyulması şart olan bazı kurallar şunlardır:

  • Müdahalenin gecikmesinde sakınca bulunan hal teşkil ettiğinin nesnel delillerle ispatlanması.
  • Sınırlandırılan içerik ile hedeflenen meşru sınırlama sebebi arasındaki illiyet bağının net bir şekilde ortaya konması.
  • Tüm siteye erişim engelleniyorsa, neden kademeli sınırlandırma yapılamadığının teknik ve hukuki gerekçelerinin açıklanması.
  • Yayınların salt ağır eleştiri mahiyetinde mi yoksa kamu düzenini doğrudan tehdit eden bir içerik mi olduğunun ayrıntılı değerlendirilmesi.

Bu kriterlerin ihlali durumunda, erişim engeli kararı demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı kabul edilerek doğrudan hak ihlali sonucunu doğurmaktadır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: