Makale
Bilişim Dolandırıcılığının Özel Görünüşleri ve İçtihatlarla Kıyası
Günümüz teknoloji çağında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık eylemleri hukuki uyuşmazlıkların merkezinde yer almaktadır. Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen bu nitelikli suç tipinin doğru bir şekilde tespiti ve cezalandırılması için suçun özel görünüş biçimleri olan teşebbüs, iştirak ve içtima kurallarının derinlemesine analiz edilmesi şarttır. Bilişim sistemleri adeta bir perde görevi görerek failin kontrolünü zorlaştırdığından, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi faillerin suça ne derece katıldığı noktasında Yargıtay içtihatları bize yol göstermektedir. Ayrıca, eylemin bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık veya banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması gibi diğer benzer suç tiplerinden net çizgilerle ayrılması, adil bir yargılama süreci için son derece mühimdir. Yargı pratiğinde sıklıkla karşılaşılan hatalı nitelendirmelerin önüne geçebilmek adına, bu eylemlerin Yargıtay kararları ışığında karşılaştırılması hem bilişim hukuku avukatları hem de uygulayıcılar açısından pratik ve teorik bir zorunluluktur.
Bilişim Dolandırıcılığı Suçunda Teşebbüs Hükümleri
Ceza hukukunda teşebbüs hükümleri, failin işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle icraya başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması durumunda uygulanır. Bilişim dolandırıcılığı suçuna teşebbüs mümkündür; zira suçun oluşması için failin hileli davranışlarıyla mağduru aldatması ve bunun sonucunda haksız bir yarar elde etmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarına göre, failin mağduru aldatmaya yönelik eylemleri icra etmesine rağmen haksız yararın elde edilememesi veya mağdurun hileyi fark ederek banka hesabına bloke koydurması gibi durumlarda eylem teşebbüs aşamasında kalmaktadır. Buna karşılık, mağdurun sadece e-posta adresinin veya iletişim bilgilerinin ele geçirilmesi gibi durumlar, doğrudan haksız çıkar sağlamaya yönelik icra hareketi başlamadıysa henüz teşebbüs sayılmayıp hazırlık hareketi olarak değerlendirilebilmektedir.
Suça İştirak ve Faillerin Sorumluluğu
Bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçlarına iştirak hükümleri açısından bakıldığında, suça azmettiren, yardım eden veya müşterek fail olarak katılan kişilerin sorumlulukları büyük önem arz eder. Yargıtay kararları uyarınca, failler arasındaki iştirak iradesi, suçun işlenişindeki rol dağılımı ve haksız menfaatin kimin eline geçtiği titizlikle incelenmelidir. Ortak faillerden birinin eylemi sadece diğerinin icra hareketlerini kolaylaştırma boyutunda kaldıysa, bu durum yardım etme kapsamında cezalandırılmayı gerektirir. Öte yandan, suçun üç veya daha fazla kişi tarafından ya da suç işlemek amacıyla kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri gereği cezada önemli oranlarda artırıma gidilecektir. Haksız menfaat sağlanan kişinin iştirak iradesi kanıtlanmadığı müddetçe sadece hesabına para gelmiş olması, onu doğrudan fail veya şerik yapmaya yetmeyecektir.
Suçların İçtimaı ve Yargıtay Uygulamaları
Failin tek bir eylemle birden fazla kanun hükmünü ihlal etmesi veya aynı suçu birden fazla kez işlemesi halinde içtima kuralları uygulanır. Bilişim dolandırıcılığında genel olarak gerçek içtima kurallarının uygulanması esastır; örneğin, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken aynı zamanda sahte resmî veya özel belge kullanılması durumunda fail her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. Şayet fail, aynı mağduru farklı zamanlarda birden fazla kez aynı yöntemle dolandırırsa, zincirleme suç hükümleri gündeme gelir. Ancak, başlangıçta hedeflenen toplam meblağın parça parça alınması zincirleme suçu değil, tek bir dolandırıcılık eylemini oluşturur. Farklı mağdurların tek bir internet ilanıyla eş zamanlı olarak dolandırılması olaylarında ise aynı neviden fikri içtima kuralları devreye girerek failin cezasının TCK madde 43/2 uyarınca artırılmasını gerektirmektedir.
Benzer Bilişim Suçları ile İçtihatlar Işığında Kıyaslama
Uygulamada bilişim dolandırıcılığı ile diğer bilişim suçları hukuki nitelendirme bakımından sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Yargıtay içtihatları, bu suçların ayrımında belirleyici temel kriterleri şu şekilde ortaya koymuştur:
- Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık: Hırsızlık suçunda fail, zilyedin rızası olmadan malvarlığını kendi hâkimiyetine geçirir; dolandırıcılıkta ise mağdur hileli hareketler sonucunda aldatılarak sakatlanmış iradesiyle malvarlığını teslim eder. Yargıtay, mağdurun iradesi fesada uğratılmadan doğrudan internet bankacılığı şifresinin kırılarak para transferi yapılmasını hırsızlık kapsamında değerlendirmektedir.
- Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması: Kart bilgilerinin ele geçirilerek mağdurun rızası dışında harcama yapılması bu suçu oluştururken, mağdurun bizzat aranıp güven telkin edilerek kendi eliyle para göndermesinin sağlanması nitelikli dolandırıcılık kapsamında kalmaktadır.
- Bilişim Sistemi Aracılığıyla Haksız Yarar Sağlama: Fail, bilişim sisteminin kodlarına veya işleyişine müdahale edip verileri değiştirerek haksız çıkar elde ederse ve ortada gerçek bir kişiye yöneltilmiş hile yoksa eylem bu suç tipine girer.