Anasayfa Makale 5651 Sayılı Kanun ve Türkiye'nin Ulusal...

Makale

Bu makale, 5651 sayılı Kanun'un getirdiği yasal düzenlemeleri ve erişim engelleme tedbirlerini ele alarak, Türkiye'nin ulusal bilişim stratejisi kapsamındaki hedeflerini, Ar-Ge vizyonunu ve e-Devlet projelerini bilişim hukuku perspektifiyle derinlemesine incelemektedir.

5651 Sayılı Kanun ve Türkiye'nin Ulusal Bilişim Stratejisi

Türkiye'de bilgi toplumu olma yolunda atılan hukuki ve stratejik adımlar, hem ulusal güvenliği sağlamak hem de uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla şekillenmektedir. Bu bağlamda, internet ortamındaki hukuki ihlallerin önüne geçmek için yürürlüğe konulan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, ülkemizin bilişim hukuku altyapısının temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Ancak yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmaması, kapsamlı bir ulusal bilişim stratejisi geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı ve Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu gibi kurumların öncülüğünde yürütülen projeler, e-Dönüşüm Türkiye ve Vizyon 2023 hedefleri, ülkemizin dijital alandaki yol haritasını belirlemektedir. Bir bilişim hukuku uzmanı olarak değerlendirdiğimizde, kanuni düzenlemelerin ve stratejik vizyonun birbirini tamamlayacak şekilde, özgürlük ve güvenlik dengesini gözeterek uygulanması, sürdürülebilir bir teknolojik kalkınma için hayati önem taşımaktadır.

5651 Sayılı Kanun ve Erişim Engelleme Tedbirleri

Uygulamada sıkça karşılaştığımız 5651 sayılı Kanun, internet ortamında işlenen belirli katalog suçlarla mücadele etmek amacıyla Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ve mahkemelere önemli yetkiler tanımaktadır. Kanunun 8. maddesi uyarınca; intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama ile Atatürk aleyhine işlenen suçlar hususunda erişimin engellenmesi kararı verilebilmektedir. Bilişim hukuku pratiğinde bu düzenlemenin en çok eleştirilen yönü, hukuka aykırı içeriğin filtrelenmesinden ziyade, internet sitesinin tamamen erişime kapatılması gibi ölçüsüz sonuçlar doğurabilmesidir. Sitenin tümden engellenmesi, yasal ve faydalı bilgi arayan kullanıcıları da cezalandırmakta ve uluslararası arenada bilgiye erişim özgürlüğü konusunda ülkemize yönelik eleştirilere zemin hazırlamaktadır. Hukuk devleti ilkesi gereği, önleyici tedbirlerin orantılılık ilkesine uygun, sadece suç unsuru barındıran içeriğe yönelik uygulanması, ifade özgürlüğünün korunması açısından kritik bir hukuki gerekliliktir.

Kanunun Eksik Yönleri ve İhtisas Mahkemeleri İhtiyacı

Mevcut yasal çerçeveyi değerlendirdiğimizde, 5651 sayılı Kanun'un siber güvenliği tam anlamıyla sağlamada bazı boşluklar barındırdığı görülmektedir. Özellikle katalog suçlar arasında terör suçlarına yönelik bir düzenleme içermemesi, hukuki bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilişim ve internet vasıtasıyla işlenen karmaşık suçların çözümünde, genel mahkemelerin teknik yetersizlikleri süreci yavaşlatabilmektedir. Bu noktada, tıpkı fikri ve sınai haklar mahkemelerinde olduğu gibi sadece siber suçlara ve internet hukukuna bakacak bilişim ihtisas mahkemelerinin kurulması, yargısal sürecin etkinliği için zorunludur. Ayrıca, idari merciler ve mahkemeler tarafından verilen erişim engelleme kararlarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uyum sağlanması, hukuki güvenliği kesinlikle artıracaktır. Yargı mensuplarının adli bilişim konusunda sürekli eğitilmesi ve teknik altyapı ile desteklenmesi, karmaşık internet hukuku uyuşmazlıklarının adil ve hızlı bir biçimde çözüme kavuşturulmasını sağlayacaktır.

Türkiye'nin Ulusal Bilişim Politikası ve Stratejik Vizyonu

Türkiye’nin ulusal bilişim politikası, sadece yasal kısıtlamalarla değil, kalkınma planları ve araştırma-geliştirme destekleriyle de şekillenmektedir. Geçmişten günümüze Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu kararları, Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı ve TUENA Projesi gibi adımlar, bilgi toplumuna geçişte önemli kilometre taşlarıdır. Ülkemizin bilişim sektöründeki dışa bağımlılığını kırmak amacıyla, milli yazılım üretiminin teşvik edilmesi ve Ar-Ge harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içindeki payının mutlak suretle artırılması elzemdir. Kamu ve özel sektör arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmadan, teknoloji transferinin ötesine geçerek özgün teknoloji üreten bir ülke konumuna ulaşmak mümkün değildir. Bu sebeple, Vizyon 2023 hedefleri doğrultusunda, araştırmacı bilgi sistemlerinin kurulması, e-Devlet uygulamalarının etkinleştirilmesi ve siber güvenliği ulusal güvenliğin bir parçası olarak kabul eden yenilikçi devlet politikalarının tavizsiz bir şekilde uygulanması gerekmektedir.

Bilişim Stratejisinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolları

Ulusal bilişim politikalarımızın uygulanabilirliğinde karşılaşılan en temel hukuki ve yapısal sorun, korsan yazılım kullanımı ve fikri mülkiyet haklarının yeterince korunamamasıdır. Güçlü bir yazılım sektörünün inşası için Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Kuruluşu standartlarına uygun telif hakları mevzuatının eksiksiz işletilmesi ve denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi şarttır. Bilişim stratejimizin başarıya ulaşabilmesi için aşağıdaki hususların acilen hayata geçirilmesi hukuki bir zorunluluktur:

  • Kamu kurumları ve özel sektör arasında bütünleşik koordinasyonu sağlayacak özerk bir bilişim otoritesinin tesis edilmesi.
  • Avrupa Birliği çerçeve programlarına entegrasyon sağlanarak, Ar-Ge yatırımları ve teknopark faaliyetlerinin mali teşviklerle desteklenmesi.
  • İnternet altyapısının ulusal çapta geliştirilmesinde rekabet hukuku ilkelerinin tam manasıyla işletilip adil piyasa koşullarının yaratılması.
  • Kullanıcı mahremiyeti ile kamusal güvenlik arasındaki hassas dengenin kurularak, yasadışı içeriklerle mücadelenin şeffaf süreçlere bağlanması.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: